Linguist türkçesi Linguist nedir

  • Dilci.
  • Yabancı diller üzerine çalışan ve bu dilleri iyi bilen kimse.
  • Dil bilimcisi.
  • Dil öğrenen kimse.
  • Dil uzmanı.
  • Yabancı diller uzmanı.
  • Dilbilimci.

Linguist ile ilgili cümleler

English: Edward Sapir was an American linguist.
Turkish: Edward Sapir, Amerikalı bir dil bilimciydi.

English: Chomsky is a structural linguist.
Turkish: Chomsky bir yapısal dil bilimcidir.

English: Burak is a linguist and a translator.
Turkish: Burak bir dilbilimci ve çevirmendir.

English: Are we undemocratic when we try to impose our own linguistic norms on others?
Turkish: Biz başkalarına kendi dilsel normlarını empoze etmeye çalıştığımızda biz antidemokratik miyiz?

English: A developed perception of linguistic beauty is still lacking in her.
Turkish: Dilsel güzelliğin gelişmiş algısı hâlâ onda eksik.

Linguist ingilizcede ne demek, Linguist nerede nasıl kullanılır?

Linguistic : Dilsel. Dilbilim ile ilgili. Dile ait. Sözel. Dilbilimsel.

Linguistic atlas : Lehçeleri gösteren haritalar dizisi. Dil atlası. Eşsiz dilbilimsel özellikler dağılımını gösteren atlas.

Linguistic chart : Dil haritası.

Linguistic community : Dil topluluğu. Dilsel topluluk.

Linguistic context : Dilsel bağlam. Dil bağlamı.

Linguistic frontier : Çeşitli dillerin konuşulduğu bölgeleri birbirinden ayıran, dillerin yayılış alanını belirleyen çizgi. Dil sınırı.

 

Linguistic revolution : Dil devrimi.

Linguistic level : Dil düzeyi.

Linguistic geography : Dilbilimsel coğrafya. Konuşma biçimleri ve lehçelerinin bölgesel dağılımıyla ilgili bilim. Dilbilim coğrafyası. Dilsel coğrafya. Dil coğrafyası.

Linguistic group : Dal öbeği. Dil türkümü. Dil öbeği.

İngilizce Linguist Türkçe anlamı, Linguist eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Linguist ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Mortal : Ölümcül. Aşırı. Ölümlü. İnsan. Ölüm. Fani. İnsanlık. İnsanoğlu. Çok büyük.

Soul : Canlılık. Temel direk. Evrensel bir halk inanışına göre, tenden tam anlamıyla bağımsız olan ve ona can vererek yaşamını sağlayan; bireyden geçici bir süre için ayrıldığında bayılma, uyuma, düş görme, sayıklama ya da tutarık tutmasına, dönmemek üzere ayrıldığında ise ölümüne yol açan ölümsüz güç. Kişi. Dinlerin ve birtakım ikici felsefe öğretilerinin bedenden ayrı ve ölümsüz bir yaşamı olduğunu ileri sürdükleri varlık. Simge. Tin. Ruh. Öz.

Translator : Çevirici izlence. Çevirici. Çeviri yapan kimse. Mütercim. Tercüman. Çevirmen. Çeviren. Yazılı çeviri yapan kimse. Bir dilde yazılmış bir yapıtı başka dile aktaran kişi.

Philologist : Filolog. Filoloji bilgini. Dil bilgini.

Linguists : Dilbilimciler.

Lexicologist : Sözlük yazan veya derleyen kimse. Leksikolog. Leksikoloji konusunda deneyimli olan kimse. Sözlükbilimci.

Transcriber : Bilgi aktarma cihazı. Bir dildeki kelimelerin yerine bir diğer dildeki eş anlamlılarını kullanarak yazı yazan kimse. Tıpkı. Uyarlamacı. Tıpkılayıcı. Kopya edici. Çekimci. Bir yapıtın tıpkısını kendi elyazısı ile yazan ve asıl yapıtın böylece çoğaltılmasını sağlayan kişi (basımevlerinin bulunmadığı zamanlarda çoğaltma böyle yapılırdı).

 

Semiotician : Göstergebilimci. İşaret bilimci.

Grammarian : Gramerci. Gramer uzmanı. Dilbilgici. Dilbilgisi uzmanı.

Someone : Bir kimse. Şahsiyet. Kimse. Biri. Birisi. Önemli kimse.

Linguist synonyms : neurolinguist, psycholinguist, linguistic scientist, syntactician, bilingualist, computational linguist, sociolinguist, polyglot, individual, lexicographer, phonetician, bilingual, philologists, phonologist, semanticist, hebraist, scientist, person, somebody.

Linguist ingilizce tanımı, definition of Linguist

Linguist kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A talker. A master of the use of language.