Loans türkçesi Loans nedir

  • Borçlar.
  • Ödünç vermek.
  • İkrazlar.

Loans ile ilgili cümleler

English: The government will provide interest-free loans to firms that participate in the program.
Turkish: Hükümet programa katılan firmalara faizsiz kredi sağlayacak.

English: They could not get loans to keep their businesses open.
Turkish: Onlar işlerini açık tutmak için kredi alamadı.

English: Can you pay off your loans in a year?
Turkish: Kredini bir yılda kapatabilir misin?

Loans ingilizcede ne demek, Loans nerede nasıl kullanılır?

Emergency loans and advances : Kredi çekme şartlarını taşımayan banka kredileri. Acil krediler ve avanslar.

Amortissable loans : Kamu tüzel kişiliğince ödenilmesi yükümlenilen borçlanmalar. Ödenilmesi yükümlü borçlanmalar.

Amortizable loans : İtfası mümkün istikraz. Ödenebilir borçlar. Amortize edilebilir istikraz. Ödenimi tüzel kişilerce yüklenilen borçlar.

Commercial loans : Ticari n ikrazlar. Ticari krediler.

Commodity loans : Malın getirilmesi ya da tutusu karşılığı alınan borç para. Emtia kredisi. Zirai ürün, sanayi hammadde ve mamülleri ile ticari nitelikteki malların güvence gösterilmesi karşılığında açılan kredi. Mal belgeleri karşılığı borç. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Emtia karşılığı kredi. Emtia karşılığı ikrazat.

 

Public guaranteed loans : Kamu güvenceli borçlar. Kamu güvenceli özel kesim borçları. Hazine güvencesiyle alınan özel kuruluşların borçları. Hazine güvencesiyle alınan kamu kuruluşlarının borçları.

Fabricate loans : Uydurma borçlar iddaa etmek veya kaydetmek.

Redeemable loans : Önceden belirlenen plan çerçevesinde ödenen borçlar. türkiye’de önceden belirlenen plan çerçevesinde uzun vadeli iç ve dış kamu borçları. İtfaya bağlı borçlar.

Multilateral loans : Çok yanlı krediler. Proje ve program kredisi olarak dünya bankası ve bölgesel kalkınma bankaları gibi uluslararası finansman kuruluşları tarafından açılan krediler.

Sectoral adjustment loans : Kesimsel uyum kredileri. Dış ticaret hadlerindeki bozulma, reel faiz oranlarının yükselmesi, uluslararası borç krizinin patlaması ve dünya çapındaki durgunluğun genişlemesi gibi nedenlerle yapısal uyum kredilerinin üç-beş yılda tamamlanamaması üzerine kapsamının genişletilerek mali, ticari, tarım, enerji, sanayi, kamu kesimi gibi alanlara yönelik kesimsel reformların gerçekleştirilmesi amacıyla 1980’lerin ortasından itibaren gelişmekte olan ülkelere dünya bankası tarafından verilen krediler.

İngilizce Loans Türkçe anlamı, Loans eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Loans ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Loan : Ödünç verilen şey. Kitaplıktan dışarı çıkarılmasında sakınca görülmeyen gereçleri, belirli bir süre için, kitaplık dışında yararlanmak üzere okura verme. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Bir iktisadi karar biriminin bir diğerine karşı ödemesi gereken para veya yerine getirmek zorunda olduğu yükümlülük. Öneli geldiğinde geri alınmak ve ürem sağlamak amacıyla belirli bir süre için ödünç para verme. Ödünç verme işlemi. Kredi. Ödünç verme. Kitabın belirli süre için bir okuyucuya ödünç verilmesi ile ilgili olan ve kitabın, kim tarafından alındığını, ne zaman geri getirilmesi gerektiğini belirten kaydı tutma işi.

 

Debt : Borç. Borçlanma. Suç. Hesap. Sözleşmede üstlenilen yükümlülük. Verecek. Borçlu olma. Zimmet. Bir iktisadi karar biriminin bir diğerine karşı ödemesi gereken para veya yerine getirmek zorunda olduğu yükümlülük. İki ya da daha çok kişi arasındaki karşılıklı yükümlülük.

Home loan : Ev kredisi. Konut kredisi.

Mortgage loan : Konut edinmek amacıyla, bankaların ya da öteki kuruluşların, kişilere, edinecekleri konutu ya da taşınmazı karşılık tutarak verdikleri ödünç para. İpotekli kredi. İpotekli ikraz. Konut ödenci. Konut kredisi. İpotek kredisi. Konutu olmayan kimselerin bir konut edinebilmek için gereksindikleri, bir banka ya da benzeri kuruluştan belli süre ve ürem koşullarıyla geri ödemek üzere aldıkları para. Tutu ödenci. İpotek karşılığı kredi.

Call loan : Vadesiz kredi. Vadesiz borç. İstenildiğinde ödenmesi gereken borç. Vadesiz istikraz. Talep üzerine ödenen horç. Talep edildiği anda geri ödenmesi gereken borç. Talep edildiğinde geri ödenmesi gereken borç. İstemde bulunulduğu anda ödenmek koşuluyla verilen krediler. Çok kısa vadeli borç.

Debts : Pasif borçlar. Düyun. Borçlu olma. Borç.

Bank loan : Bankanın açtığı kredi. Bankadan alınan kredi. Banka ikrazatı. Banka kredisi. Bir banka tarafından borç verilen para.

Demand loan : Alacaklının talebi üzerine derhal ödenecek borç. Ödünç para isteği. Vadesiz borç.

Lends : Katkıda bulunmak. Borç vermek. Vermek.

Point : Bitirmek. Sayı. Tevcih etmek. Noktalamak. Nokta. Doğrultmak (silah). Doğrultmak. Punto. Sivrilmek. Uç.

Loans synonyms : participation financing, real estate loan, installment loan, loan participation, home equity loan, installment credit, home equity credit, direct loan, equity credit line, rent out, debits, lend, obligations, liabilities, hire out, give, participation loan, trust, personal loan, principal, farm out, time loan, advance, consumer loan.

Loans zıt anlamlı kelimeler, Loans kelime anlamı

Take : Yakalamak. (sınava) girmek. Kabul etme (vücut). Pay. (fotoğraf) çekmek. Hasat. Kavramak. Ele almak. Çevirmek. Yazmak.

Borrow : Borç almak. Alıntı yapmak. Ödünç almak. Ariyeten almak. Almak. Borç olmak. Ödünç alma. Borçlanma.