Lunk türkçesi Lunk nedir

Lunk ile ilgili cümleler

English: Ali and Mary went spelunking.
Turkish: Ali mağaraları keşfetmeye gitti.

English: He flunked his driving test three times.
Turkish: Sürücü testinde üç kez başarısız oldu.

English: Ali hopes he doesn't flunk out of school.
Turkish: Ali başarısızlıktan dolayı okuldan atılmamayı umuyor.

English: Ali found dragon eggs while spelunking.
Turkish: Ali mağaraları araştırırken ejderha yumurtaları buldu.

English: I didn't flunk.
Turkish: Sınıfta kalmadım.

Lunk ingilizcede ne demek, Lunk nerede nasıl kullanılır?

Lunkhead : Odunkafalı. Kalın kafalı. Mankafa. Geri zekalı.

Lunkheads : Geri zekalı. Odunkafalı. Mankafa. Kalın kafalı.

Lunks : Aptal. Beceriksiz.

Clunk : Yumruk sesi. Sert bir nesnenin yere vururken çıkardığına benzer ses. Güm güm.

Clunked : Güm güm ses çıkarmak. Yumrukla vurmak.

Clunkers : Hurda araba. Külüstür araba.

Flunk : Çakmak. Kalmak. Sınavda kalmak. Sınavdan veya dersten çakmak. Korkup vazgeçmek. Sınıfta çakmak. Sınıfta bırakmak. Sınavdan kalmak. Okuldan almak (başarısızlıktan). Başarısız olmak.

Clunking : Atın ayaklarını sert zemine vurduğunda çıkan ses. Yumrukla vurmak. Güm güm ses çıkarmak.

Flunked : Okuldan almak (başarısızlıktan). Çakmak. Sınıfta bırakmak. Başarısız olmak. Kalmak.

 

Flunked the exam : Testi başarı ile geçememiş. Sınavda başarısız olmuş.

İngilizce Lunk Türkçe anlamı, Lunk eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lunk ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bumpkinish : Sakar.

Birdbrain : Kafasız. Kuş beyinli. Kuş beyinli (argo terim). Sersem.

Blunderings : Acemi. Hantal. Sarsak. Gaf yapan. Pot kıran. Sakar. Hödük. Çam deviren.

Bumblers : İşin içine eden kimse. Kötü iş gören kimse. Pot kıran veya çam deviren kimse. Herşeyi berbat eden kimse. Aptallıkla veya dikkatsizlikle yanlış yapan kimse.

Blunderer : Çam deviren kimse. Kötü iş gören kimse. Pot kıran kimse. Pot kıran.

Barmcake : (argo terim) salak. Salak. Ahmak. Bir tür ekmek. Geri zekalı. Kepekli unlu yumuşak ve düz yuvarlak ekmek.

Skulk : Pusuya yatmak. Hırsız gibi dolanmak. Sinsi sinsi dolaşmak. Sinsice dolaşmak. Gizlice gitmek. Yan çizmek. Kaytarmak. Gizlenmek. Fırsat kollamak. Atlatmak.

Conceal : Örtbas etmek. İdare etmek. Gizlemek. Kapamak. Saklamak. Perdelemek. Ketmetmek. Örtmek. Gizli tutmak.

All thumbs : Zarif olmayan. Yetenekli olmayan. Hantal. Sakar.

Air sac : Tenek kesesi. Trake kesesi. (kuş) hava kesesi. Hava kesesi. Kuşlarda vücudun çeşitli kemiklerinin içinde bulunan ve akciğere bağlı olan içi hava dolu boşluklar. birçok böceklerde trakea boruları üzerinde yer almış olan hava dolu şişkinlikler. 3.bazı böcek larvalarında hidrostatik görevi olan trakea keseleri.

Lunk synonyms : lobe of the lung, bronchial artery, vena pulmonalis, alveolar bed, lower respiratory tract, alveolus, pulmonary vein, asinine, bird brain, hide, berk, bird brained, bumbling, botcher, amateur, botchers, bumblings, arses, besotted, airhead, airheads, aleck, berks, awkward, blundering, amateurish, respiratory organ, barmy, blunderers, ass, birdbrained, air cell, boors.

 

Lunk zıt anlamlı kelimeler, Lunk kelime anlamı

Show : Gösterimde olmak. Konu bakımından sıkı bir bütünlüğü olmayan, birbirlerine gevşekçe bağlanmış, tablo ya da skeçlerden kurulu kimi eğlendirici, kimi de alaycı, taşlayıcı özellikte bir gösteri. revü, bir fransız türüdür. Sahnelemek. Teşhir. Eğlence izlencesi. Açıklamak. Sergileme. Öğretmek. Revü. Sergi.

Dissociate : Ayrı tutmak. Ayrı olarak düşünmek. Çözünmeye uğramak. Çözüşmek. Ayrıştırmak. Ayrışmak. Ayırmak. Birbirinden ayrılmak.