Malar türkçesi Malar nedir

Malar ile ilgili cümleler

English: Mosquitoes carry malaria.
Turkish: Sivrisinekler sıtma taşırlar.

English: Michael Glawogger died of malaria in Monrovia, Liberia in April of 2014.
Turkish: Michael Glawogger, Nisan 2014'te Liberya'daki Monrovia kentinde sıtmadan öldü.

English: Ali caught malaria while he was travelling in Africa.
Turkish: Ali Afrika'da seyahat ederken sıkmaya yakalandı.

English: He has never really got over malaria he caught in the East during the war.
Turkish: Savaş sırasında Doğuda yakalandığı sıtmayı asla gerçekten atlatamadı.

English: He contracted malaria while living in the jungle.
Turkish: Ormanda yaşarken sıtmaya yakalanmış.

Malar ingilizcede ne demek, Malar nerede nasıl kullanılır?

Malar bone : Yanak kemiği. Elmacık kemiği.

Malaria : Alyuvarların sıtma asalaklarıyle bulaşmasından ileri gelen, ateş, titreme, üşüme nöbetleri ve sarılık gibi belirtilerle tanınan hastalık; bataklık iğezi, malarya. Sıtma. Malarya (medikal tıp terimi). İnsanlarda plasmodium falciparum, p. vivax, p. ovale, p. malariae adlı plasmodium türlerinin neden olduğu bir protozoon hastalığı, sıtma nöbeti, malarya. etkenler anopheles cinsindeki dişi sivrisineklerle taşınmaktadır. hastalıkta aşırı bitkinlik, ateş nöbetleri, terleme, titreme ve anemi gibi klinik belirtiler görülmektedir. hayvanlarda hastalığa diğer plasmodium türleri neden olmaktadır. Malarya. Sıtma hastalığı.

 

Malaria carrying mosquitos : Sivrisinek. Böcekler (ınsecta) sınıfının, iki kanatlılar (diptera) takımından, ince, uzun vücutlu ve dar kanatlı, dişisi sıtma asalağını insandan insana taşıyan, larvaları su yüzeyinde yatay olarak, erginleri bulundukları yere dikey olarak duran bir eklem bacaklı türü. anofel. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Sıtma sivrisineği.

Malaria tropica : Plasmodium falciparum’un neden olduğu, düzensiz olarak ortaya çıkan ateş nöbetleri şiddetli vakalarda akut sinirsel, böbrek ve mide bağırsak sistemi belirtileriyle ayırt edilen, en ciddi ve paraziteminin en yüksek olduğu sıtma formu. Tropikal malarya.

Malaria vaccines : İnsanlarda sıtmaya neden olan dört plasmodium türü veya kemiricilerde sıtmaya neden olan p. berghei ‘den elde edilen antijenlerle yapılan aşı. Sıtma aşıları.

Malarial : Malaryal. Malaryaya ait, malaryöz. Sıtmalı.

Malarial vaccines : İnsanlarda sıtmaya neden olan dört plasmodium türü veya kemiricilerde sıtmaya neden olan p. berghei ‘den elde edilen antijenlerle yapılan aşı. Sıtma aşıları.

Malarial parasite : Sıtma hastalığı etkenleri. Sıtma paraziti. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Sıtma yapan alyuvar asalaklarına örnek tür. (soydaşı birçok tür daha vardır.). Sıtma asalağı. Malarya paraziti. Sıtma hastalığı etkenleri. plasmodium. Bir hücrelilerin (protozoa), sporlular (sporozoa) sınıfından, p.falciparum, p.malariae, p.vivax türleri sıtma hastalığına sebep olan ve anofel denen sivrisinekle taşınan bir cins. plazmodyum.

 

Malariacidal : Malaryasidal. Sıtma etkenlerini yıkımlayan ajanlar.

Malarial disease agents : Coccidian protozoonların sıtma etkenlerini içeren bir cinsi, malarya paraziti, sıtma paraziti. plasmodium falciparum, p. malariae, p. ovale, p. vivax türleri insanlarda enfeksiyona neden olmaktadır. bu cins içerisinde insan dışındaki omurgalılarda enfeksiyona neden olan türlerde bulunmaktadır. bunlarda plasmodium berghei, p. chabaudi, p. vinckei ve p. yoelii kemiricilerde, p. brasilianum, p. cynomolgi, p. knowlei maymunlarda ve p. galinaceum tavuklarda enfeksiyona neden olmaktadır. Sıtma hastalığı etkenleri.

İngilizce Malar Türkçe anlamı, Malar eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Malar ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Zygomatic arch : Elmacık kemeri. Şakak kemiği çıkıntısı.

Bone : Süyek. Kemiğin önce bir alkali çözeltisinde, sonra bir hidroklorik asit çözeltisinde işlenip daha sonra kireçle çöktürülmesiyle elde edilen, en az % 17 fosfor içermesi koşul olan bir ürün. Kılçıklarını ayıklamak (balık). Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. İskeleti oluşturan, içinde kollagen teller ve kalsiyum tuzları bulunan, süngerimsi kemik ve sert kemik olmak üzere iki tipi olan, kasların bağlanmasıyla hareketi sağlayan, uzun, kısa ya da değişik boylarda olabilen, sertleşmiş bir özelleşmiş bağ dokusu tipi. Ayıklamak. Sünük. Tartışma konusu. Kemikler. Üstühan.

Bucca : Yüzün burnun iki tarafında bulunan parçası. Bukka, mala. Bukka.

Cheek : Saygısızca konuşmak. Yüz. Avurt. Balıklarda gözle preoperkul arasında kalan bölge. Arsızca konuşmak. Küstahlık etmek. Küstahlık. Yüzsüz olmak. Yanakların elmacık kemiğinden çene kemiğine kadar olan ve ağız boşluğu hizasına gelen kısmı. Arsızlık.

Cheeking : Küstahlık. Arsızca konuşmak. Yüzsüz olmak. Arsızlık. Saygısızca konuşmak. Küstahlık etmek. Yüz. Cüret.

Zygomatic : Elmacık kemiğine özgü. Şakak kemiği şakak kemiğine özgü. Elmacık kemiğiyle ilgili.

Arcus zygomaticus : Elmacık kemeri. Os zygomaticum'un proc. temporalis'i ile os temporale'nin proc. zygomaticus'unun birleşmesiyle oluşan kemer, arkus zigomatikus. Şakak kemiği çıkıntısı.

Buccal : Yanakla alakalı. Ağızsı. Ağzın kenarları ile alakalı. Yanak ile ilgili. Yanakla ilgili. Bukkal. Bukal. Ağza ait.

Malar synonyms : zygomatic process, jugale, zygoma, jugal point, os zygomaticum, zygomatic bone, cheekbone, molar bone, jugal bone, malar bone, cheekbones, skull, dimple, os, sidewall.

Malar ingilizce tanımı, definition of Malar

Malar kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Of or pertaining to the region of the cheek bone, or to the malar bone. The cheek bone, which forms a part of the lower edge of the orbit. Jugal.