Mezar nedir, Mezar ne demek

Mezar; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Mezar" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Yurdumuzun on dört yerinde Yunus'a ait olduğu söylenen türbe ve mezarlar vardır." - A. Kabaklı

Yerel Türkçe anlamı:

Reçineli çam.

Mezar, bk. mezel, mezer

Tütün denklerinde, ikinci nitelikteki tütünlerin yerleştirildiği taban ile kapak arası.

Mezar kısaca anlamı, tanımı:

Kabir : Mezar, sin.

Mezarını kazmak : Birinin kötülüğünü istemek, kötü duruma düşürmek için uğraşmak.

Mezardan çıkarmak : Bir kimseyi ölümden kurtarmak.

Mezar kaçkını : Çok zayıflamış kimse.

Mezar soyguncusu : Ölüyle birlikte gömülen değerli eşyaları çalan kimse, ölü soyucu, kefen soyucu, nebbaş.

Mezar taşı : Gömülen kişiye ait kimlik bilgileri, dua vb. yazıları kazınmış olarak üzerinde bulunduran ve mezarın baş ucuna dikilen taş, hece taşı.

Anıt mezar : Tarihî değeri olan kişilerin mezarı olarak yapılmış olan anıt değerindeki yapı, mozole.

Mezar taşı ile övünülmez : "kişi geçmişteki atalarıyla değil ancak kendi değeri ile övünmelidir" anlamında kullanılan bir söz.

Mezarcı : Mezar kazan kimse. Mezarın bakımını yapan kimse.

Mezarcılık : Mezar bakımını yapma işi. Mezar kazma işi.

 

Mezaristan : Mezarlık.

Mezarlık : Mezarların bulunduğu yer, kabristan, gömütlük, sinlik, tahtalıköy, mezaristan, bamyaratlası.

Ağrısız baş mezarda olur : "herkesin bir sıkıntısı vardır, bu sıkıntılar ancak ölümle biter" anlamında kullanılan bir söz.

Araba mezarlığı : Kullanılmaz duruma gelmiş veya eski arabaların bırakıldığı yer.

Beşikten mezara kadar : Bütün hayatı boyunca, ölünceye kadar.

Faydasız baş mezara yaraşır : "yaşayan kimse bir işe yaramalıdır, bir işe yaramayan kimsenin ölüden farkı yoktur" anlamında kullanılan bir söz.

Hazır mezarın ölüsü : Her hizmeti başkalarından bekleyen tembeller için söylenen bir söz.

Gömülü : Batmış, kaybolmuş. Gömülmüş olan, toprak altında saklanmış olan, metfun.

Makber : Mezar, kabir, metfen.

Gömüt : Mezar, metfen, kabir, makber, sin.

Mezar hücresi : (Mimarlık) Katakomplarda, içine ölülerin düşey olarak konulduğu üstü yarım kubbeli, süslü hücre. a. bk. katakomb.

Mezar mumu : Özellikle nemli topraklarda gömülen insan kadavralarında, ölümden bir süre sonra dokuların yıkımı sonucu, yağların hidroliziyle oluşan, suda çözünmeyen yağ asitleri, adiposir.

Mezar şiiri : Romantik öncesi devrinde, konu olarak geceyi, ölüleri ve mezarları alan içli şiir türü.

Mezar yazısı : Arap harfleri (çocuk dilinde).

Mezarlıh : mezarlık

Mezartaşı : Yazma kenarına işlenen bir oya türü. (*Yalvaç -Isparta)

Mezar ile ilgili Cümleler

  • Mezarlıkta, kendi kuyruğunu ısıran bir yılan heykeli var.
  • Biz mezarlığa gidiyoruz.
  • Ali Mary'nin mezarına bazı çiçekler koydu.
  • Babasının mezarını ziyaret etmek Mustafa için çok önemlidir.
  • Arkeologlar yüzün üzerinde mezar keşfetti, onlardan bir kaçı küçük çocuklara aitti.
  • Tom'un ebeveynleri buradan uzakta olmayan bir mezarlığa gömülü.
  • Ali Mary'nin cenaze töreni bitmeden mezarlıktan ayrıldı.
  • Tom'un sırrı kendisiyle beraber mezara gitti.
 

Diğer dillerde Mezar anlamı nedir?

İngilizce'de Mezar ne demek? : n. grave, tomb, rest, burial place, bed, sepulcher, sepulchre, vault

Fransızca'da Mezar : tombe [la], tombeau [le], sépulcre [le], sépulture [la]

Almanca'da Mezar : n. Begräbnis, Grab, Grube, Gruft

Rusça'da Mezar : n. могила (F), захоронение (N), гробница (F)

adj. могильный