Ministered türkçesi Ministered nedir

Ministered ile ilgili cümleler

English: The city of Aachen is administered as an independent district.
Turkish: Aachen kenti bağımsız bölge olarak yönetilmiş.

English: The nurse told Tom to count backwards from ten as she administered the anaesthetic.
Turkish: Hemşire Tom'a anestezi uygularken 10'dan geriye doğru saymasını söyledi.

Ministered ingilizcede ne demek, Ministered nerede nasıl kullanılır?

Administered : Verdirmek. Vermek (ilaç, ceza vb). Ettirmek. İdare etmek. Yönetmek. Hizmet etmek. Uygulamak. Yönetilen. İdare edilmiş. Yönetilmiş.

Administered price : Devlet ya da piyasaya hakim firmaca belirlenmiş fiyat. Azami fiyat. Hükümetçe belirlenen fiyat. Yönetimsel fiyat. Mal ve hizmet fiyatlarının piyasadan daha çok kamu yetkeleri tarafından belirlendiği fiyat. mal ve hizmet fiyatlarının istem ve sunum tarafından değil, firma yöneticileri tarafından belirlendiğini ve fiyatların belli bir dönem değişmeden kaldığını ifade eden ve bu anlamda ilk kez gardner c. means tarafından kullanılan kavram. (political price) sosyalist ekonomilerde mal ve hizmet fiyatlarının merkezi planlama yetkelerince belirlendiği fiyat. Güdümlü fiyat.

Administered pricing hypothesis : Güdümlü fiyatlandırma önsavı. Yoğunlaşmanın yüksek olduğu sanayilerde, ekonominin daralma dönemlerinde fiyatın daralmaya göre daha az düşürüleceğini ileri süren önsav.

 

Administered territory : Elde tutulan topraklar. Yönetilen bölge. İdare edilen bölge.

Administered vertical marketing system : Yönetilen dikey pazarlama sistemi. Yönetimli dikey pazarlama sistemi. Ürünün dağıtım kanalının, piyasadaki egemen firmanın denetimi altında bulunduğu dikey pazarlama sistemi türü. krş. birleşik dikey pazarlama sistemi, sözleşmeli dikey pazarlama sistemi.

Minister of education and culture : Eğitim bakanı. Eğitim ve kültürel işlerden sorumlu devlet yetkilisi (eğitim ve kültür bakanı).

Minister of commerce : Ticaret bakanı.

Minister of construction and housing : Tüm nüfusun ev sahibi olması ve inşaat sektöründen sorumlu devlet kurumu başkanı. İmar ve iskan bakanı.

Minister of communications : Telekomünikasyon politikaları ve düzenlemelerinden sorumlu devlet kurumu başkanı. Ulaştırma bakanı. İletişim bakanı.

Self administered questionnaire : Bilgi verecek kişinin doğrudan kendisinin okuyarak yanıtlayacağı sorulardan oluşmuş bir soru çizinliği kullanarak yazılı yanıtlar aracılığıyla gözlemde bulunma yordamı. Soruşturu.

İngilizce Ministered Türkçe anlamı, Ministered eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ministered ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Devil dodger : Kilise üyesi dindar kimse.

Look : Bakış. Görmek. Göstermek. Ümit etmek. Görünmek (güzel veya hasta vb). Görünmek. Ummak. İyileşmek. Görünüş.

 

Clerics : Rahip. Yazışma.

Curates : (sergi vb hakkında) küratörlüğünü yapmak. Stajyer papaz. Papaz yardımcısı.

Assisting : Yardımcı olmak. Asistanlık etme. Desteklemek. Hazır bulunmak.

Beholding : Dikkat etmek. Seyretmek. Seyretme. Görmek. Dikkatle bakma.

Attended : Hazır bulunmak. Eşlik etmek. Beraberinde getirmek. Devam etmek. Hizmet etmek. Katılmak. Dikkatini vermek. Dinlemek. Kulak vermek.

Be in charge of : Sorumlusu olmak. Sorumlu olmak. Başında olmak.

Ministered synonyms : man of the cloth, minister of religion, pastors, afford assistance, bear somebody out, secretary of state, attend on, minister plenipotentiary, cabinet secretary, befriend, beheld, curate, assist, gardant, take care, clergyman, bear out, blackcoat, maggid, behold, care for, onlooking, cares for, aid, abets, cabinet minister, administer to, assists, chaplain, rector, beholds, pastor, chancellors.

Ministered zıt anlamlı kelimeler, Ministered kelime anlamı

Layman : Avukatlık mesleğine mensup olmayanlar. Bir mesleğin yabancısı. Meslekten olmayan. Laik kimse. Ruhani sınıftan olmayan kimse. Meslekten olmayan kimse. Hukukçu olmayan kimseler. Laik. Rahip olmayan kimse. Ruhban sınıfından olmayan kimse.

Idle : (motor) boşta çalışmak. Başıboş. Avarelik etmek. Rölantide çalışmak. Avare. Gereksiz. Boşa harcamak. Tembel. Yersiz. Boş durmak.