Bu sayfada Thro ne demek nedir thro hakkında bilgiler sözleri ingilizce türkçede çevirisi thro resimleri yazıları türkçesi ne demek thro ile ilgili sözler cümleler bulmaca görseller thro hakkında yazı türkçe almanca ingilizcede sözlük anlamı kısaca tanımını ve benzeri diğer konuları inceleyebilirsiniz.
Thro nedir English: "How did you get in here?" "I climbed in through the window." Turkish: "Buraya nasıl girdin?" "Pencereden tırmandım." English: A ball flew in through the window. Turkish: Bir top uçarak pencereden içeri ...
Throat protector nedir : Gırtlak. Dar geçit. İmik. Spaut. Boğum. Ümük. Oyuk damlalık. Oluk. Gerdan. Boğaz. Protector : Muhafaza edici. Mevla. Hami. Sahip. Dayı. İltimasçı. Veli. Gözetici. Kral vekili. Koruyucu. [#Throat cancer : Gırtlak kanseri....
Throated nedir throated diver : Kuşlar (aves) sınıfının, dalgıç kuşları (gaviiformes) takımının, dalgıç kuşugiller (gaviidae) familyasından, kuzey palearktik bölge ve kuzey amerika'da dağlık, fundalık yerlerde bulunan, 70 cm kadar boyda,...
Throatiest nedir : Gırtlaksı. Gırtlağından konuşan. Gırtlaktan gelen (ses). Throatily : İştahlıca. Düşük boğuk bir sesle. Gırtlaksı bir şekilde. [#Kısık kaba bir sesle. Gırtlaktan gelen bir sesle. : Gırtlaksı ses. Sesin gırtlaksı boğuk öze...
Throatiness nedir : Gırtlak. Gerdan. Dar geçit. İmik. Ümük. Boğaz. Boğum. Oyuk damlalık. Spaut. Throatier : [#Gırtlaksı. Gırtlaktan gelen (ses). Gırtlağından konuşan. : Gırtlaksı. Gırtlaktan gelen (ses). Gırtlağından konuşan. Throatily : Gı...
Throatlatch nedir Throatlatch kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A strap of a bridle, halter, or the like, passing under a horse`s throat. Boğaz kayışı....
Throaty nedir cancer : Gırtlak kanseri. Throat protector : Boğaz koruyucusu. swab : Boğazdaki bakterileri kontrol etmekte kullanılan cihaz. Boğaz bezi. Boğaz pamuğu. Boğaz sürüntüsü. Cut throat competition : Yıkıcı rekabet. Aksak rekabe...
Throb with pain nedir : Hafif bir hırıltıyla durmadan işlemek (makine). Titreşmek. Zonklamak. Küt küt atmak. Hızla vurmak. Titremek. Kalbi çarpmak. Nabız gibi atmak. Zonklmak. Hafif bir hırıltıyla çalışmak (makine). With : Yanına. Canlı. Berabe...
Throbbing nedir English: I have a throbbing pain here. Turkish: Burada zonklayan bir ağrım var. English: Her heart was throbbing with excitement. Turkish: Heyecandan kalbi titriyordu. English: My head is throbbing because of all...
Throat nedir English: Do you have a sore throat and a headache? Turkish: Boğaz ve baş ağrın var mı? English: Ali grabbed Mary by the throat and started choking her. Turkish: Ali Mary'yi boğazından yakaladı ve onu boğmaya başl...
Throat cancer nedir English: I have throat cancer. Turkish: Gırtlak kanseri oldum. : Oyuk damlalık. Spaut. Oluk. İmik. Boğaz. Ümük. Gırtlak. Gerdan. Boğum. Dar geçit. Cancer : Yengeç dönencesi. Onkoloji. Seretan. Kanser. Organizmada meyd...
Throat swab nedir : Ümük. Spaut. İmik. Gerdan. Oluk. Dar geçit. Boğaz. Gırtlak. Oyuk damlalık. Boğum. Swab : Alçak herif. İlaçlı pamuk. Tayfa. Bez. Paspas bezi. Svab. Eküvyon. Temizlemek (pamuklu çubukla). Palas turpa. [#Throat cancer : Gır...
Throatier nedir : Gırtlağından konuşan. Gırtlaktan gelen (ses). Gırtlaksı. Throatily : Gırtlaksı bir şekilde. İştahlıca. Gırtlaktan gelen bir sesle. Düşük boğuk bir sesle. [#Kısık kaba bir sesle. : Gırtlaksı ses. Sesin gırtlaksı boğuk öze...
Throatily nedir : Gırtlaksı. Gırtlağından konuşan. Gırtlaktan gelen (ses). Throatiest : Gırtlaksı. Gırtlaktan gelen (ses). Gırtlağından konuşan. [#Throatiness : Gırtlaksı ses. Sesin gırtlaksı boğuk özelliği. Throating : Boğum. Spaut. Ümük...
Throating nedir : Sesin gırtlaksı boğuk özelliği. Gırtlaksı ses. Throatier : Gırtlağından konuşan. Gırtlaktan gelen (ses). Gırtlaksı. [#Throatiest : Gırtlağından konuşan. Gırtlaktan gelen (ses). Gırtlaksı. Throatily : İştahlıca. Gırtlakta...
Throats nedir English: Ali and Mary are always at each other's throats. Turkish: Ali ve Mary her zaman birbirleriyle kavga ederler. : Kıran kırana. Zalim. Amansız. Cani. Aydınlanmak. Acımasız. Tefeci. İnsafsız. Kıyasıya. Katil. Thr...
Throb nedir English: Her heart was throbbing with excitement. Turkish: Heyecandan kalbi titriyordu. English: My head is throbbing because of all the vodka I had last night. Turkish: Dün gece içtiğim tüm votkadan dolayı başım...
Throbbed nedir : Zonklama. Vuru. Çarpma. Zonklayan. Güçlü şekilde çarpan veya atan. Vuran. Çarpıntı. Döven. Çarpan. Throbbing pain : Zonklayan ağrı. Zonklama ağrısı. [#Throbbingly : Çarpıntılı bir şekilde. Throb with pain : Ağrımak. thro...
Throbbing pain nedir English: I have a throbbing pain here. Turkish: Burada zonklayan bir ağrım var. : Döven. Zonklayan. Çarpan. Zonklama. Vuran. Çarpma. Çarpıntı. Vuru. Güçlü şekilde çarpan veya atan. Pain : İncitmek. Acı çekmek. Sancı. ...