Throat türkçesi Throat nedir
Throat ile ilgili cümleler
English: Do you have a sore throat and a headache?
Turkish: Boğaz ve baş ağrın var mı?
English: Ali grabbed Mary by the throat and started choking her.
Turkish: Ali Mary'yi boğazından yakaladı ve onu boğmaya başladı.
English: Ali cleared his throat nervously.
Turkish: Ali gergin biçimde gırtlağını temizledi.
English: Ali cleared his throat and began to speak.
Turkish: Ali boğazını temizledi ve konuşmaya başladı.
English: Ali grabbed Mary by the throat and choked her.
Turkish: Ali Mary'yi boğazından yakaladı ve onu boğdu.
Throat ingilizcede ne demek, Throat nerede nasıl kullanılır?
Throat cancer : Gırtlak kanseri.
Throat protector : Boğaz koruyucusu.
Throat swab : Boğaz sürüntüsü. Boğazdaki bakterileri kontrol etmekte kullanılan cihaz. Boğaz bezi. Boğaz pamuğu.
Cut throat competition : Aksak rekabet piyasasında üretim yapan firmaların ürettikleri mal ve hizmet fiyatlarını yıkıcı fiyatlandırma yöntemiyle belirleyerek yaptıkları rekabet. Yıkıcı rekabet.
Ear nose throat specialist : Üst solunum sistemi (kulak burun boğaz) ile ilgili hastalıkların tedavisiyle ilgilenen doktor. Kulak burun boğaz uzmanı.
Cleared his throat : Boğazındaki balgamı gidermek için küçük bir öksürme yapmış. Boğazını temizlemiş.
Lesser white throat : Küçük ak gerdanlı ötleğen. Kuşlar (aves) sınıfının, ötücü kuşlar (passeriformes) takımının, ötleğengiller (sylviidae) familyasından, avrupa, kuzey ve ön asya'daki ormanlarda yaşayan, türkiye'nin her yerinde yazın kuluçkaya yatan, 12.5 cm kadar uzunlukta, sırtı kül, kahverengi, karnı ak renkli, böcek, böcek larvaları ve meyveler ile beslenen, göçmen bir tür. çit ötleğeni, akgerdan ötleğen.
Septic sore throat : Boğazda bulaşıcı hastalık veya ağrı. Septik iltahaplı boğaz.
Ear nose and throat : Kulak burun boğaz. Tüm bu vücut parçalarını etkileyen hastalıklarla özellikle ilgilenen tıp alanı.
Has a sore throat : Boazı şiş. Boğazı iltihaplı. Boğazı ağırıyor.
İngilizce Throat Türkçe anlamı, Throat eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Throat ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Gorging : Tıka basa doldurmak. Tıkınmak. Tıka basa yemek. Tiksinti. Atıştırmak. Tıkanmak. Yemek atıştırmak. Geçit.
Guttural : Gırtlaksı. Gırtlaktan. Gırtlakla ilgili. Gırtlaksı ses. Kısık. Boğuk. Damak ünsüzü. Gırtlak sesi. Dil sırtının tümseklenip ön veya art damağa yaklaşması veya dokunması ile çıkarılan ünsüz türleri: kesmek, gezmek, ekmek, kalın, atkı, yoğurt, yiğit, banka, yonga kelimelerindeki k / k /, g / g, ğ ve n ünsüzleri gibi. bunlardan k / g, dil sırtının ön tarafı ile ön damak arasında boğumlandıkları için ön damak ünsüzleri; k / g ünsüzlüre de dil sırtının arka tarafı ile art damak arasındaki bölgede soğumlandıkları için art damak ünsüzleri adlarını alırlar. ğ ve n ünsüzleri her iki türde de yer alır. boğumlanma noktaları, hece kurdukları ünlülerin kalın veya ince oluşu ile ayarlanır: eğer, ağar, zengin, yangın gibi.
Gnarl : Yumruluk. Bükmek. Homurdanmak. Yumru. Dolamak. Mırıldanmak. Budak. İri budak. Burmak.
Constrictions : Sıkışıklık. Daralma. Büzülme. Kısıtlama. Büzme. Daraltma. Sıkma. Kesit daralması.
Laryngopharynx : Laringofarenks. Yutağın gırtlakla ilişkili, epitel katmanı çok katlı yassı ve epitel altı gevşek bağ dokudan oluşan bölümü. Yutağın alt kısmı (gırtlağın üstünde bulunan). Laringofarinks. Larengofarenks.
Tubular cavity : Borusal boşluk.
Conduit : İletme. Suyolu. Kanal. Mecra. Arna. Aracı kuruluş. Avgın. Su yolu. Boru.
Constrict : Büzmek. Daraltmak. Sıkıştırmak (elbise vb). Büzme. Sıkıştırmak. Sıkmak. Kısıtlamak. Baskı yapmak. Kısmak.
Coulisse : Borsa dışında alışveriş yeri. Kulis. Sürme pencerenin hareket ettiği oluk. Bir şeyin içinden kayması için olan oluk. Kanal. Borsadaki gayri resmi faaliyet.
Jowl : Yanak altı. Gıdık. Gıdı. Çene kemiği. Çene. Çifte gerdan. Alt çene. Altçene kemiği.
Throat synonyms : pharyngeal tonsil, tonsilla pharyngealis, tonsilla adenoidea, third tonsil, gustatory organ, upper respiratory tract, digestive tube, luschka's tonsil, gi tract, pharyngeal recess, esophagi, lingua, ganglion, larynxes, bottleneck, fauces, esophagus, defiles, nasopharynx, laryngeal, knobs, gorges, larynx, taste bud, narrows, internodes, pharynx, drainpipes, internode, duct, gush, throating, cleft.
Throat ingilizce tanımı, definition of Throat
Throat kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To utter in the throat. To mutter. The part of the neck in front of, or ventral to, the vertebral column. As, to throat threats.

Bu kısımda Throat kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Throat ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Throat anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Throat ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.