Gırtlak nedir, Gırtlak ne demek

Gırtlak; bir anatomi terimidir.

"Gırtlak" ile ilgili cümle

  • "Gırtlak veremi midir nedir, çehresinde damla kan yok." - S. M. Alus
  • "Gırtlak derdi."

Biyoloji'deki anlamı:

Memeli hayvanlarda ve insanda ses çıkarma organı olarak da görev yapan, akciğerle soluyan omurgalı hayvanlarda soluk borusunun kıkırdak iskeletle desteklenmiş üst bölgesi. Larinks.

Gramer anlamı:

Nefes borusunun bittiği ve ses borusunun başladığı yerde, nefes borusunun en üst halkası üzerine oturtulmuş beş parça kıkırdaktan oluşan ve içindeki ses telleri (ses dudakları) yardımıyla insan sesinin oluşmasını sağlayan küçük kutu biçimindeki organ. Gırtlağı oluşturan kıkırdaklar, biçimlerindeki benzerlik dolayısıyla halka kıkırdak, kalkan kıkırdak, ibriksi kıkırdaklar, armutsu kıkırdak adlarını alır. Kalkan kıkırdağın ön üst kısmı erkeklerde âdem elması denilen bir çıkıntı oluşturur. Gırtlağın yutma sırasında nefes borusunu kapatan kısmına da gırtlak kapağı denir. Gırtlağın, nefes alma durumunda, bir ikiz kenar üçgen şeklinde açık kalan, konuşma sırasında ibriksi kıkırdağı harekete getiren, adalelerin veya ses tellerinin küçülmesi ile kapanan kısmı ses yarığı adını alır. Gırtlağın önde halka ve kalkan kıkırdakların iç yüzüne bağlı bulunan ve gırtlağın ortasındaki iki kiriş oluşturan adale demetine ses telleri denir. Bunlara bk.

 

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Yutak ve soluk borusunu birbirine bağlayan solunum sistemi bölümü, larenks. Sesin oluşturulmasını sağlayan bu kısım mukoza, kıkırdak ve kaslardan yapılmıştır.

Zooloji alanındaki anlamı:

(anlamdaş. larinks): Akciğerle soluyan omurgalı hayvanlarda soluk borusunun kıkırdak iskeletle desteklenmiş üst bölgesi. Memeli hayvanlarda ve insanda hava yolu görevinden başka ses çıkarma organı olarak da görevlidir.

İngilizce'de Gırtlak ne demek? Gırtlak ingilizcesi nedir?:

larynx

Fransızca'da Gırtlak ne demek?:

intubation du larynx, tubage du larynx, larynx

Osmanlıca Gırtlak ne demek? Gırtlak Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

hançere

Gırtlak hakkında bilgiler

Gırtlak (larinks veya larenks), boynun ön soluk borusunun üst kısmında yer alan bir solunum ve ses organı. Boynun ön tarafında; yetişkinlerde 3. ve 6. , bebeklerde ise 2. ve 4. boyun omurları hizasında bulunur. Basit bir kutu görünüşünde olan gırtlak; kıkırdak, zar ve bağlardan yapılmış önemli vazifeleri bulunan bir organdır. Solunum yolunun üst kısmını teşkil eder ve aynı zamanda ses organıdır. Bu sebeple gırtlağın yapısı solunum borusunun diğer kısımlarından daha farklı ve karışıktır.

 

Gırtlağın üst deliği solunum yolunu daraltabilecek ve hatta icabında tamamıyla kapatabilecek bir mekanizmaya sahiptir. Bilhassa sesin meydana gelmesi ile ilgili olan bu mekanizma, icabında solunum yolunu kapatmak suretiyle yabancı maddelerin daha içerilere girmesine mani olur. Bu suretle organizma kendini ölüme bile götürebilecek olan bir hadiseden kurtulma imkânına sahip bulunmaktadır.

Büluğ çağında erkek çocukların gırtlağı hızla büyümeye başlar. Bütün kıkırdaklarda ve her yönde cereyan eden bu büyüme sonucunda bir sene zarfında mizmar aralığının uzunluğu hemen hemen iki misline çıkar. Ses kıvrımlarının (ses tellerinin) uzaması neticesinde bu çağda erkek çocuklarının sesi değişir ve kalınlaşır. Kız çocuklarında gırtlağın büyümesi büluğ çağında da yavaştır. Bu yüzden gırtlak erkeklerde hem genişlik hem de uzunluk bakımından kadınlardan daha büyüktür. Gırtlağın çevresi erkeklerde ortalama 136, kadınlarda 112 milimetre kadardır. Cins ve yaş durumlarından başka, çeşitli şahıslarda da gırtlak büyüklük ve şeklinde çeşitli farklılıklar görülebilr. Bundan dolayı insanların sesleri de birbirinden çok farklıdır. 20 yaşından itibaren gırtlak kıkırdakları kemikleşmeye başlar ve elastiki kıkırdaktan yapılmış olan epiglot ve ses tellerinin bağlandığı çıkıntılar hariç diğer kıkırdakların büyük kısmı yaşlılarda kemikleşmiş olur.

Gırtlağın iskeletini meydana getiren kıkırdaklar dokuz tanedir. Bunların üçü çift, üçü tektir. Tek olanlar tiroit kıkırdak (kalkansı kıkırdak), krikoit kıkırdak (yüzüksü kıkırdak) ve epiglot (gırtlak kapağı kıkırdağı)tur. Çift olanları ise aritenoit, corniculat ve cuneiform kıkırdaklarıdır. Tiroit kıkırdağın boynun ön tarafında yaptığı çıkıntıya halk arasında adem elması ismi verilir. Gırtlağın kasları da beş tanedir. Bunlardan dört tanesi çift, bir tanesi de tektir. Bunların kimisi ses tellerini uzatır, kimisi de kısaltır. Yine kasların bazıları mizmar aralığını daraltırken, bazıları da genişletir. Gırtlak kaslarının vazifelerinden ikincisi ise, yabancı cisim ve zararlı maddelerin alt solunum yollarına geçmesini önlemek için gırtlağı kapatmaktır. Bu kasları harekete geçiren uyarı, yabancı zararlı maddelerin gırtlak iç yüzeyine teması neticesinde meydana gelen reflekstir.

Gırtlak ile ilgili Cümleler

  • Bazı insanlar gırtlaklarına kadar borçta.
  • Gırtlak kanseri oldum.
  • İnsan sesi gırtlak ürünüdür.
  • George inanılmaz büyüklükte bir gırtlak kemiğine sahiptir.

Gırtlak anlamı, tanımı:

Soluk : Tarz. Rengi atmış olan, solmuş, uçuk. Parlaklığını, gücünü yitirmiş (ışık). Akciğerlere çekilen, akciğerlerden atılan hava, nefes. Ciğerlere hava alıp verme. Rengi kaybolmuş, matlaşmış (nesne).

Boru : Borazan. Bir yerden başka bir yere sıvı, gaz vb. aktarmaya yarayan, içi boş, uçları açık, uzun ve dar silindir.

Gırtlak gırtlağa gelmek : Kıyasıya dövüşmek.

Gırtlağına basmak : Birine bir şey yaptırmak için dayatmak veya inat etmek.

Gırtlağına kadar : Çok fazla.

Gırtlağına sarılmak : Peşini bırakmamak, musallat olmak.

Gırtlağından kesmek : Herhangi bir amaç için yiyeceğinden kısıntı yapmak, boğazından kesmek, tasarruf etmek.

Gırtlak ünsüzü : Akciğerlerden gelen havanın gırtlaktaki yarı kapalı engellere çarpıp gevşemesi ile oluşan sert ünsüz.

Gırtlağına düşkün : Çok yiyip içen.

Gırt : Sert veya kalın bir şey kesilirken çıkan ses.

Gırtlaklama : Gırtlaklamak işi.

Gırtlaklamak : Birinin gırtlağını sıkmak.

Gırtlaklaşma : Gırtlaklaşmak işi.

Gırtlaklaşmak : Birbirinin gırtlağına sarılarak dövüşmek.

Gırtlaklayış : Gırtlaklama işi.

Gırtlaksı : Gırtlakta boğumlanan (ses).

Bölüm : Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Çağ, devir. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon.

Ümük : Boğaz. Gırtlak.

Hançere : Gırtlak.

Solunum : Bitkilerde geceleri oksijen alıp karbondioksit verme, gündüzleri ise karbondioksit alıp oksijen verme biçiminde görülen hareket. Bütün canlılarda, oksijen alıp karbondioksit verme biçiminde görülen hareket, teneffüs.

Organ : Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş. Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv.

Taraf : Yön, yan, doğrultu. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Yöre, yer.

Yetişkin : Evlenme çağına gelmiş (kimse). Kanunların belirttiği belli bir yaşı aşmış, toplumsal sorumluluklarını bilme durumunda olan genç. Beden, ruh ve duygu bakımlarından olgunluğa erişmiş olan (kimse). Yetişmiş, olgunlaşmış. Gelişimin herhangi bir yönünde veya tümünde duraklama düzeyine erişmiş olan.

İçme : İçmek işi. İçinde birtakım mineraller ve tuzlar bulunan, suyu ilaç olarak ve çoğunlukla iç sürdürmek için içilen kaynak, içmece.

Ses : Kulağın duyabildiği titreşim, seda, ün. Akciğerlerden gelen havanın ses yolunda oluşturduğu titreşim. Duygu ve düşünce. Herhangi bir davranış, tutum karşısında uyanan ruhsal tepki. Aralarında uyum bulunan titreşimler.

Gırtlak abanığı : Gırtlaktan çıkan abanık.

Gırtlak arka siniri : N. laryngeus recurrens’lerin, gırtlağa ulaşan ve m. cricothyreoideus dışında tüm gırtlak kaslarını uyaran son kısımları, nervus laringeus kaudalis.

Gırtlak boşluğu : Gırtlak girişinden cartilago cricoidea’nın arka kenarına kadar uzanan boşluk, kavum laringis.

Gırtlak burtarımı :

Gırtlak daralması : Gırtlağın çeşitli nedenlere bağlı olarak daralması, larenks stenozu, larengostenozis.

Gırtlak felci : Onuncu kafa siniri veya Nervus laryngeus recurrens sinirlerindeki doğuştan veya kazanılmış patolojik değişimler nedeniyle gırtlak kaslarının işlevlerini kaybetmesi, larenks paralizi, larenks felci, larengopleji.

Gırtlak girişi : Kavum faringisle kavum laringisi birleştiren geçit, aditus laringis.

Gırtlak, hançere : Azerbaycan Türkçesi: gırtlag; Türkmen Türkçesi: bogaz ~ damak; Gagauz Türkçesi: gırtlak;Özbek Türkçesi: boğiz; Uygur Türkçesi: boğuz; Tatar Türkçesi: faringal' ~ yotqılıq; Başkurt Türkçesi: tamaq; Kmk:tamak; Krç.-Malk.: bogurdak ~ tamak; Nogay Türkçesi: tamak; Kazak Türkçesi: kömey; Kırgız Türkçesi: kömököy; Alt:: tamak; Hakas Türkçesi: ödös ~ tamah; Tuva Türkçesi: ök; Şor Türkçesi: tabak; Rusça: gortan'

Gırtlak kapağı : (Yun. epi: üzerinde; glotta: dil) Besin yutulduğu zaman soluk borusunun açıklığı üzerine eğilerek onu kapatan telsi, kıkırdaksı, hareket edebilen esnek uzantı. Epiglottis. Dil tabanının biraz altında, gırtlağın üst kısmında bulunan, kıkırdaktan yapılmış hareketli kapakçık. Seslerin boğumlanması sırasında, ses yolunun açılıp kapanmasında, daralıp genişlemesinde ve türlü biçimlere girmesinde görev alan organ. (biyoloji)

Gırtlak kapağı kıkırdağı : Epiglot kıkırdağı, dilcik kıkırdağı, gırtlağın girit kısmında yer alan gırtlak kıkırdağı, kartilago epiglottika.

Diğer dillerde Gırtlak anlamı nedir?

İngilizce'de Gırtlak ne demek? : adj. laryngeal, guttural, pharyngal, pharyngeal

n. throat, gullet, larynx, gorge, maw

Fransızca'da Gırtlak : gorge [la], gosier [le], larynx [le]

Almanca'da Gırtlak : n. Gurgel, Hals, Kehle, Kehlkopf, Larynx, Rachen, Schlund

Rusça'da Gırtlak : n. гортань (F), глотка (F), кадык (M), яблоко: Адамово яблоко (N), пропитание (N)

adj. горловой, гортанный