Nucleosidase türkçesi Nucleosidase nedir
- Biyoloji alanında kullanılır.
- Nükleosidaz.
- Nükleozidleri parçalayan bir enzim.
- Nükleositleri hidroliz ile parçalayan enzim.
- Nükleositler hidrolizinde katalizör görevi olan enzim türü (kimya).
Nucleosidase ingilizcede ne demek, Nucleosidase nerede nasıl kullanılır?
Nucleoside : Nükleotidlerin hidrolizinden meydana gelen bir madde grubu. Riboz ya da deoksiriboz şekerine bağlı bir pürin ya da pirimidin bazından (adenin, guanin, sitozin, timin ya da urasil) oluşan herhangi bir grup bileşik. adenozin, sitidin, üridin, timidin, guanidin gibi. Bir pürin veya pirimidin bazının riboz veya deoksiriboz şekerine bağlanmasıyla oluşan bir bileşik. Dna ve rna'da bulunan şeker ve bazdan oluşan organik bileşik (biyokimya). Nükleosit. Nükleozid. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Nükleosid.
Nucleoside diphosphate kinase : Atpnin terminal fosfat grubunun nükleosit difosfata geri dönüşlü transferini katalize eden enzim. Nükleosit difosfat kinaz.
Nucleoside diphosphate sugar : Nükleosit difosfat şeker. Şeker molekülünün koenzime benzer taşıyıcısı. polisakkarit ve şeker moleküllerinin enzimatik üretiminde işlev görür.
Nucleoside monophosphate kinase : Atpnin terminal fosfat grubunun, nükleosit monofosfata transferini geri dönüşlü katalize eden enzim. Nükleosit monofosfat kinaz.
Ribonucleosid : Ribonükleosit. D-riboz bulunan nükleosit. örnek: adenozin.
Mononucleosis : Kanda tek çekirdekli hücre sayısında anormal artış. Mononükleoz.
Anisonucleosis : Hücre çekirdekleri arasında büyüklük ve biçim bakımından farklılıkların bulunması, anizonükleozis, çekirdek pleomorfizmi. Anizonükleozis. Çekirdek eşitsizliği.
Ribonucleoside : Pürin veya pirimidin bazlarının riboz şekerine bağlanmasıyla oluşan nükleosit. Ribonükleosit.
İngilizce Nucleosidase Türkçe anlamı, Nucleosidase eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Nucleosidase ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Abambulacral area : Abambulakral bölge. Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi.
Abramis zone : Abramis zonu. Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi. Akarsuların durgun akan bölgeleri.
Adenosine : Bir pürin bazı olan adeninin riboz şekerine bağlanmasıyla oluşan nükleosit. Adenosin. Adenozin. Ribonükleik asitten oluşan beyaz kristalli nükleosit. Bir pürin bazı olan adeninin riboz veya deoksiriboz şekerine bağlanmasıyla oluşan nükleosit. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bir pürin bazı olan adeninin riboz ya da deoksiriboz şekerine bağlanması ile oluşan nükleosit.
Thymidine : Timidin.
Aardvark : Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür. Yer domuzu. Borudişli. Karınca yiyen. Yerdomuzu.
Abductor muscle : Abdüktör kas. Uzaklaştırıcı kas. Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas.
Cytidine : Sitidin.
Aardvarks : Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım. Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Yerdomuzu. Damarlı dişliler. Yer domuzugiller.
Abiotic environment : Abiyotik çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Cansız çevre. Abiyotik ortam.
Aardwolf : Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür. Yeleli sırtlan. Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli.
Nucleosidase synonyms : deoxyadenosine, deoxythymidine, deoxyguanosine, deoxycytidine, inosine, abiotic factor, a cells, a protein, glycoside, abo blood groups system, a cell, abacus bodies, acacia, a chromosome, a site, guanosine.

Bu kısımda Nucleosidase kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Nucleosidase ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Nucleosidase anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Nucleosidase ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.