Oksi nedir, Oksi ne demek
Oksi; Kimya alanında kullanılan bir sözcüktür.
Kimya'da terim anlamı:
Oksijen köprüsünü (-O-) gösteren ön ek, ara ek, son ek. Örneğin ; etoksi, metoksi, vb.
Oksi ile ilgili Cümleler
- Oksijen su yapmak için hidrojenle tepkir.
- Oksijensiz bir şey yakamazsın.
- Nitrous oksit'in uzun bir zaman önce anestetik olarak kullanımı durdu.
- Su, hidrojen ve oksijenden oluşur.
- Oksitan kültürünü severim.
- Havadaki oksijen seviyesi azalıyor.
- Oksijenimiz azaldığında esneriz.
- Bir su molekülü üç atomdan oluşur: iki hidrojen ve bir oksijen.
- Odada neredeyse hiç oksijen yok.
- Oksijensiz bütün hayvanlar uzun zaman önce gözden kaybolurdu.
- Oksitancayı seviyorum.
- Ayda oksijen yok.
- Oksijen yetersizliğinden öldü.
Oksi anlamı, tanımı
Atlanto oksipital kaynaşma : Birinci boyun omurunun kondilus oksipitalislerle birleşmesi veya kaynaşmasıyla belirgin bir yapılış bozukluğu, atlanto-oksipital yapılış bozukluğu, Arap atlarında atlantooksipital yapılış bozukluğu. Buzağılarda ve Arap taylarında doğuştan veya doğumu takiben iki ay içerisinde belirginleşen tetraplejiyle birlikte görülür. Arap atlarında kalıtsaldır
Atlanto oksipital sublüksasyon : Kimi Arap taylarında, atlasın oksipitalizasyonu ve aksisin atlantalizasyonu sonucu oluşan olasılıkla kalıtsal olarak bir yapılış bozukluğu olarak görülen tam olmayan çıkık. Taylar ölü veya dört bacakta felç veya ilerleyici bir kas koordinasyon bozukluluğu bulguları gösterir.
Atlanto oksipital yapılış bozukluğu : Atlanto-oksipital kaynaşma.
Bakırlı oksidazlar : Prostetik grubu olarak batar (Cu2+) kapsayan oksidazlar. Prostetik grup olarak bakır içeren oksidazlar.
Baryum oksit : Formülü BaO, mol kütlesi 153,3 g, e.n. 1923 °C olan, beyaz toz veya kristal halinde bulunan, suda çözünen, cam endüstrisinde kullanılan bir madde.
Cıva oksit : Biçimsiz, kokusuz, ılımlı etkinliğe sahip genellikle deri ve göz merhemi olarak hazırlanıp kronik egzama ve benzerleri hastalıklarla konjuktivitisler, kornea ülseri ve egzamatöz göz enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılan, portakal sarısı renkte bir toz.
Clark oksijen elektrodu : Çözünmüş oksijen için voltametrik bir algılayıcı ; burada oksijeni geçiren bir zar vardır. Katotda oksijen indirgenir, anotta ise gümüş, AgCl şeklinde yükseltgenir.
Çinko oksit : Antiseptik etkili ve hafif düzeyde ağrı kesici etki ile büzüştürücü özelliğe sahip, egzama, kellik, irinli sivilce, kaşıntı ve alerji olaylarında kullanılan sarımsı-beyaz renkte yumuşak toz şeklinde bir bileşik.
Çözünmüş oksijen : Suda çözünmüş durumda bulunan, mg/L veya ppm olarak belirtilen oksijen miktarı.
Döteryum oksit : Formülü D2O olan ağır su.
Gulonolakton oksidaz : Glikoz-1-fosfattan askorbik asit sentez yolunda gulonolaktonu askorbik aside çeviren enzim. Bu enzim insan, kobay, maymun, kimi kuş ve balıklarda bulunmadığı için bu türler askorbik asidi diyetle almak zorundadırlar.
Hidrojen oksit : Su, H2O.
İterbiyum oksit : Formülü Yb2O3, yoğunluğu 9,2 g/mL, e.n. 2346 °C olan , hafifçe nem çekici, sıcak seyreltik asitlerde çok, soğuk asitlerde az çözünen, havadan su ve karbon dioksiti absorplayan, özel alaşımlarda, özel cam yapımında ve katalizör olarak kullanılan, cam şişede muhafaza edilen katı bir madde. İterbiya.
İtriyum oksit : Formülü Y2O3, yoğunluğu 4,84 g/mL, e.n. 2410 °C olan , seyreltik asitlerde çözünen, suda çözünmeyen, itriyum nitratın kızdırılmasıyla elde edilen, renkli televizyon tüpleri için fosforlarda, mikrodalga filtreler için itriyum-demir birikimlerinde ve zirkonya refrakterlerinde kararlı hale getirici madde olarak kullanılan, yeşilimsi-beyaz renkte toz bir madde. İtriya.
Kadmiyum oksit : Formülü CdO olan, suda çözünmeyen, asitlerde ve amonyum tuzları ile birlikte çözünen, kadmiyum kaplama banyolarında ve boya pigmentleri yapımında kullanılan , kahverengi amorf bir toz madde.
Kalay oksit katı : Tenekenin yüzeyindeki yağ katının altında bulunan ve 2.54 x 10-4 cm kalınlığında kalay oksitten oluşan koruyucu kat.
Karbon oksitleri : Karbonun beş oksidi bilinir. CO, CO2, C3O2, C5O2 ve C12O9. C12O9, benzenhegzakarboksilik asit anhidritidir. CO ve CO2 için ilgili yerlere bakınız. Karbonsuboksit C3O2 k.n. 7 °C olan kötü kokulu bir gazdır. Propandioik asidin 150 °C'de fosfor penta oksit üzerinde vakum damıtması ile elde edilir. C3O2 polimerleşerek lakton halkaları içeren renkli bileşikler verir. O-C-C-C-O şeklinde doğrusal bir moleküldür. C5O2'nin var olduğu kaydedilmiştir.
Kimyasal oksijen ihtiyacı : Bir m3 sudaki organik maddelerin asidik ortamda K2Cr2O7 ile oksitlenmesi için tüketilen oksijen miktarı, COD, KOİ.
Kondilus oksipitalis : Art kafa lokması.
Krom ııı oksit : Formülü Cr2O3 olan , suda ve asitlerde çözünmeyen, hegzagonal kristaller oluşturan renkli cam ve seramik eşya yapımında pigment olarak ve katalizör olarak kullanılan ve krom yeşili olarak bilinen koyu yeşil renkli bir toz madde.
Krom oksit : Hayvan beslemede yemlerin sindirilme derecesini belirlemek için kullanılan belirteç madde.
Ksantin oksidaz : Pürin katabolizmasında hipoksantinin ksantine ve ksantinin de ürik aside oksidasyonunu katalize eden prostetik grup olarak molibden içeren enzim.
Lobus oksipitalis : Beyin yarım kürelerinin beyinciğe dayanan kısmı.
Magnezyum oksit : Yapısında % 56 magnezyum bulunan, antiasit özellikli magnezyum kaynağı.
Mangan 2 oksit : Formülü MnO, e.n. 1650 °C olan, ilaçlarda, tekstil boyalarında, katalizör olarak, seramiklerde ve kuru pillerde kullanılan asitlerde çözünen yeşil toz halnde bir madde. Formülü Mn2O3 olan, soğuk hidroklorik asitte, sıcak nitrik asitte ve sülfürik asitte çözünen koyu siyah toz halinde bir bileşik.
Margo oksipitalis : 1. Duvar kemiğinin art kafa kemiğiyle birleşen kenarı. Şakak kemiğinin art kafa kemiğine sınır olan kenarı.
Membrana atlanto oksipitalis dorsalis : Art. atlantooccipitalis'in eklem kapsülünü üstten destekleyen zar.
Membrana atlanto oksipitalis ventralis : Art. atlantooccipitalisin eklem kapsülünü alttan destekleyen zar.
Monoamin oksidaz : Katekolamin nörotransmitter maddeler olan dopamin, adrenalin, noradrenalinden amino grubunu çıkararak faaliyetten alıkoyan enzim.
Monoamino oksidaz : Karaciğer ve böbrek başta olmak üzere tüm vücutta yaygın olarak bulunan ve noradrenalinin sinir uçlarındaki yıkımlanmasından sorumlu olan ilaç metabolizmasında görevli mikrozomal olmayan enzim.
N oksidasyon : İlaçların biyotransformasyonunda rol oynayan enzimatik olay türlerinden yükseltgenme olayında, sitokrom P450 enzimlerinin yönettiği olaylarının bir tipi.
Nervus oksipitalis mayor : İkinci boyun sinirinin ramus dorsalis'inin, öne doğru kıvrılan ve m. semispinalis capitisin altında, funiculus nuchaenin yanında başa doğru seyreden kolu.
Nitrik oksit miyoglobin : Kürlenmiş et ürünlerinde nitrit indirgendikten sonra oluşan nitrik oksidin miyoglobinle oluşturduğu bileşik.
Oksiasetilen alazı : Kaynak yapmada kullanılan oksiasetilen gazı karışımının alazı.
Oksiasetilen kaynağı yapma : Oksijen ve asetilen gazları karışımını yakarak yapılan bir tür kaynak yapma yöntemi.
Oksiazit : -N3 ve -OH gruplarını içeren bileşikler. Örneğin; HOCH2CON=N2.
Oksidant : Bir oksidasyon-redüksiyon reaksiyonundaki elektronların alıcısı.
Oksidasyon : Paslanma. Paslandırma. [Bakınız: yanma]. [Bakınız: yükseltgenme]. Yükseltgenme. Bir kimyasal maddenin oksijen ile birleşmesi ya da oksijen etkisi altında parçalanması olayı; yanma.
Oksidasyon fermantasyon testi : Mikroorganizmaların, karbonhidratları özellikle de glikozu ayrıştırmada oksidatif veya fermentatif metabolik yolu kullanma durumlarını saptamak amacıyla yapılan bir test.
Oksidasyon redüksiyon enzimleri : Oksidoredüktaz.
Oksidasyon redüksiyon reaksiyonları : Elektron kaybeden maddenin oksitlendiği, elektron kazanan maddenin ise indirgendiği, bir atomdan diğerine elektronların taşındığı dönüşümlü olaylar.
Oksidasyon redüksiyon reaksiyonu : Elektron kaybeden maddenin oksitlendiği, elektron kazanan maddenin ise indirgendiği, bir atomdan diğerine elektronların taşındığı dönüşümlü olaylar, redoks reaksiyonu. Elektronların bir molekülden diğerine transfer edildiği bir reaksiyon, redoks reaksiyonu.
Oksidatif deaminasyon : Alfa-metilaminlerin maruz kaldığı, amino asitlerdeki amino gruplarının amonyak ve keto asitlere ayrılması ile iki aşamada gerçekleşen, mikrozomal enzim aracılığıyla oluşan yükseltgenme tepkimesi.
Oksidatif fosfoglukonat yolu : Pentoz fosfat yolu.
Oksidatif fosforilasyon : Aerobik organizmalarda ADP'den ATP'nin teşekkül ettiği olay. Elektron taşıma zinciri boyunca elektronların aktığı aerobik solunum sırasında oluşan oksijenin son alıcı olarak hidrojen atomlarını aldığı olay. Oksidatif fosforilizasyon. Mitokondrionda enerjiden zengin indirgenmiş koenzimlerin (NADH, FADH2) elektronları elektron transport zincirinde moleküler oksijene doğru ilerlerken (oksidasyon) açığa çıkan serbest enerjinin bir bölümünün ADPden ATP üretiminde (fosforilasyon) kullanılması.
Oksidatif halojensizleşme : Karaciğerdeki biyotransformasyon işlemleri sırasında bazı bileşiklerdeki çok güçlü karbon-halojen bağına etkin oksijen moleküllerinin sokulması suretiyle oluşan yeni ürün olan halohidrinin karbon-halojen bağının kırılması sonucunda halojen madde kaybetmesi olayı.
Oksidatif stres : Serbest radikallerin artması, antioksidant seviyenin azalması veya her ikisi birden oluştuduğunda şekillenen vücut için zararlı durum.
Oksidaz : Moleküler oksijeni alıcı olarak kullanarak oksidasyon redüksiyon reaksiyonlarını katalizleyen herhangi bir enzim. Moleküler oksijenin oksijeni alıcı olarak kullanan oksidasyon-redüksiyon reaksiyonlarını katalizleyen herhangi bir enzim.
Oksidaz testi : Mikroorganizmalar tarafından sentezlenen ve hücre içi olan oksidaz enziminin (sitokrom C oksidaz) varlığını ortaya koymada kullanılan test.
Oksidazlar : Hidrojen alıcısı olarak moleküler oksijeni kullanarak substrattan hidrojen ayrılmasını ve reaksiyon ürünü olarak da su veya hidrojen peroksit oluşmasını sağlayan enzimler.
Okside : Paslandırmak anlamındaki okside etmek, paslanmak anlamındaki okside olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz.
Okside edici ajan : Bir oksidasyon-redüksiyon reaksiyonundaki elektron alıcısı.
Oksidoredüktaz : Bir bileşiğin indirgenmesiyle diğer bileşiğin oksidasyonunu katalizleyen dehidrojenaz, hidroksilaz, oksidaz, oksijenaz, peroksidaz ve redüktaz gibi enzimler, oksidasyon-redüksiyon enzimleri. Bir substrattan diğerine H atomu, O atomu veya elektronların transferini katalize eden enzim. Bu sınıfta dehidrojenazlar, hidroksilazlar, oksidazlar, oksijenazlar, peroksidazlar ve redüktazlar bulunur.
Oksidoredüktazlar : Bir bileşiğin indirgenmesiyle diğer bileşiğin oksidasyonunu katalizleyen herhangi bir enzim sınıfı. Dehidrojenazlar, katalazlar, oksidazlar, redüktazlar, peroksidazlar gibi. Oksidasyon redüksiyon enzimleri.
Oksifenbutazon : Fenilbutazondaki N-1-fenil halkasına parahidroksi grubunun getirilmesiyle hazırlanan ve yangı önleyici, ateş düşürücü, ağrı kesici olarak kullanılan bir ilaç.
Oksifenonium : Parasempatolitik ilaçlar grubundan kuvarterner amin türevi bir ilaç.
Oksifil : Asit boyalara çekimi olan, asidofil. Asidofil.
Oksifil hücreler : Oksifilik hücreler.
Oksifilik : Asidofilik.
Oksifilik hücre tümörleri : Tamamen veya büyük çoğunlukla tiroit bezinin eozinofilik sitoplazmalı oksifilik hücrelerinden oluşan, belli belirsiz folikül oluşturan adenom ve karsinomlar, Hurthle hücre tümörleri.
Oksifilik hücreler : Paratiroit bezinde asit boyalarla boyanan, yaşa bağlı olarak sayıları artan ve esas hücreler arasında tek tek veya gruplar hâlinde bulunan, iri ve çok köşeli hücreler, oksifil hücreler. Tiroit bezindeki patolojik özellikteki asidofilik hücreler, oksifil hücreler. Metabolik olarak değişime uğramış, iri, sitoplazmalarında çok sayıda mitokondrium içeren, eozinofilik özellikteki tiroit bezi folikül hücreleri, Askanazy hücreleri, Hurthle hücreleri, interfoliküler hücreler, oksifil hücreler, oksifiller. Otoimmün tiroit yangısında ve oksifilik hücre tümörlerinde görülürler.
Oksifiller : Oksifilik hücreler.
Oksiflorenon : Formülü C6H4, mol kütlesi 196,1 g, e.n.115 °C olan, renksiz kristal yapıda bir madde. Oksidifenilen keton.
Oksihemoglobin : Akciğerlerde oksijen yoğunluğu yüksek olduğu zaman oksijenin hemoglobinle birleşmesi ile oluşan bileşik. Oksijen yoğunluğunun düşük olduğu dokulara, kısımlarına ayrılarak oksijen verir. Oksijen ile birleşmiş durumdaki hemoglobin.
Oksihidrojen gazı : Oksijen ve hidrojenin patlayıcı karışımı.
Oksihidrokinon : Formülü C6H3(OH)3, mol kütlesi 126,1 g, e.n. 140 °C olan, renksiz kristal yapıda bir madde. 1,2,4-trihidroksibenzen; 2,4-dihidroksi fenol; alfa-hidroksihidrokinol.
Oksijen açığı : Oksijenin yetersiz olduğu bir dönemden sonra gerekli olan oksijen miktarı. Oksijenin yetersiz olduğu bir dönemden sonra gerekli olan fazla miktarda oksijen.
Oksijen arttırıcı : Yapısında oksijen taşıyan ve bulunduğu ortamda bunu vererek, ortamın oksijence zenginleşmesini sağlayan madde.
Oksijen borçlanması : Noksan oksijenli bir durumda çalışan kasta olduğu gibi normal aerobik durumda depolanmış kimyasal enerji eksikliği. Solunumda tekrar enerji durumu düzelinceye kadar bir süre normal hızın üstünde oksijen tükenmesi.
Oksijen dalgası : Damlayan civa elektrotta, oksijen, birincisi peroksit oluşumu ile ikincisi suya indirgenmesi ile ilgili olmak üzere iki dalga oluşturur. Diğer türlerin analizinde bozucu bir etki kaynağı olmasına karşılık, bu dalgalar çözünmüş oksijen tayininde kullanılabilir.
Oksijen florürler : OF, renksiz gaz, (oksijen florür) OF2, sarı sıvı, (oksijen diflorür) O2F2, kahverenkli gaz, (dioksijen diflorür).
Oksijen gazyakıt alazlacı : Oksijen gazyakıt karışımı yakan ve alaz sıcaklığı 2500° Cin üstüne ulaşan alazlaç.
Oksijen gazyakıt karışımı : Alazlı sertleştirme işleminde, alazlaç içinde karıştırılarak yakılan ve oksijen ile asetilen, propan, hava gazı gibi bir gazyakıttan oluşan karışım.
Oksijen hamlacı : Oksijen akımı içinde hidrojenin tam olarak yakıldığı ve çok yüksek sıcaklıklara çıkabilen yanmanın gerçekleştirildiği bir tür ocak.
Oksijen hemoglobin ayrışma eğrisi : Oksijenin kısmi basıncıyla hemoglobinin oksijenle doymuşluk derecesi arasındaki ilişkiyi gösteren grafik.
Oksijen inhalasyonu : 125-165 atmosfer basınç altında çelik silindirler içinde sıvılaştırılmış olarak bulunan saf oksijenin solunum yoluyla kullanılması.
Oksijen kat sayısı : Normal ısı ve basınçta, kuru ağırlığın her miligramı için alınan oksijen miktarı.
Oksijen kaynağı : Oksijen ile hidrojenin bir hamlaçta yakılmasıyla elde edilen ve sıcaklığı 2760 °Ca çıkabilen alev.
Oksijen kullanım kat sayısı : Kullanılmış oksijen miktarının kullanılmaya hazır olan oksijen miktarına oranı.
Oksijen taşıyıcı : O2 moleküllerini absorplayarak, onları oksijen atomları şekline parçalayarak dönüştüren katalizör maddelerinin genel adı.
Oksijen tutucu : Krom-III-sülfat ve pirogallolün bazik çözeltisi gibi, bir gaz karışımından oksijeni tutarak ayıran madde.
Oksijen yetersizliği : Çevrede canlı için gerekli oksijenin bulunmaması, anoksi. Organ ve dokularda veya kanda belirgin oksijen yokluğu veya yetersizliği.
Oksijen zehirlenmesi : Uzun süre dokularda oksijen konsantrasyonun artması sonucu, konsantrasyona bağımlı bir biçimde, hücre içinde aşırı miktarda serbest oksijen radikallerinin oluşması ve bunların sitotoksik nitelikleri nedeniyle hücreleri zedelemesi sonucu oluşan zehirlenme.
Oksijenaz : Bir organizma veya sistemin atmosferdeki oksijeni kullanabilmesini sağlayan bir enzim.
Oksijenazlar : Oksijen molekülüyle oksidasyon reaksiyonunu katalizleyen enzimler. Oksijen atomlarının doğrudan ürüne dönüştüğü reaksiyonları katalize eden enzimler. Oksijenin substrat molekülüne doğrudan geçişini katalize eden hidroksil veya karboksil grubu oluşturan enzimler. Monooksijenazlar iki oksijen atomundan birini substrata katmakta, diğerini indirgeyerek su meydana getirmektedir. Dioksijenazlar her iki oksijen atomunun substrata katılmasını sağlamaktadır.
Oksijene doğru hareket : Mikroorganizmaların oksijene doğru hareket etmeleri, pozitif aerotaksis.
Oksijenlenme : Oksijenlenmek işi.
Oksijenli evre : Biçilip doğranan silaj materyalinin üzeri kapatıldıktan sonra silo içindeki oksijen tükenene kadar solunum faaliyetlerine devam etmesi olayı. Bitki dokusu ölmeye başlar, oksijen hızla tükenir, asit fermantasyonu biçimlenir.
Oksijenli solunum : Havadan oksijen alınarak karbohidratların parçalanması yoluyla karbondioksit, su ve enerjinin çıkması. Aerobik solunum. Oksijen alınarak organik maddelerin parçalanması yoluyla karbondioksit, su ve enerjinin açığa çıkmasıyla oluşan solunum, aerob solunum, aerobik solunum.
Oksijensiz evre : Silaj yapımında ikinci evre olarak tanımlanan, ortamdaki oksijenin tüketilmesiyle anaerobik bakterilerin çoğalarak etkilerini göstermeye başladığı, küf ve maya kültürlerinin öldüğü, alkol ve diğer ürünlerin oluşumunda rol oynayan enzim faaliyetlerinin devam ettiği, laktik asit oluşumunun arttığı evre, anaerobik faz.
Oksijensiz solunum : Oksijen alınmaksızın gerçekleştirilen solunum, anaerobik solunum.
Oksikam : Steroit yapısında olmayan, yangı giderici ilaçların bir grubu.
Oksikamfor : Formülü C8H14, mol kütlesi 168,1 g, e.n. 204 °C olan renksiz kristal yapıda ve suda çözünen, tıbbi amaçlı kullanılan bir madde.
Oksimetazolin : Genellikle yerel kanlanma ve şişkinliğin giderilmesinde kullanılan, α-uyarıcı etkili ilaçlar grubundan, imidazolin türevi bir madde.
Oksimetolon : Kan yapımını teşvik etmek için kullanılan bir ilaç.
Oksimetre : Kandaki oksijen miktarını ölçen alet.
Oksimiyoglobin : Kaslara kırmızı rengi veren madde.
Oksimoron : İki zıt anlamlı kelimenin bir arada kullanılması.
Oksin : 8-hidroksikinolinin yaygın bir adı.
Oksinarkotin : Formülü C22H23NO8, mol kütlesi 429,14 g, beyaz iğne kristal yapısında olan ve alkolde çözünen bir madde.
Oksinikotinik asit : Formülü C5H3NOHCOOH, mol kütlesi 139,1 g, e.n. 303 °C olan, renksiz kristal yapısında bir madde.
Oksinitril : -OH ve -CN radikallerini içeren bileşiklere verilen genel isim, örneğin HOCH2CN etanolnitril.
Oksinitrilaz : Hidroksinitrilleri aldehitlere dönüştüren bir enzim türü.
Oksinler : Çeşitli bitki büyüme hormonları. İndol asetik asit (IAA) doğada en bol bulunanıdır. Hücre bölünmesi, hücre farklılaşması, kök büyümesi, damar sisteminin gelişmesi, fototropizm, meyvelerin gelişmesi ve bitki filizlerinin ışığa doğru bükülmesinden sorumlu olan tabii hormonlar. Bitkilerde hücre bölünmesiyle büyüme üzerine etkili, hem doğal olarak hem de sentetik yolla üretilen, fitohormonlar olarak da bilinen, çoğunlukla indol-3-asetik asit türevi olan, doğal olanları; 4-kloro-indolasetik asid, fenilasetik asit ve indol-3-butirik asitten oluşan, sentetik olanları ise 1-naftalen asetik asit, 2,4-diklorofenoksiasetik asit ve 2-Metoksi-3,6-diklorobenzoik asit (dicamba) gibi bileşikleri içeren bir grup büyüme hormonun ortak adı.
Oksiperitoneum : Karın boşluğuna oksijen zerk edilmesi.
Oksipikolinik asit : Formülü C6H5O3N, mol kütlesi 139,1 g, e.n. 250 °C olan, renksiz kristal yapısında bir madde.
Oksipital displazi : Art kafa displazisi.
Oksipital kondil : Memelilerin ve iki yaşamlıların kafatasının arkasında, omurganın atlas kemiğine bağlı düğme şeklindeki iki çıkıntısı.
Oksipital lop : Beyin yarım kürelerinin art kısmı.
Oksipitalis : Arka kafaya ait, art kafayla ilgili olan.
Oksipitalizasyon : Art kafa kemiğinin ilk boyun omurunun kaynaşması.
Oksipiyonolin : Formülü C5H9O3N, mol kütlesi 131,1 g olan ve proteinlerden elde edilen bir tür amino asit.
Oksispartein : Formülü C15H24ON2, mol kütlesi 284,4 g, e.n. 49 °C olan, renksiz kristal yapısında ve suda çözünen, separtein'in bir yükseltgenme ürünü olan ve kalp uyarıcı olarak kullanılan bir maddedir.
Oksit örtü : Yalın biçimde ya da boya katının altına destek olarak ve yenime karşı koruyuculuk kazandırmak için, metal yüzeylere uygulanan oksitlerden oluşan örtü.
Oksitaksi : Oksijenle uyarmaya cevap olan hareket.
Oksitlenmiş selüloz : Gaz bezi veya pamuk tampon biçiminde kullanılan, uygulandıkları yerden su çekerek selülozik aside dönüşüp yapay pıhtı oluşturan ve doğal pıhtılaşma olayını teşvik eden ve uygulama yerinden emilen madde.
Oksitleyici madde : Bol miktarda jermisit etkili elementer oksijen salıveren bileşik.
Oksitoksik : Döl yatağı düz kaslarını (miyometriyumu) uyararak döl yatağının kasılmalarını artıran, doğumu başlatan, oksitosik.
Oksitosik : Oksitoksik.
Oksitosik hormon : Oksitosin.
Oksitosin : Hipofiz bezinin art lobundan (nörohipofiz) salgılanan, doğum sırasında uterusun düz kaslarının kasılmasını sağlayan, aynı zamanda meme bezlerinin alveollerindeki kassı epitel (miyoepitel) hücrelerinin kasılmasına ve yavrunun emmesi sırasında sütün çıkmasına sebep olan bir peptit hormonu. Hipotalamusun paraventrikular çekirdeğindeki sinir hücreleri tarafından sentezlenen, dokuz amino aside sahip, okta peptit yapıda, nörofizin aracılığıyla hipofiz arka lobuna taşınan ve burada kılcal damarlara yakın sinir uçlarında depo edilen uterotonik etkili ve memeden sütün indirilmesini sağlayan bir hormon, oksitosik hormon, pitosin, postuitrin.
Oksitropizm : Oksijenle cezbedilen organ ya da organizmanın eğilimi.
Oksitsizleme : Erimiş bir metalin içindeki oksitleri giderme işlemi.
Oksitsizleşme : Erimiş bir metalin içindeki oksitlerin giderilmesi olayı.
Oksitsizleyici : Erimiş metal içinde, oksit olarak bulunan oksijeni gidermek ereğiyle kullanılan özdek. Oksitsizleştirici özellikte olan.
Oksitsizleyici atmosfer : Oksitsizleyici özellikteki gazlardan oluşan fırın atmosferi.
Oksitsizleyici ortam : Oksitsizlenme yaratan ortam.
Oksiyen faktörü : Bir canlının yaşamını devam ettirebilmesi için gerekli olan oksiyen miktarı.
Oksiyür : Sivrikuyruk. [Bakınız: sivrikuyruk].
Os oksipitale : Art kafa kemiği.
Polifenol oksidaz : Moleküler oksijen kullanarak tirozini dihidroksifenilalanine oksitleyen tirozinaz, polifenolaz gibi enzimler.
Protuberansiya oksipitalis eksterna : Squama occipitalisin dış yüzünde bulunan ve ense bağının yapışmasına yarayan kabartı.
Protuberansiya oksipitalis interna : Squama occipitalis'in kafatası boşluğu tarafında bulunan kabartı.
Ramus oksipitalis : A. auricularis caudalis'in arka kafa bölgesine gönderdiği dal. A. occipitalisin, fossa atlantis'te ayrıldığı son iki kolundan birisi.
Regio oksipitalis : Ard kafa bölgesi.
Selenöz oksit : Formülü SeO2 olan selenyum dioksit.
Selenyum oksiklorür : Formülü SeOCl2, e.n. 10 °C olan renksiz bir sıvı.
Serik oksit : Sülfürik asitte çözünen, seyreltik asitlerde ve suda çözünmeyen ve seramiklerde ve optik camları parlatmada kullanılan beyaza yakın açık sarı bir toz madde.
Sinkondrozis sfeno oksipitalis : Genç süjelerde basioccipitale ile basisphenoid arasındaki kıkırdaksal bağlantı.
Sitokrom c oksidaz kompleksi : Mitkondri iç zarında gerçekleşen elektron transfer zincirinin sitokrom a, sitokrom a3 ve bakır atomunu kapsayan, sitokrom cden aldığı elektronları oksijene taşıyan, elektron transfer zincirinin üçüncü kompleksi, sitokrom aa3.
Sitokrom oksidaz : Solunum zincirinde, oksijenle su meydana getirmek üzere, elektron taşıma zincirinin son basamağını katalizleyen enzim kompleksi. Warberg faktörü, Warberg solunum enzimi.
Skuama oksipitalis : Art kafa kemiğinin, kafatasının ense duvarını oluşturan kesimi.
Stiren oksit : Formülü C8H8O, e.n. 195 °C olan, aseton, eter ve benzende çözünen ara ürün olarak kullanılan, sağlığa zararlı, yanıcı, renksiz bir sıvı.
Temel oksijen işlemi : Saf olmayan demiri (pik demir) çeliğe çevirmekte kullanılan temel işlem.
Trimetilamin oksit : Deniz balıklarında yüksek konsantrasyonlara ulaşabilen bir bileşik.
Ürat oksidaz : Ürikaz.
Vena oksipitalis : Kedide, domuzda ve bazen sığırda v. jugularis interna'dan, geviş getirenlerde v. jugularis externadan veya v. maxillaristen, diğer hayvanlarda aynı adlı atardamarla seyreden toplardamar.
Zirkonyum oksit : Formülü ZrO2, mol kütlesi 123,22 g, e.n. 2680 °C olan, doğal zirkonyum oksit.
Bakır oksit : Kimyasal formülü CuO veya Cu2O olan bakırın oksit biçimi.
Bazik oksitler : Çoğu oksijen bakımından zayıf olan, su ile birleşince baz etkisi gösteren, asitlerle birleşince tuzları veren oksitler.
Demir oksit : Demirin hem doğada görülen hem de sentetik olarak yapılan, değişik kimyasal değer ve renkte bulunabilen oksit biçimi.
Kalsiyum oksit : Susuz ya da sönmemiş kireç.
Nitrik oksit : Nitrojen veya amonyağın oksitlenmesiyle elde edilen, renksiz zehirli gaz (NO).
Oksidiyon taşı : Oltu taşı.
Oksijen : Atom numarası 8, atom ağırlığı 16 olan, hidrojenle birleşerek suyu oluşturan, rengi, kokusu ve tadı olmayan, havada beşte bir oranında bulunan bir gaz, müvellidülhumuza (simgesi O).
Oksijen çadırı : Hava geçirmeyen bir dokumadan veya plastikten yapılan, bir kimseyi normal havadan ayırıp saf oksijen veya karbojen etkisi altında bulundurmaya yarayan alet.
Oksijenleme : Oksijenlemek işi.
Oksijenlemek : Bir maddenin birleşimine oksijen katmak. Saçların rengini sulandırılmış oksijenli su ile sarartmak.
Oksijenlenmek : Oksijen ile birleşmek. Özünde oksijen bulunmak.
Oksijenli : Birleşiminde oksijen bulunan. Oksijenli su ile sarartılmış (saç).
Oksijenli su : Hidrojen peroksidin (H2O2) sulu çözeltisi.
Oksilit : Suyla birleştiğinde oksijen açığa çıkaran, birleşiminde nikel ve bakır tozları bulunan sodyum ve potasyum peroksit.
Oksit : Oksijenin bir element veya kökle birleşmesiyle oluşan madde.
Oksitleme : Oksitlemek işi, yükseltgeme.
Oksitlemek : Oksit durumuna getirmek, oksijenle birleştirmek, yükseltgemek.
Oksitlenme : Oksitlenmek işi, yükseltgenme.
Oksitlenmek : Oksijenle birleşerek oksit durumuna gelmek, yükseltgenmek.
Diğer dillerde Oksi anlamı nedir?
İngilizce'de Oksi ne demek ? : oxy-

Bu kısımda Oksi nedir? Oksi ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Oksi tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Oksi hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.