Only one türkçesi Only one nedir

  • Yalnızca bir.

Only one ile ilgili cümleler

English: Ali is probably the only one around here who knows how to play the cello.
Turkish: Ali muhtemelen buralarda viyolonsel çalmayı bilen tek kişidir.

English: A unicycle has only one wheel.
Turkish: Tek tekerlekli bir bisikletin sadece bir tekeri vardır.

English: Ali and Mary booked a room with two beds, but when they arrived at the hotel, there was only one bed.
Turkish: Ali ve Mary iki yataklı bir oda ayırttı fakat otele vardıklarında sadece bir yatak vardı.

English: Ali is probably the only one around here who can speak French.
Turkish: Ali muhtemelen buralarda Fransızca konuşabilen tek kişidir.

English: Ali and Mary had only one child.
Turkish: Ali ve Mary'nin yalnızca bir çocuğu vardı.

Only one ingilizcede ne demek, Only one nerede nasıl kullanılır?

Only : Yalnızca. Yegane. Fakat. Sırf. Tek. Ne var ki. Yalnız. Eşsiz. Biricik. Bir.

One : Biri. İnsan. 1. Bir tane. Tek. Birisi. Bir. Kimse. Aynı. Bir sayısı.

The only one : Tek olan.

Only begotten : Babanın tek evladı.

Only by force : Sadece güç kullanarak çözülebilir. Sadece şiddet yoluyla üstesinden gelinebilir. Sadece şiddet yoluyla.

Only caption text : Sadece resim yazısı metni.