Parla nedir, Parla ne demek

Parla; İsim olarak kullanılan bir kelimedir.

Parla isminin anlamı, Parla ne demek:

“Işık saç, ışılda, ün kazan, tanın” anlamlarında kullanılan bir isim”. Parla ismi; Türkçe kökenli olup bir Kız ismidir.

Parla ile ilgili Cümleler

  • “Yeni Dâhiliye Nazırı Zati Bey'in yıldızı parladıkça Zaptiye Nazırı Selim Paşa'nın ikbali sönmeye yüz tuttu.”
  • Bu lambanın çok parlak bir ışığı var.
  • “Bir sözden, bir asker geçişinden, bir düşünceden yüreği parlar, gönlü ateş alır adam olmalı.”
  • Parlak tarafa bak.
  • Her zaman parlak bir kravat takıyorsun.
  • Gökyüzünün parlaklığı fırtınanın geçtiğini gösterdi.
  • Parlak bir fikir ileri sürdüm.
  • Parlak günler uzak değil.
  • Parlayan gözleriyle odaya girdi.
  • Parlak ışık gözleri bozar.
  • “Gözleri siyah bir alev gibi parlıyordu.”
  • “İki kere gidip geldikten sonra gözleri parladı, evi bulmuştu.”
  • Şu parlayan yıldıza bak.
  • Eğer onu yıkarsan, araban güneşte parlayacaktır.
  • Gelecek hiç daha parlak görünmedi.
  • Parlamento feshedildi.
  • Gokyüzünde parlayan yıldızlar değerli taşlara benziyordu.

Parla ile ilgili Atasözü veya Deyim

alev gibi parlamak : canlı, ışıl ışıl olmak.

çabuk parlayan çabuk söner : olağan sayılmayacak kadar kısa bir zamanda olan bir gelişmenin sürekli olamayacağını anlatan bir söz.

 

gözleri parlamak (veya parıldamak) : gözlerinde sevinç ve istek belirmek.

yıldızı parlamak : başarı yönünden herkesin dikkatini çekecek bir duruma gelmek, ün kazanmak.

yüreği parlamak : coşmak, heyecanlanmak.

Parla tanımı, anlamı

Aşındırıcı kayışla parlatma : Aşındırıcılar ile bezenmiş sonsuz bir bez kayış üzerinde yapılan parlatma işlemi

Avrupa parlamentosu : Avrupa Birliğinde yasama ve yürütme yetkilerinin kullanımını demokratik bir biçimde denetleyerek Birliğin işleyişini kontrol eden, yasama sürecine katılma yetkisi bulunan ancak bu yetkisi Avrupa Konseyine görüş bildirmekle sınırlı olan ve Avrupa Birliği bütçesini Avrupa Konseyi ile birlikte onaylayan organ.

Bırakıntı parlaklığı : Kaplama işlemi sırasında, parlaklaştırıcılar kullanarak ya da sonradan açkılama ile bırakıntının kazandığı parlaklık.

Elektrikli parlaklaştırıcı : Elektrikli kaplama yunaklarına, kaplamanın niteliğini artırması için eklenen özdek.

Elektrikli parlaklaştırma : [Bakınız: elektrikli parlatma].

Elektrikli parlatma : Bir metal yüzeyi, anotsal olarak, derişik asitli ya da alkalili bir çözeltide düzgünleştirip parlatma işlemi, elektrikli parlaklaştırma diye de bilinir.

Elektriksel parlatma : Bir metali uygun bir çözeltide anot yaparak yüzeyini düzeltme ve parlatma yöntemi.

Fotoğraf parlaklığı : Renk duyarlığı tanımlanmış, fotoğraf plaklarıyla çekilen yıldız resimleri üzerinde ölçülen parlaklık.

Görsel parlaklık : Gözle belirlenen ya da gözün duyarlığına özdeş bir alıcıyla ölçülen parlaklık.

Görüntülük parlaklığı : Bir gösterici, filmsiz olarak çalıştırıldığında, göstericiden görüntülüğe düşüp yansıyan ışığın niceliği. Almaç görüntülüğünden yansıyan ışığın niceliği.

 

Görünürdeki parlaklık : Işık alıcısına (göz, ırakgörür, fotoğraf plağı ya da herhangi bir ışıkölçer) ulaşmış olan ışınım erkesi niceliğine göre bu alıcının belirttiği parlaklık. Bir yıldız uzaklaşırsa görünen parlaklığı azalır.

Göz parlama : Korkutmak için gözü, beyazı daha çok görünecek şekilde açma.

Işık parlaması : Işığın yavaş yavaş yükseltilmesi.

Işıkları parlatmak : Işıkların parlaklık derecesini yavaş yavaş artırmak.

İndirgenmiş parlaklık : Yanılgıdan ya da herhangi bir etkiden kurtarılmış parlaklık.

Kayışlı parlatma : [Bakınız: aşındırıcı kayışlı parlatma].

Kimyasal parlaklaştırma : Alüminyum yüzeyleri düzgünleştirmek ve parlaklaştırmak için, asit çözeltileriyle uygulanan daldırmalı bir işlem, parlak daldırma ve kimyasal parlatma diye de bilinir.

Kimyasal parlatma : Metal yüzeyindeki pürüzleri kimyasal reaksiyonla gidererek parlaklık sağlama işlemi. [Bakınız: kimyasal parlaklaştırma].

Metalik parlaklık : Bazı opak mineraller tarafından gösterilen parlaklık.

Parlacık : Sulak yerlerde yetişen, sarı çiçekli, geniş yapraklarından yemek yapılan bir çeşit bitki.

Parlacuh : Sulak yerlerde yetişen, sarı çiçekli, geniş yapraklarından yemek yapılan bir çeşit bitki.

Parlak açınık : Ağır açınıklardan a açığına denir.

Parlak bessemer teli : Arada tavlanmadan, çubuk durumundan tel durumuna getirilmiş sert eğrilmez tel.

Parlak bıyıklı balık : Doğal olarak Güneydoğu Hindistan’da yaşayan, boyları 12 cm olabilen, solungaç kapaklarında yeşil parıltılı lekeler bulunan bir akvaryum balığı.

Parlak cüce levrek : Altuni cüce çiklit.

Parlak çekmek : Dişi güvercini elde uçar gibi tutarak uçan güvercini yere indirmeye çalışmak.

Parlak çizgili izge : Birbirinden karanlık bölgelerle ayrılmış, birçok parlak tek renk çizgiden oluşan izge.

Parlak daldırma : [Bakınız: kimyasal parlaklaştırma].

Parlak duvar resmi : Duvar suluboyasının bir türü. Duvara suluboya ile yapılan resmin cilâ sürülerek parlatıldığı bir teknik; özellikle 1. yüzyılda İtalyanlar kullanmışlardır.

Parlak gösteri oyunu : Görkemli görünüşlerle ve göz kamaştırıcı dekor ve giysileri kapsayan, özün arkada, biçimin önde kaldığı, yalnızca dış görünüşü amaç edinen oyun.

Parlak kaplama : Parlaklaştırıcı çözeltiler içinde yapılan ve parlak görünüşlü bırakıntı yaratan kaplama işlemi.

Parlak kertenkelegiller : Sürüngenler (Reptilia) sınıfının, pullu sürüngenler (Squamata) takımının, kertenkeleler (Lacertilia) alt takımından, tüm dünyada yaygın olan, üyeleri kısa ve bazılarında tümüyle kaybolmuş, göz kapakları saydam, göz bebekleri yuvarlak, çoğunlukla toprak üzerinde, bazıları ise gömülerek yaşayan türleri olan bir familya. Skinkgiller.

Parlak kömür : % 10 dan daha az uçucu madde çıkaran kömür.

Parlak körlük : Bakar körlük.

Parlak kuşgiller : Kuşlar (Aves) sınıfının, gökkuzgunumsular (Coraciiformes) takımının, ağaçkakanlar (Pici) alt takımından, kuvvetli ve sivri gagalı, Güney Amerika'da yaşayan, sakallı guguk (Bucco macrorhynchus) ve yeşil jakamar (Galbula viridis) türleri iyi bilinen bir familya. (Galbulidae), Omurgalı hayvanlardan kuşlar (Aves) sınıfının gök-kuzgunumsular (Coraciiformes) takımının ağaçkakanlar (Pici) alt-takımının bir familyası. Gagaları kuvvetli ve sivridir. Güney Amerikada yaşarlar. Yeşil jakamar (Galbula viridis), sakallı guguk (Bucco macrorhynchus) iyi bilinen türleridir.

Parlak nokta : Bir resimde çok çiğ ışıkla aydınlatılmış ya da aşırı ışıklanmış bölge.

Parlak pullular : Bazı sınıflandırmalara göre, balıklar (Pisces) sınıfından, parlak pullu, çoğunun soyu tükenmiş olan bir üst takım. Parlak pullu balıklardan, çoğunun soyu tükenmiş olan bir üst takım.

Parlak sarı : Aromatik yapıda bir bileşik olan, pH 5,0 de maviden sarıya renk değiştiren bir pH indikatörü.

Parlak sert tel : Bir çubuktan doğrudan çekilerek ve bir ara tavlaması görmeden elde edilmiş sert tel.

Parlak su sümbülü : Toprak altı gövdeleri bulunan, gövde boyları 1 m’den daha uzun olan, yapraklarının tümü su altında olup sarımsı-yeşil renkte olan bir su bitkisi.

Parlak tavlama : Koruyucu atmosfer altında yapılan ve yüzeyde, kabuklanma yapmadığından parlak bir görünüş bırakan tavlama işlemi.

Parlak tavuk : Tavuksular (Galliformes) takımının, sülüngiller (Phasianidae) familyasından, Himalaya'larda yaşayan bir tür. (Lophophorus impeyanus), Tavuksular (Galliformes) takımının sülüngiller (Phasianidae) familyasından bir kuş türü. Himalâyalarda yaşar.

Parlak ton : Bas ve ortaları dengeli, ince-orta ve tizleri baskın gitar tonu.

Parlak yaprak kayaç : Alplerde bulunan, ikinci zaman ve alt triyas yaşındaki kristal yaprak taşlar.

Parlak yeşil : Formülü C27H34O4N2S, mol kütlesi 482,6 g olan, pH 2’de sarıdan yeşile dönen bir indikatör olup su ve alkolde çözünür.

Parlak yumuşak tel : Parlak sert tel elde etmede uygulanana benzer ve ayrıca yumuşaklık sağlayıcı yöntemle elde edilen tel.

Parlaklaştırıcı : Bırakıntının parlak görünmesini sağlayan ve kaplama işlemi sırasında yunağa karıştırılan örgensel özdek.

Parlaklaştırma : Parlaklaştırmak işi. Kara ve donuk yüzeylere, bir kabuksuzlayıcı kullanarak parlak renk kazandırma işlemi.

Parlaklaştırmak : Parlak duruma getirmek.

Parlaklık ayarı : Almacın görüntülüğündeki resmin parlaklığını düzenleme.

Parlaklık bilgisi : Siyah-beyaz televizyonda, görüntünün her öğesi için almaca gönderilen tek bilgi. Renkli televizyonda renklilik bilgisine ek olarak gönderilen aynı çeşit bilgi.

Parlaklık düğmesi : Almaçlarda parlaklık ayarının yapılmasını sağlayan düğme.

Parlaklık farkı : İki yıldızın, kadir sınıfı cinsinden parlaklıkları farkı.

Parlaklık imi : Her satırda, değişir gerilimle parlaklığa komuta eden im.

Parlaklık sıcaklığı : Bir ışıma kaynağı ile özdeş yüzey parlaklığında bir kara cismin sıcaklığı.

Parlaklık tahmini : Bir yıldızın parlaklığını, parlaklıkları bilinen yıldızlarla karşılaştırarak değerlendirme.

Parlaklıkölçer : Yansımanın düzgün ve yayınık bölümlerinin fonksiyonu olarak parlaklığı belirleyen aygıt.

Parlakpullular : (Ganoidei,) eşkenar-pullular (Rhamboganoidea) takımlarını içine alır.

Parlama etmeni : Bir sahne hilesinin anlaşılmaması için seyircinin dikkatini çekmekte kullanılan, bazen bir hayaletin birden görünmesini ya da seyirciye gösterilmek istenmeyen bir değişikliğin yapılabilmesini sağlamak için başvurulan, gözalıcı bir parlama ile elde edilen etmen.

Parlama etmeni kutusu : İçinde parlamayı sağlayacak barut bulunan kutu. Bakır bir telle elektrik akımı verilerek barutun ateşlenmesiyle parlak bir ışık elde edilir.

Parlamalı ışılkesim : Işığın bir anda parlamasından sonra özdeciklerin ayrışmayı sürdürmeleri olayı.

Parlamalı ışıtaç : Magnezyuma elektrik akımı verilerek çakan ışık ya da duman elde etmekte kullanılan, seramik, çömlek biçiminde ışıtaç.

Parlangıç : Alev.

Parlanmak : Yiyeceklerin üstü küflenmek, pas tutmak.

Parlanur : “Nur gibi parla, ışık saç” anlamında kullanılan bir isim”.

Parlar : Işık saçan, ışıldayan, aydınlık veren.

Parlatabilme : Parlatabilmek işi.

Parlatabilmek : Parlatma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Parlataç : Üzerinde parlatma işlemi yapılan aygıt, parlatma aygıtı diye de bilinir.

Parlatılmış : Parlatma işlemi. uygulanmış olan.

Parlatılmış kayaç : Üzerinden geçen buzulların sürtme ve törpülenmeleriyle parıltılı görünüm alan kayaç. bk. çizikli taş.

Parlatma aygıtı : [Bakınız: parlataç].

Parlatma harcı : Parlatmayı sağlayıcı olarak kullanılan, harç yapılmış parlatma tozu.

Parlatma kalıntısı : Pirinç kepeği.

Parlatma provası : "Parlatma çalışması" da denebilir. Oyun seyirciye sunulduktan sonra, aksayan, unutulan yerleri yeniden düzenlemek için yapılan ara provası.

Parlatma sütsüsü : Parlatma işlemlerinde, parlatma bezi üzerine sürülen ve içinde aşındırıcılar bulunan sütsü.

Parlatma tekerleği : Üzerinde parlatma işlemi yapılan, genellikle naylon ya da kadife bezle sarılı tekerlek.

Parlatma tozu : Genellikle, çok ince toz biçimine getirilmiş, parlatma işleminde kullanılan aşındırıcı özellikteki özdek.

Parlatmabezi : Yeni yapılan bıçakların demir kısımlarını parlatmak amacıyla kullanılan çember biçimindeki keçe parçası.

Parlayabilme : Parlayabilmek işi.

Parlayabilmek : Parlama imkânı veya olasılığı bulunmak.

Parlayıcı : İş hakları tüzüğüne göre elyaf tozları, toz, duman, gaz, sis, buharlar gibi terimlere ayrılan ve bu terimlerde gerekli açıklamaları yapılan parlayıcı, patlayıcı, tehlikeli ve zehirli maddeler.

Parlayıverme : Parlayıvermek durumu.

Parlayıvermek : Aniden parlamak.

Pirinç parlatma kalıntısı : Yemeklik pirinç elde edilirken pirinç tanelerinin parlatılması için uygulanan fırçalama işleminden elde edilen bir yan ürün, pirinç parlatmaları.

Pirinç parlatmaları : Pirinç parlatma kalıntısı.

Renk parlaklık diyagramı : Çok sayıda yıldızı içine alan bir topluluk ya da kümede, yıldızların renk ölçeklerini yataykon (apsis), salt parlaklıklarını düşeykon (ordinat) alıp yıldızların her birini birer nokta ile göstererek elde edilen dağılım, (bk. şekil R. 21).

Renksel parlaklık : Renksel doymuşlukla parıltının birlikte doğurduğu görsel duyulanma vergisi. Not: Parıltısı ve renk türü aynı olan renkler için doymuşlukla renksel parlaklık aynı yönde değişirler. Eşit doymuşluk ve aynı renk türünde, renksel parlaklık azalan parıltıyla azalır. Renksel doygunlukla parıltının birlikte doğurduğu görsel algılama olgusu.

Salt parlaklık : Bir yıldızın 20 parsek uzaklığa indirgenmiş parlaklığı.

Toplam parlaklık : Bir yıldızın bütün dalgaboyu aralıklarında verdiği toplam ışınıma karşılık olan parlaklık.

Tümışınım parlaklığı : Toplam ışınıma ilişkin parlaklık.

Yapağıda parlaklık : Yün tipinin renk ve ışığı yansıtma gücü.

Yarı parlak kaplama : Yüzeylere, yarı parlak kat kazandırmak ereğiyle uygulanan kaplama işlemi.

Yarı parlak kaplama çözeltisi : Yarı parlak kaplama için kullanılan çözelti.

Yarı parlak kaplama yunağı : Yarıparlak kaplama işlemi için kullanılan yunak.

Yarı parlak kat : Parlak ve süslü kaplama yapılacak metal yüzeye bırakılan oldukça kalın ilk kat.

Yıldız parlaklığı : Yıldızdan gelen ışığın gözümüzde ya da başka bir ışık alıcısı üzerinde yaptığı etki. Işık yeğinliği I olan bir yıldız için bu etki, gökbilimde m = C-2,5 log I ile hesaplanır. Burada C herhangi bir değişmezdir.

Parlak : Parlayan, ışıldayan. Temiz ve ışıklı. Göze çarpacak kadar başarılı. Yüzü güzel (oğlan).

Parlaklaşma : Parlaklaşmak işi.

Parlaklaşmak : Parlak duruma gelmek.

Parlaklık : Parlak olma durumu, revnak. Bir ışık kaynağının verdiği ışığın, göz gibi bir alıcının üzerinde yaptığı etki. İlgi ve dikkat çekici olma durumu.

Parlama : Parlamak işi.

Parlama noktası : Alevlenme noktası.

Parlamak : Güçlü bir ışık çıkarmak, ışık saçmak. Mevkisi yükselmek. Bir ışık kaynağından gelen ışınları yansıtmak. Ortaya çıkmak. Birdenbire öfkelenmek. Tutuşup alev çıkarmak. Ün, san kazanmak, herkesçe tanınmak.

Parlamentarizm : Yürütme organının, seçimle kurulmuş yasama organlarına karşı sorumlu olduğu politik düzen.

Parlamenter : Milletvekili. Parlamentoya dayanan, parlamento ile ilgili.

Parlamento : Başlıca görevi yasama, devlet bütçesini çıkarma, hükûmeti denetleme olan ve üyeleri halkoyu ile belirli bir süre için seçilen meclis veya meclisler, yasama kurulu, yasama meclisi, yasama organı.

Parlatıcı : Parlatma özelliği olan (nesne).

Parlatma : Parlatmak işi.

Parlatmak : Bir yüzeyi düzgün ve parlak duruma getirmek, parlamasını sağlamak. İçki içmek. Güzel, etkili, alışılmamış söz söylemek. Birini gereğinden fazla övmek.

Parlayış : Parlama işi.

Diğer dillerde Parkinsonizm anlamı nedir?

İngilizce'de Parkinsonizm ne demek ? : parkinsonism