Pas nedir, Pas ne demek

Pas; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • Su içinde ve nemli havada metallerin, özellikle demirin yüzeyinde oksitlenme sonucunda oluşan madde.
  • Bu lekelerden ileri gelen bitki hastalığı.
  • Bazı iskambil oyunlarında sırası kendisine gelen oyuncunun oyuna o elde katılmayacağını belirten bir söz.
  • Bar (IV).
  • Bazı asalak mantarların çeşitli bitkilerde oluşturduğu portakal sarısı veya kahverengi lekeler.
  • Bazı top oyunlarında oyunculardan birinin topu takım arkadaşına geçirmesi.
  • Demir veya demir alaşımlarının aşınması sonunda ortaya çıkan ve esas itibarıyla demir oksit ve hidroksitten meydana gelen aşınma türü

"Pas" ile ilgili cümle

  • "Demirin tozu ve pası dev işçilerin kirpiklerine yağar, gözlerine dolardı." - L. Tekin
  • "Hastanın dilindeki pas."

Diğer sözlük anlamları:

Küf.

Biyoloji'deki anlamı:

[Bakınız: periyodik asit Schiff reaksiyonu]

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Periyodik asit reaksiyonu.

Bilimsel terim anlamı:

Pasmantarıgillerin çeşitli bitkilerde oluşturduğu portakal sarısı veya kahverengi lekeler, bu lekelerden ileri gelen bitki hastalığı.

Hava,nem,su ya da sulu çözeltilerin etkisiyle demir ve alaşımlarının yüzeyinde oluşan, hidroksit ve karbonatları da içeren kırmızı-kahverenkli demir oksit.

Gaz ya da sıvı ortamlardaki demir yüzeylerinde oluşan, Fe2O3-H2O simgeli gevrek demir oksit.

 

İngilizce'de Pas ne demek? Pas ingilizcesi nedir?:

rust, periodic acid schiff

Fransızca'da Pas ne demek?:

rouille, saburre

Pas anlamı, kısaca tanımı:

Pas açmak : Bir şeyin pasını giderip parlatmak.

Pas tutmak : Çalışamaz duruma gelmek. paslı duruma gelmek, paslanmak.

Pas almak : Bazı top oyunlarında bir oyuncu takım arkadaşından gelen topu kullanmak.

Pas geçmek : Vazgeçmek, caymak, aldırış etmemek. "geçiniz" demek. bazı iskambil oyunlarında o ele katılmamak.

Pas atmak : Karşı cinse umut ve cesaret vermek. bazı top oyunlarında bir oyuncu takım arkadaşına top geçirmek.

Pas vermemek : Karşı cinse umut ve cesaret vermemek. yüz vermemek, ilgi göstermemek.

Pas mantarı : Pas mantarıgillerden, buğdaygillerde ve baklagillerde pas hastalığına sebep olan mantar (Uromyces).

Pas rengi : Bu renkte olan. Kırmızıyla kahverengi arasındaki renk.

Akpas : Lahana, turp, şalgam, karnabahar vb. bitkilerin kök dışındaki bütün bölgelerine yerleşebilen, özellikle semizotugillerde karşılaşılan yosunumsu mantar (Albugo candida).

Bodur pas : Bu mantarın yol açtığı hastalık. Arpa yapraklarına yerleşen ve seyrek olarak yurdumuzda da görülen ilkel mantar (Puccinia hordei).

Kir pas : Kir.

Bakır pası : Bakır üzerinde nemli havalarda oluşan bakır hidrokarbonat.

Buğday pası : Pas mantarıgillerden asalak bir mantar (Puccinia graminisi). Bu mantarın buğday vb. bitkilerin yapraklarında oluşturduğu hastalık.

Demir pası : Demirde oluşan pas. Bu pasın renginde olan.

Sektirme pas : Basketbolda topu sektirerek verilen pas.

Tek pas : Oyuncunun kendisine gelen topu bekletmeden en uygun durumda olan arkadaşına vererek karşı takımın oyun kurmasını engellediği pas.

 

Ara pası : Takım arkadaşına rakip oyuncular arasından geçirilerek atılan pas.

Duvar pası : İki oyuncunun rakip oyuncuya topu kaptırmadan birbirlerine atmaları ve alan kazanmaları.

Bar : Amerikan bar. Ayaküstü içki içilen eğlence yeri. Halter sporunda ağırlığı oluşturan kiloları birbirine bağlayan metal çubuk. Anadolu'nun doğu ve kuzey bölgesinde, en çok Artvin ve Erzurum yörelerinde el ele tutuşularak oynanan, ağır ritimli bir halk oyunu. Danslı, içkili eğlence yeri. Ateşten, mide bozukluğundan, ağızda, dil ve dişlerde meydana gelen acılık, pas. Hava basıncı birimi.

Pas atmak : sp. bazı top oyunlarında bir oyuncu takım arkadaşına top geçirmek; argo karşı cinse umut ve cesaret vermek.

Pas boyası : Periyodik asit ve Schiff reaksiyonu.

Pas böcüsü : Hemen bütün turunçgillerin kabuklarını emerek meyveleri, özellikle portakalları pas rengine boyayan, çok küçük, saman sarısı akar.

Pas giderici : Yüzeyde oluşmuş pası, gevşeterek ya da çözerek gideren bileşik ya da çözen. [Bakınız: yenimönler]

Pas giderme : Paslanmış yüzeylerin pasını almak için, kimyasal olarak yapılan bir tür paklama işlemi.

Pas önleme : Yüzeyleri, gereğinde silinebilecek biçimde yağ ya da katımsı yağ ile örterek, pas, oluşumunu önleme.

Pas önleyici : Demirli gereçlere değme durumunda paslanma eğilimini azaltan ya da yok eden özdek.

Pas pozitif : Periyodik asit Schiff yöntemiyle pozitif reaksiyon veren.

Pas reaksiyonu : Periyodik asit ve Schiff reaksiyonu.

Pas rengi ardıç kuşu : [Bakınız: kızılardıç] (Turdus musicus): Ötücü-kuşlar (Passeriformes) takımının karatavukgiller (Turdidae) familyasından bir kuş türü. Uzunluğu 22 cm. Sırtı yeşil-kahverengi, karnı beyazdır. Kuzey Avrupa ve Kuzey Asya ormanlarında yaşar.

Pas ile ilgili Cümleler

  • İşlemeyen demir pas tutar.
  • Eski demir boru pas doluydu.
  • Merdiven toz ve pas ile kaplıydı.

Diğer dillerde Pas anlamı nedir?

İngilizce'de Pas ne demek? : n. step in a dance; movement in a dance; dance

n. extension of a file whose source code is in the PASCAL programming language (Computers)

adv. not

Fransızca'da Pas : [le] adım; basamak; ayak izi; yürüyüş; öncelik hakkı

Almanca'da Pas : n. Rost

Rusça'da Pas : n. ржавчина (F), налет (M), пас (M)