Person türkçesi Person nedir

  • Kişi.
  • İnsan.
  • Birey.
  • Beden.
  • Tip.
  • Kişilik.
  • Vücut.
  • Karakter (tiyatro terimi).
  • Zat.
  • Can.
  • Fiilin gösterdiği işin hangi şahıs tarafından yapıldığını belirten dil bilgisi kategorisi. kılışın, konuşanın ağzından ifade bulan biçimi şahıs (geldim, yazıyorum vb.); dinleyen şahıs (getirdin, okuyacaksın vb.); konuşan ve dinleyen dışındaki kişi veya nesne şahıs (ağlamış, gülüyor vb.)’tır.
  • Adam.
  • Fert.
  • Gramer alanında kullanılır.
  • Kimse.
  • Şahıs.

Person ile ilgili cümleler

English: A busser is a person who clears tables in a restaurant.
Turkish: Bir komi bir restoranda masaları temizleyen kişidir.

English: "You're the kindest person I've ever met." "You say that to everyone."
Turkish: " Şimdiye kadar tanıştığım en nazik kişisin." " Bunu herkese söyle. "

English: "Have you ever thought of killing yourself?" "No, I'm not a person who would end their own life."
Turkish: "Sen hiç kendini öldürmeyi düşündün mü?" "Hayır ben kendi hayatına son verecek bir kişi değilim."

English: "She's a unique person." - "Every person is unique."
Turkish: "O eşsiz bir insandır." - "Her insan eşsizdir.

English: A careless person is apt to make mistakes.
Turkish: Dikkatsiz bir insan hata yapmaya eğilimlidir.

Person ingilizcede ne demek, Person nerede nasıl kullanılır?

 

Person entitled : Hak sahibi. Hak iyesi. Bir şey üzerinde hakkı bulunan kişi.

Person of note : Önemli biri. Önemli kimse.

Person on phone : Telefondaki kişi.

Person to person call : Birebir arama. İhbarlı konuşma. Davetli konuşma. İhbarlı alısün konuşması.

Bid a person adieu : Vedalaşmak. Veda etmek.

A private person : Kendinden bahsetmekten kaçınan kimse.

Lead a person a pretty dance : Birinin başına çorap örmek.

Saddle a person with a task : Bir görevi bir kimseye devretmek. Bir kimsenin sırtına bir görev yüklemek. Bir kimseye bir görev vermek. Herkese bir görev vermek.

Save a person from : Bir insanı-den kurtarmak (tehlike, günah, vb.).

Abandoned person : Terkedilmiş kimse. Ümitlerini kaybeden kimse.

İngilizce Person Türkçe anlamı, Person eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Person ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Registrant : Kaydettiren. Hizmet kaydı yapılmış şahıs. Tescil memuru. Kayıt memuru. Tescil ettiren. Tescil edilen kişi.

Computer user : Bilgisayar kullanıcısı.

Traveler : Gezmen. Seyyah. Satış temsilcisi (gezici). Pazarlamacı. Pazarlamacı (ingiliz ingilizcesi). Gezgin. Bkz.traveller. Seyahat eden kimse. Yolcu. Transbordör.

Can : Unut damgası. Uzaklaştırmak (okul). -abilmek. -abilir. -ebilir. Konservelemek. Yakıtı çevreleyerek, fisyon ürünlerini tutmaya yarayan, paslanmaz çelik ya da alüminyum-zirkonyum alaşımlı koruyucu. Kayıt yapmak (ses ya da görüntü). Konservesini yapmak. Yapabilmek.

Gemini : Gemini. Cevza. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. İkizler takımyıldızı. İkizler. Sinema ile televizyon alıcılarının birlikte kullanılmasına dayanan bir yapım işlemi. (benzer işlemlerden ayrılığı, öbürlerinde temel birimi sinema alıcısının oluşturmasına karşılık, gemini'de bunun bir televizyon alıcısı olmasındadır). İkizler takımyıldızı (astronomi terimi). İkizler burcu. ä°kizler burcu. İkizler burcu (astronomi terimi).

 

Autodidact : Kendi kendini yetiştirmiş kimse. Kendini eğiten veya yetiştiren. Öz öğrenimli. Otodidakt.

Rusher : Telaş yapan kimse. Acele eden kimse. Acele eden veya koşuşturan veya telaş içerisinde olan kimse veya şey.

Equal : Eş değerde olmak. Emsali olmak. Emsal. Denk. Eşit. Yaşıt. Eşit olmak. Akran. Egale etmek. Eşdeğerde olmak.

Archaist : Eski şeyler kullanan kimse. Antika meraklısı.

Snuffer : Uzun ve ince bir tutma yeri olan ve ucunda mum söndürmeye yarayan küçük bir hunisi bulunan gereç. Mum söndürücü. Söndürücü. Enfiye (kurutulmuş tütünden yapılan ve buruna çekilen bir keyif verici) kullanan kimse. Mumlara üfleyen kimse. Mum söndüren kimse.

Person synonyms : baby buster, domestic partner, unfastener, counterterrorist, drooler, good person, arrogator, black person, straight person, rester, stifler, unraveler, large person, spousal equivalent, nonperson, redheader, complexifier, physical body, toucher, survivalist, succeeder, chutzpanik, bereaved person, small person, socialiser, blogger, outdoorsman, weight gainer, visually impaired person, drug user, shitter, male person, third rater.

Person zıt anlamlı kelimeler, Person kelime anlamı

Liberator : Azat eden. Kurtarıcı. Azat eden kimse.

Juvenile : Jön. Genç. Otuz yaşına kadar olan erkeklerin canlandırabileceği rol. Çocuksu. Temel olarak ergin bireylere benzeyen fakat henüz eşeysel olgunluğa erişmemiş olan genç bireyler. Çocuk. Gençlere özgü. Jüvenil. Gençliğe ait. Delikanlı.

Resident : Bir yerde oturan. İkamet eden. Yurtiçinde yerleşik. İkamet eden kimse. Genel vali (sömürge). Mukim. Yerli. Stajyer doktor. Yerleşik.

Person antonyms : unemotional person, religious person, nonreligious person, good person, good guy, smoker, pessimist, female, drinker, extrovert, acquaintance, creditor, member, introvert, granter, leader, withholder, bad guy, worker, bad person, adult, fat person, debtor, stranger, agonist, follower, loser, male, partisan, impersonal.

Person ingilizce tanımı, definition of Person

Person kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To represent as a person. A specific kind or manifestation of individual character, whether in real life, or in literary or dramatic representation. An assumed character. To personify. To impersonate. A character or part, as in a play.