Pleonasm türkçesi Pleonasm nedir

  • Bir ekin veya aynı görevi yüklenmiş şekilce farklı eklerin kelime içinde arka arkaya sıralanması olayı: uyg. tigin/tigi+t+ler «prensler», sler+ler «sizler», harz., çağ. ik+ev+len «ikisi bir arada», üç+ev+len «üçü bir arada»; kim+i +si, eat. kul+cug+az «kulcağız», yer+cüg+ez, oğur+layın+ca «gizlice», demin+ce+cik, yavaş+ça+cık, yavru+cağ+ız; uyg. az+rak+ça+kıa «azıcık»; özb. kiç+kine+gine «pek küçük»; kary. kız+gına+ceh «kızcağız», tel. as+kın+çak «azıcık», anad. ağzl. ey+ce+ne, ey+ce+men, çabuk+ça+na, vb. olayın meydana gelişi genellikle ilk ekin görevindeki bir aşınmanın sonucudur. bu durumda ilk ek ya birleştiği kelime ile kaynaşmış ve kendini şekilce korumuştur. yahut da sonradan gelen ek ile kaynaşarak birleşik bir ek oluşmuştur. bazen de eski ekin görevinde bir zayıflama söz konusu değildir. tek şekilden farklı görevlerin gelişmesi sonunda, ikinci ek o kelimeye yeni bir görev yüklenerek gelmiştir. || arapçadan dilimize çokluk şekilleriyle geçmiş olan evlat, evrak, talebe, teşkilat gibi kelimelerin yeniden birer +lar/+ler çokluk eliyle genişletilmeleri de ek yığılması niteliğindedir: evlat+lar, evrak+lar, talebe+ler, teşkilat+lar gibi.
  • Dolambaçlı yoldan konuşma.
  • Pleonazm.
  • Lafı uzatma.
  • Dolambaçlı yol.
  • Gereğinden fala sözcük kullanma.
  • Dolaylı bir şekilde meramını anlatma.
  • Laf kalabalığı.
  • Gereksiz söz.
  • Boş laf etme.
  • Haşiv.
  • Ek yığılması.
  • Gereksiz kelimeler kullanma.
  • Söz uzatımı.
  • Gramer alanında kullanılır.
 

Pleonasm ingilizcede ne demek, Pleonasm nerede nasıl kullanılır?

Pleonastic : Laf kalabalığına neden olan. Gereksiz sözlerle dolu.

Pleonastically : Laf kalabalığıyla.

Pleochroic : Değişik yönlerden bakıldığında farklı renkler gösteren. Pleokroik.

Pleochroism : Pleokroizm. Değişik yönlerden bakıldığında farklı renkler gösterme.

Pleomorphic : Farklı morfolojik biçimlerde olabilen. Pleomorf. Pleomorfik. Fleomorfik.

Pleomorphism : Bir maddenin çeşitli şekillerde billurlaşması. Pleomorfizm. Aynı türde canlının birkaç değişik şekil göstermesi hali. Aynı türe mensup hücre veya mikroorganizmanın birkaç değişik biçim göstermesi. bir maddenin çeşitli biçimlerde billurlaşma göstermesi durumu.

Cellular pleomorphism : Hücre pleomorfizmi. Hücre eşitsizliği.

Pleopod : (kabuklu hayvanlarda) yüzgeç ayak.

Pleomorphism doctrine : Pleomorfizm doktrini. Mikroorganizmaların morfolojik ve fizyolojik olarak yüksek oranda farklılıklar gösterdiğinin ileri sürüldüğü doktrin.

Nuclear pleomorphism : Çekirdek eşitsizliği. Çekirdek pleomorfizmi.

İngilizce Pleonasm Türkçe anlamı, Pleonasm eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pleonasm ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Periphrases : Dolaylama. Dolaylı anlatım. Dolambaçlı söz.

Periphrase : Dolaylama.

Accentuation : Önemle belirtme. Belirtme. Vurgu işaretlerini koyma. Vurgu işaretleri koyma. Vurgu. Vurgulama. Ahenk durağı ile birbirinden ayrılmış kelime öbeklerinde, çok kez vurgulu hece üzerine düşen ve anlamı güçlendirmek üzere onun şiddetini artıran vurgu: ey türk gençliği/ birinci vazifen/ türk istiklalini/ türk cumhuriyetini/ ilelebet muhafaza/ ve müdafaa etmektir./ mevcudiyetinin/ ve istikbalinin/ yegane temeli/ budur./ bu temel/ senin/ en kıymetli hazinendir. (m.k. atatürk, nutuk, s. 607). || dur yolcu/ bilmeden gelip bastığın || bu toprak/ bir devrin/ battığı yerdir. || eğil de kulak ver/ bu sessiz yığın || bir vatan kalbinin/ attığı yerdir. (n.h. onan, çakıl taşları, ant., s. 921) vb. Oyun düzeninde tasarımın bir öğesi. bir uygulamada çeşitli yöntemlerle kişiler, yığınlar, eşyalar ve simgeler vurgulanır. yönetmenin önemli işlerinden biri seyircinin en çok gözüne çarpması gereken şeyi seçmesidir. vurgu, gövde görünüşleri, değişik alanlar, ilişkiler, karşıtlıklar, yükseltiler vb. ile sağlanır. sahne konuşmasında bir tümceyi, belli bir durum içindeki anlamını doğru vererek söylemek için uygun sözcükleri yoğunlaştırmakta kullanılan ses vurgusu. Harekeleme.

 

Active voice : Etken çatı. Yüklemin belirttiği işin özne tarafından doğrudan doğruya yapıldığını gösteren eksiz fiil çatısı, yalın çatı: ak-, belir-, biç-, eski-, duy-, kurtul-, kısal-, sabahla- vb. fiiller özneleri ve çekimli durumları ile birer etken çatı oluştururlar: arka sokaktaki dere bu yıl hiç kurumadı, hep aktı. hava (özne) karardı ve akşam oldu. kayıkçılar, (özne) kayığı kıyıya çektiler. şiddetli rüzgar (özne) ağacın dallarını kırdı. ömrümüz boyunca emek sarfettiniz. bir aralık böyle uyurken müthiş bir gürültü ile uyandım (özne: ben, h.z. uşaklıgil, kırk yıl ı, s. 41). o (özne) hızlı yürüdü, ben (özne) kaçtım (p. safa, şimşek, s. 23). büyük bakan (özne) esrarlı şeyleri çok severdi (göst.e., s. 23) vb. karşıtı edilgen çatı’dır. Aktif çatı. Düz çatı. Aktif ses.

Accent intensive : Pekiştirme vurgusu. Söz içinde çoğu zaman vurguyu üzerinde taşıyan hecenin daha şiddetli vurgulanmasıyla, bir maksadın, bir duygunun daha iyi belirtilmesini sağlayan vurgu: yazlığa bu hafta mı taşınıyor sunuz? hayır, gele ıcek hafta; bu sevimsiz olaylar karşısında adamcağız ımahvoldu; bu gayretler yapıldı ama sonuç olarak ıhiçbir şey getirmedi; ıamma da yaptınız, dedi, siz hiç hasta görmediniz mi? vb.

Verboseness : Fazla konuşkanlık. Gereksiz konuşkanlık durumu. Gereksizlik. Gevezelik.

Tautologies : Eşsöz. Gereksiz tekrar. Totoloji.

Active verb : Etken eylem. Etken fiil. Öznesi belli olan, öznesiyle kesin ilişkisi bulunan ve herhangi bir çatı eki almamış olan fiil: o hızlı yürüdü, ben kaçtım. (p. safa. şimşek, s. 23). büyük babam esrarlı şeyleri çok severdi (p. safa, göst. y.). asırlarca birbirlerinin kanlarını emen, gözlerini oyan insanlar, kol kola oynadılar. doğan hürriyet güneşini alkışladılar (ö. seyfettin. harem, eshab-ı kehfimiz, s. 12). tanyeri nerdeyse ağaracaktı. dağlar kül rengi bir aydınlığın içinde kapkara yükseliyordu. (t. buğra, dönemeçte, s. 5). durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır. (t. fikret) vb. karşıtı edilgen fiil’dir. bk. etken çatı.

Verbiages : Şişirme. Laf-ü güzaf.

Redundance : Miktar. İşçiye gereksinim duyulmaması. İhtiyaç fazlası oluş. Gereksiz çokluk. Çokluk. Gereğinden fazla olma. İşsizlik. Yazıdaki tekrar oranı. Artıkbilgi.

Pleonasm synonyms : meandering, ablative, adjektive, exuberancy, prolixity, circumstantiality, circuit, accidence, tautology, meanderings, prolixness, circuits, lengthiness, ablaut, circumlocutions, logorrhea, ambages, circumbendibus, circumlocution, roundabout, verbosity, adjectival construction, redundancies, redundances, ambage, abstract noun, circumambage, verbality, accent of group, detour, action noun, actif, verbiage.

Pleonasm zıt anlamlı kelimeler, Pleonasm kelime anlamı

Terseness : Hissizlik. Özlülük. Üslupta kesinlik. Kısa ve öz olma.

Pleonasm ingilizce tanımı, definition of Pleonasm

Pleonasm kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, I saw it with my own eyes. The use of more words than are necessary to express the idea. Redundancy of language in speaking or writing.