Postholes türkçesi Postholes nedir

  • Direk çukuru.
  • Kazık çukuru.

Postholes ingilizcede ne demek, Postholes nerede nasıl kullanılır?

Posthole : Direk çukuru. Kazık çukuru.

Posthoc comparison : Çoklu karşılaştırma. Parametrik testlerdeki varyans çözümlemesinde ve parametrik olmayan testlerdeki ikiden fazla grubun ortanca karşılaştırmalarında, h0 varsayımı reddedildiğinde, bir başka deyişle gruplar arasında en az bir grubun diğerinden veya diğerlerinden farklı olduğunun belirlendiği durumlarda; farklılığı hangi grup veya grupların oluşturduğu ve hangi anlamlılık düzeylerinde gösterdiğini belirlemek amacıyla geliştirilmiş birçok yöntem.

Aposthomatous inflammation : Apostomatöz yangı. Doku ve organlarda küçük odaklar halinde irin birikimiyle belirgin doku reaksiyonu.

Postharvest : Hasat sonrası.

Posthaste : Hızla. Acele ile. Apar topar. Süratle. İvedilikle. Çok acele. Alelacele. Büyük bir hızla. Çabucak.

Posthypnotic : Posthipnotik.

Posthumously : Ölümden sonra.

Posthumous : Babasının ölümünden sonra doğan. Ölümden sonra yapılan. Ölüm sonrası. Öldükten sonra gelen. Öldükten sonra gerçekleşen. Öldükten sonra meydana gelen. Ölümünden sonra yayınlanan. Bir kimsenin ölümünden sonra olan. Ölümden sonra ortaya çıkan. Ölümünden sonra (olan veya olmuş).

 

Posthuma plan : Uluslararası likidite sorununun çözümü için toplam uluslararası rezervlerin yüzde kırkının abd doları, sterlin ve altı avrupa ekonomik topluluğu ülkesi paraları gibi anahtar paralardan, geri kalanının ise altından oluşturulmasını içeren ve s. posthuma tarafından 1960’lı yılların başında önerilen plan. Posthuma planı.

Posthitis : Postitis. Postit. Prepusyum yangısı.

İngilizce Postholes Türkçe anlamı, Postholes eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Postholes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Hollow : Boş. Çökmüş. Oymak. İçi boş. Çukur açmak. Delikli. Kof. Aç. Sahte. Boşluktan gelen.

Ship : Bir şeyi bir nakliyat aracıyla göndermek. Yükleme yapmak. Gemiye binmek. Mal yüklemek (gemiye). Nakliye yapmak. Tayfa olarak almak. Su almak (gemi). Yerine takmak. Göndermek. Kürekleri içeri almak.

Chuckhole : Bir yoldaki büyük delik. Çukur (yolda oluşan).

Fuselage : Gövde. Gövde (bot). Uçak iskeleti. Uçak gövdesi.

Hole : Köşesine çekilmek. Zor durum. Oyuk. Suyutan. Karst yörelerinde, gölova ve kör koyakların tabanında biriken suları çekerek derine aktaran bir tür doğal kuyulara verilen ad. Coğrafya, fizik alanlarında kullanılır. Deliğe girmek. Yuvasına girmek. Bir yarıiletkenin buzsul örgüsünde bir eksicik yerinin boş kalması; örgüden başka eksiliklerin; buyeri doldurması bir akım oluşmasına eşdeğerdir. Kodes.

Deadlight : Sabit cam. Lomboz üzerindeki ağır kapak. Lumbuz kapağı. Lomboz kapağı. Güvertede veya gemi gövdesinde kalın pencere. Lumbuz. Lomboz.

Window : Bir şeyi yapmak için elverişli zaman bölümü. Cam. Camekan. Radarı şaşırtmak için uçaktan saçılan mermi. Vitrin. Alıcı, gösterici, basım aygıtı gibi çeşitli aygıtlarda mercek ardında yer alan ve film üzerine açılan, pencereyi belirleyen dikdörtgen delik. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Pencere. Pencere menüsü. Gösteriş.

 

Postholes synonyms : posthole.

Postholes zıt anlamlı kelimeler, Postholes kelime anlamı

Smooth : Yumuşatmak. Tesviye etmek. Sistirelemek. Kolay. Huzur veren. Kolaylaştırmak. Düzlemek. Düz. Şık.