Window türkçesi Window nedir

  • Pencere.
  • Cam.
  • Bir şeyi yapmak için elverişli zaman bölümü.
  • Gösteriş.
  • Camekan.
  • Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Pencere menüsü.
  • Vitrin.
  • Alıcı, gösterici, basım aygıtı gibi çeşitli aygıtlarda mercek ardında yer alan ve film üzerine açılan, pencereyi belirleyen dikdörtgen delik.
  • Radarı şaşırtmak için uçaktan saçılan mermi.

Window ile ilgili cümleler

English: A large bird landed on the window sill.
Turkish: Büyük bir kuş pencerenin pervazına indi.

English: Ali always sleeps with his window open.
Turkish: Ali her zaman penceresi açık uyur.

English: Ali asked someone sitting near the window to open it.
Turkish: Ali pencerenin yanında oturan birine onu açmasını rica etti.

English: A window was broken.
Turkish: Pencere kırıktı.

English: Ali broke a window in the classroom.
Turkish: Ali sınıfta bir cam kırdı.

Window ingilizcede ne demek, Window nerede nasıl kullanılır?

Window and help : Pencere ve yardım.

Window arranging : Pencere düzenleme.

Window bar : Pencere çubuğu. İspanyolet.

Window blind : Pencere storu. Güneşlik. Panjur.

Window border : Pencere çerçevesi. Pencere kenarlığı.

Window curtain : Perde.

Window box : Çiçeklik. Jardiniyer. Pencere önü çiçeklik. Pencere ağırlık dolabı. Çiçeklik (pencere).

 

Window corner : Pencere kenarlığı. Pencere köşesi.

Window dresser : Vitrin dekorasyoncusu. Sergici. Vitrin dekoratörü. Vitrin düzenleyicisi.

Window envelope : Adresin görüneceği kısmı şeffaf olan zarf. Pencereli zarf. Ön kısmında şeffaf bölüm bulunan zarf.

İngilizce Window Türkçe anlamı, Window eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Window ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Opening : Ünlülerin oluşmasında iki çene arasındaki açıklık, ünlülerin oluşma koşulları bakımından taşıdıkları açık olma özelliği. ünlüleri açıklık bakımından a, e, o, ö, u, ü, ı, i biçiminde sıralamak mümkündür; a ve e ünlüleri açıklık bakımından ı ve i ünlüleri ile aynı sıraya konamaz. bk. ve krş. genişleme, ünlü genişlemesi. Ünlülerin boğumlanmaları sırasında ağız yolunun ve çene açısının açıklık bakımından gösterdiği özellik: a ve e ünlülerinin genişlik dereceleri o ve ö, ı ve i ünlülerinden daha fazladır. bir dil sesinin özellikle bir ünlünün boğumlanması sırasında ses yolunun kişilere ve ağızlara göre değişebilen açılma durumu: alfabe/alfābe, ayar/āyar, bayan/bāyan, yarın/yārın, dünya/dünyā, gafil/gāfil, marul/mārul, sevda/sevdā vb. burada ünlülerin kısa veya uzun söylenişlerinde, uzunluktan çok ağız açıklığı söz konusudur. Ünlülerin boğumlanmaları sırasında ağız yolunun ve çene açısının genişlik durumu bakımından taşıdığı özellik a, e, o, ö, ünlüleri ile ı, i, u, ü ünlüleri açıklık dereceleri birbirinden farklı olan ünlülerdir. bk. genişlik derecesi || bir ünlünün boğumlanması sırasında ses yolunun kişilere ve ağızlara göre değişebilen açılma durumu: ayar/ayar, bayan /bayan, yarın / yarın, dünya / dünya, gafil / gafil, marul / marul, sevda / sevda vb. Genişlik derecesi. Açıklık. Açıklık derecesi.

 

Car window : Araba penceresi.

Jitney : 5-sentlik amadeni para. Nikel (argo terim). Ücret karşılığında yolcu taşıyan motorlu taşıt. Ruhsatsız taksi. Beş sent. Sabit düzenli bir güzergah üzerinde yolculuk yapan ve düşük ücret alan küçük yolcu otobüsü. Dolmuş. Beş sentlik madeni para. Borsaya doğrudan erişimi olan bir simsarın erişimi olmayan bir simsar yerine alım satım gerçekleştirdiği yasal düzenleme.

Charabanc : Otobüs anlamında bir sözcük. (ingiliz kullanımı) tur otobüsü (fransızca'dan). Bazı çevrelerde hala kullanılan. Bir sürü yolcu taşıyan araç (fransızca'dan).

Aperture : Aralık. Gedik. Kartlar üzerinde açılan ve içerisine mikrofilm parçası geçirilen delik. Açıt. Açıklık. Açık. Işık düzengeci açıklığı. Bilgisayar, uzay, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bir ışık düzengecinin açılma derecesi, ayarlandığı açıklık. Menfez.

Blazon : Donatmak. İlan etmek (göze çarpan bir şekilde). Fiyaka. Renklerle süslemek. Arma çizmek. Teşhir etmek. Uygun bir dille söylemek. Donatmak (göze çarpan bir şeyle). Ongun. Arma.

Airs : Özel. Havalar. Caka. Kurum. Fiyaka. Hava. Çalım.

Demonstrating : İspat etmek. İspatlamak. Gösteri yapmak. Göstermek. Kanıtlamak. Örnekle açıklamak.

Sliding window : Sürgülü pencere. Sürme pencere. Sürgülü cam. Kayar cam.

Window synonyms : storm sash, louvered window, pinus, passenger vehicle, pivoting window, motorcoach, double hung window, window menu, sash fastener, blazoned, window lock, blazons, fanlight, glazed, showcasing, greenhouse, double glazing, automobile, blazonry, pane, bow window, auto, lancet window, building, jalousie, braveries, transom window, window frame, picture window, display window, stained glass window, window glass, storm window.

Window zıt anlamlı kelimeler, Window kelime anlamı

Uglify : Güzelliğini bozmak. Çirkinleştirmek.

Window ingilizce tanımı, definition of Window

Window kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To furnish with windows. An opening in the wall of a building for the admission of light and air, usually closed by casements or sashes containing some transparent material, as glass, and capable of being opened and shut at pleasure.