Pencere nedir, Pencere ne demek

Pencere; kökeni farsça dilinden gelmektedir.

"Pencere" ile ilgili cümleler

  • "Yüzümü en çok da pencerelerden yana döndürüyorum." - A. Ağaoğlu

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Alıcı, gösterici, basım aygıtı gibi çeşitli aygıtlarda mercek ardında yer alan ve film üzerine açılan, pencereyi belirleyen dikdörtgen delik.

Jeoloji ve yer bilimleri alanındaki anlamı:

Örtülü oluşumun üstündeki örtüden, bir kesimin aşındırılmasıyle alttaki daha genç oluşukların çıkma vermesi.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Büyük evlerde ocağın iki yanına, içine eşya koymak için açılmış olan boşluklar. (Dereyazıcı *Alaca -Çorum)

İngilizce'de Pencere ne demek? Pencere ingilizcesi nedir?:

window, aperture, film gate, inlier

Pencere hakkında bilgiler

Pencere, yapılarda, ulaşım araçlarında mekânı aydınlatma ya da havalandırma amacı güdülerek duvarlara ya da benzer bir sert yüzey üzerine bırakılan açıklıktır. Pencereler genel olarak bir çerçeve yardımıyla sabit duruma getirilen cam ya da benzeri saydam/yarı saydam materyallerle örtülür. İçeri ya da dışarı doğru açılabilen her bir bölmesine kanat adı verilir. Pencerelerden, kapalı tutuluğu takdirde hava akışını ve sesi önlemesi amacıyla yararlanılır. Pek çok kültürde mimarinin önemli ögelerinden biridir. Özelikle dinî yapıların inşasında sıkça başvurulan pencereler, cam kullanarak üzerlerinde uygulanan sanatsal çalışmalarla dikkat çekerler. Gotik mimaride sıkça kullanılan vitray en önemli pencere süsleme sanatlarındandır.

 

Vikisözlük'te Pencere ile ilgili kelime açıklaması bulunmaktadır.

Pencere ile ilgili Cümleler

  • Hırsız pencereden eve erişim sağladı.
  • Pencere açık.
  • Tüm pencereler kapalı mı?
  • Pencere kenarı ister misiniz?
  • Pencere açabilir misiniz?
  • Tom'un yatak odası penceresinin dışında ayak izleri vardı.
  • Pencere açık mı?
  • Pencere açıktı.
  • Ali eve pencereden girebildi.
  • Ali pencereye tırmandı.
  • Ali her zaman penceresi açık uyur.
  • Ali pencereden boş boş baktı.
  • Pencere açıkken uyuma.
  • Pencere kapalı.

Pencere anlamı, tanımı:

Ulaşım : Ulaşma işi. Köyler, şehirler, ülkeler arasında bir yerden bir yere gidiş geliş, münakale, muvasala, temas. Bir şeyi bir yerden başka bir yere aktarma.

Araç : Taşıt. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta.

 

Çerçeve : Resim, yazı, ayna vb.ni süslemek veya bir yere asılabilecek duruma getirmek için bunlara geçirilen kenarlık. Beden eğitiminde asılma ve tırmanmalar için kullanılan araç. Kapı, pencere ile bunların cam veya tablalarının yerleştirilmiş olduğu kenarlık. Bir konunun, bir düşünce alanının sınırları veya bu sınırlar içindeki alan.

Durum : Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Getiri : Kazanç. Faiz. Yarar.

Açıklık : Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Uzaklık, mesafe. Boş ve geniş yer, meydanlık. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Açık olma durumu, aleniyet. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer.

Pencere açmak : Görüş açısı kazandırmak.

Pencere eteği : Pencere ile döşeme arasındaki bölüm.

Pencere kanadı : Sabit veya menteşe yardımıyla açılıp kapanan pencere elemanı.

Çift pencere : Yalıtkanlığı artırmak amacıyla üst üste kapanan iki kanat biçiminde yapılmış pencere.

Göz pencere : Çatı katlarında veya kapı üstlerinde yuvarlak veya oval biçimli, genellikle süslü küçük pencere.

Sağır pencere : Ses ve ışık geçirmez özellikte yalıtılmış pencere.

Çatı penceresi : Tavan arasını aydınlatmaya yarayan pencere veya camlı kapak.

Dünya penceresi : Göz.

Hacet penceresi : Hacet kapısı.

Köşe penceresi : Duvarlar arasındaki köşede bulunan pencere.

Tavan penceresi : Binalarda veya evlerde tavan kısmında bulunan pencere.

Pencereli : Penceresi olan.

Tren : Demir yolunda yolcu ve yük taşımakta kullanılan, bir veya birkaç lokomotif tarafından çekilen vagonlar dizisi, katar, şimendifer.

Vapur : Su buharı gücüyle çalışan gemi.

Aydınlatmak : Karanlığı giderip görünür duruma getirmek, ışıklandırmak. Bir sorun üzerine bilgi vermek.

Havalandırmak : Kapalı bir yerin pencere ve kapılarını açarak havalanmasını sağlamak. Havaya kaldırmak.

Panjur : Güneşi ve rüzgârı önlemeye, ışığı azaltmaya yarayan, açılır kapanır dar ve yatay tahtadan, plastikten veya metal gereçlerden yapılmış, pencereye takılan kapatma düzeneği.

Perde : İki yeri birbirinden ayıran bölme. Katarakt. Bu ses derecelerini sağlamak için çalgılarda bulunup parmaklarla basılan yer. Kaz, ördek, martı gibi hayvanların parmaklarını birbirine bitiştiren zar. Doğruyu görmeye engel olan şey. Bir sahne eserinin büyük bölümlerinin her biri. Bir müzik parçasını oluşturan seslerden her birinin kalınlık veya incelik derecesi. Seste pes perde. Üzerine bir cismin görüntüsü yansıtılan saydam olmayan yüzey. Görüşü, ışığı engellemek, bir şeyi gizlemek için pencereye veya bir açıklığın önüne gerilen örtü.

Eklenti : Bir şeye eklenmiş olan, ek durumunda bulunan parça.

Aydınlatma : Aydınlatmak işi, ışıklandırma. Sahnelerin ışıklandırılması işi.

Pencere boyu : Alıcılarda ve göstericilerde her film boyuna göre ayrı ayrı olan delik.

Pencere çerçevesi : (Mimarlık) Pencere camlarının içine takıldığı, inip kalkan ya da yanlara açılan çerçeve.

Pencere kafesi : (Mimarlık) Taş yapılarda pencerelerin dışına geçirilmiş kafes biçiminde oyulu taş levha. Ağaç yapılarda pencere dışına takılan çıta kafes.

Pencere kırlangıcı : [Bakınız: ev kırlangıcı] (Delichon urbica), Ötücü-kuşlar (Passeriformes) takımının kırlangıçgiller (Hirundinidae) familyasından bir kuş türü. Uzunluğu 14 cm. Sırtı parlak mavi-kara, karnı beyazdır. Paleartik bölgede evlerin yakınlarında yaşar.

Pencere örtüsü : Pencerenin boyunu, dolayısıyla görüntünün alanını, çerçevesini değiştirmekte kullanılan örtü.

Pencere panosu : Dekorda pencereyi kapsayan pano.

Pencere sekisi : (Mimarlık) Döşemeden başlıyarak yukarı doğru pencerenin alt kenarına dek yükselen duvar.

Pencerecik : Küçük pencere. İlgili cümle: "“Bu pencerelerin çerçevelerinde gizli bir pencerecik saklıymış; dedikodu için hemencek açılıp kapatılabilecek bir kanat.”" S. İleri.

Pencereli kapilarlar : Yoğun sıvı değişiminin olduğu yerlerde ve özellikle iç salgı bezleri, bağırsak ve böbreklerde endotel katmanın belirli aralıklarla yapmış olduğu pencereli delikçikler.

Penceresiz : Penceresi olmayan. İlgili cümle: "“İçeride, penceresiz, dört köşe odanın içine otuz beş kişiyi yığıvermişler.”" S. F. Abasıyanık.

Diğer dillerde Pencere anlamı nedir?

İngilizce'de Pencere ne demek? : n. window

Almanca'da Pencere : n. Fenster

Rusça'da Pencere : n. окно (N)