Presuming türkçesi Presuming nedir

  • Haddini bilmez.
  • Cüretli.
  • Kendinden çok emin.
  • Haddini aşan.
  • Küstah.
  • Kendine çok güvenen.

Presuming ingilizcede ne demek, Presuming nerede nasıl kullanılır?

Presumingly : Kendinde çok emin bir halde. Küstahça.

Unpresuming : Mütevazi. Alçakgönüllü. Mütevazı.

Presumabe : Tahmin olunur.

Presumable : Tahmin edilebilir. İhtimal verilebilir. Farzedilebilir.

Presumably : Muhtemelen. Zannedersem. Belki de. Galiba. Büyük ihtimalle. Tahminen. (büyük) olasılıkla. Herhalde.

Presumedly : Muhtemelen. Büyük ihtimalle. Herhalde. Galiba. Tahminen.

Presumes : Varsaymak. Haddini aşmak. Haddini bilmemek. Addetmek. Farzetmek. Farz etmek. Yeltenmek. İhtimal vermek. Tahmin etmek. Kabul etmek.

Presume : Farzetmek. Cüret etmek. Tahmin etmek. Haddini aşmak. Varsaymak. Addetmek. İhtimal vermek. Kabul etmek. Haddini bilmemek. Saymak.

Presumption of registration : Kütüğe yazıma dayanan belirti. Bir markanın kütüğe yazımının yapılıp yapılmadığının bilinmemesi durumunda, kimi belirtilerle yazılı olduğunun sanılması (marka numarası konulması gibi).

Presumed : Farzedilen. Farzedilmiş. İhtimal vermek. Tahmin etmek. Haddini aşmak. Varsaymak. Farzetmek.

İngilizce Presuming Türkçe anlamı, Presuming eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Presuming ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Boldest : Göze çarpan. Koyu renk yazılmış. Utanmaz. Cüretkar. Cesaret isteyen. Cesaretli. Dik. Cesur. Arsız.

Arrogant : Gururlu. Burnu havada. Mağrur (küstahça). Azametli. Ukala. Kendini beğenmiş. Küstah ve kibirli. Kibirli.

Bolder : Utanmaz. Arsız. Dik. Cesur. Atılgan. Daha kalın. Cesaret isteyen. Daha cesur. Göze çarpan.

Immodest : Arsız. İyi yönleriyle övünüp duran. Alçakgönüllülükten yoksun. Açık saçık. Kendini beğenmiş. Utanmaz. Fazla dekolte (giysi). Terbiyesiz. Edepsiz.

Venturesome : Atılgan. Maceraperest. Gözüpek. Rizikolu. Atılımcı. Tehlikeli. Cesur. Riskli. Atak.

Compression : Basınçlandırma. Sıkıştırma; bir oluşum üzerine onu sıkıştıracak biçimde dışarıdan baskı yapma. sıkışma; dışarıdan baskı sonucu sıkışma; tazyik altında kalma. Tazyik. Özetleme. Bir merceğin kapsadığı alanın, film boyu değişmediği halde artırılmasını sağlayan optik işlem. sıkıştırmaca dayanan geniş görüntülük işlemlerinde, konunun iki yandan basıklaştırılmış olarak filme görüntü vermesi. Bastırma. Bilgisayar, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kompresyon. Sıkıştırma. Kompresyon basınç ölçümü.

Insolent : Cüretkar. Arsız. Kaba. Küçük düşürücü. Saygısız. Terbiyesiz. Dili uzun. Aşağılayıcı.

Venturous : Atak. Riskli. Gözüpek. Cesurluk. Cesur. Atılgan.

Imperative : Kaçınılmazlık. Mecburi. Emir belirten. Şart. Emreden. Buyrultu. Emir. Emir kipi. Bilgisayar, gramer alanlarında kullanılır. Zorunluluk.

Self assertive : Kendini zorla kabul ettiren. Israrcı. Kendini bir şey sanan. Kendi fikrinde ısrar eden.

 

Presuming synonyms : baldfaced, cockiest, millings, cocksure, balder, exceeder, bolding, press, sassier, baldest, mining, balds, daring, audacious, push, presumptuous, milling, sassy, blatant, pressure, compressing, as bold as brass, minings, cocky, sassiest, militarily, insolents, cockier, sauceboxes, overconfident, bold, bald, saucebox.

Presuming zıt anlamlı kelimeler, Presuming kelime anlamı

Beseeching : Yalvarma. Yalvarış. Rica eden. Yalvaran.

Decompression : Yükün kaldırılması. Basınç düşmesi. Basıncı azaltma. Basıncın düşürülmesi. Basıncın kaldırılması. Dekompresyon. Basıncı kaldırma. Yük boşalması. Boşaltma. Açma.