Proteose türkçesi Proteose nedir

  • Proteoz.
  • Proteinlerin sindirimi sırasında oluşan ara ürün.

Proteose ingilizcede ne demek, Proteose nerede nasıl kullanılır?

Proteosis : Hiperproteozis. Proteozis.

Hyperproteosis : Hiperproteozis. Diyette aşırı protein varlığıyla ortaya çıkan bir durum, proteozis.

Proteoglycan : Proteoglikan. Mukopolisakkaritlerin bir protein molekülüne bağlanmasıyla oluşan molekül. Bağ dokusunun zemin maddesinde bolca bulunan, çeşitli glikozaminoglikanların proteinlere kovalent bağlarla bağlanması ile oluşan tüp fırçası şeklindeki kompleks. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Proteohormone : Protein yapıdaki hormonlar. Proteohormon.

Proteolyse : Proteoliz. Proteinlerin ve peptitlerin, enzimlerle peptit bağlarının hidrolizi sonucu, aminoasitlere parçalanması.

Protease inhibitor : Proteaz inhibitörü. Virüsün yaşam siklusunun ileri döneminde viral proteinlerin çevirisi basamağında meydana gelen, düzenleyici ve yapısal proteinlerin çeviri sonrası modifikasyonla etkin proteinlere dönüştürülmesini sağlayan viral aspartat polimerazı baskılayan ilaç. Proteaz baskılayıcısı.

Protect : Saklamak. Savunmak. Himaye etmek. Koruyup kollamak. Kollamak. Vikaye etmek. Yabancı mala yüksek gümrük koyarak yerli malı korumak. Korumak. Kayırmak. İltimas etmek.

 

Proteolysis : Protein çözümü. Proteinlerin ve peptitlerin, enzimle peptit bağlarının hidrolizi sonucu, amino asitlere parçalanması. Proteoliz. Sindirim sırasında proteinlerin parçalanması.

Proteasome : Hasar görmüş veya gereksinim olmayan hücresel proteinlerin parçalanmasında işlev gören enzimatik kompleksler birliği. Proteazom.

Proteanly : Değişken biçimde.

İngilizce Proteose Türkçe anlamı, Proteose eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Proteose ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Throw out : Çöp atmak. Reddetmek (tasarı). Işık yaymak. İleri sürmek. Reddetmek. Kovmak. Sürmek (bitki). Ortaya atmak. Fırlatıp atmak. Saçmak.

Submit : Boyun eğmek. İleri sürmek. Önermek. Arz etmek. Ram olmak. Kendini adamak. Sunmak. Öne sürmek. Teslim etmek.

Urge : Zorlamak. Israr etmek. Dürtü. Dürtmek. Baskı yapmak. Sevketmek. Kaynağı duygulanım olan ve bilinçle herhangi bir ilişkisi bulunmayan güçlü neden ya da güdü. insanı eyleme iten eğilim, ilgi ya da herhangi bir duygu. Kışkırtmak. Teşvik etmek. Doldurmak.

Posit : Varsaymak. Farzetmek. Yerleştirmek. Önermek. Oturtmak. Farz etmek. Yerine koymak.

Make a motion : Teklifte bulunmak. Teklif sunmak. Önerge vermek.

Suggest : İleri sürmek. Akla getirmek. Meydana atmak. Telkin etmek. Önermek. Sezdirmek. Fikir vermek. Hissini vermek. İşaret etmek.

Advance : İlerletmek. İlerlemek. Gelişmek. Yürümek. Öndelik. Artmak. Öne sürmek. Öne almak. Geliştirmek. Terfi ettirmek.

Put forward : Sunmak. Adaylığını koymak. İleri almak (saati). İleri almak (saat). Öne çıkarmak. İddia etmek. Meydana atmak. Ortaya atmak. Daha erken bir tarihe almak. İleri sürmek.

 

State : Ayıtmak. Vaziyet. Hal. Bilgisayar, hukuk, fizik, kimya, sosyoloji alanlarında kullanılır. İfade etmek. Eyalet. Duru. Değişkenlerin değerleri verildiğinde, dizgenin kesinlikle tanımlanan belirli durumu. Stres. Beyan etmek.

Declare : Fikrini belirtmek. İlan etmek. Deklare etmek. Haber vermek. Açıklamak. İfade vermek. İddia etmek. Bildirmek. Deklarasyon yapmak. Afişe etmek.

Proteose synonyms : proposition, protestation, feed back, objection, advocate, advise, recommend, move.

Proteose zıt anlamlı kelimeler, Proteose kelime anlamı

Cheer : Yüreklendirmek. Desteklemek. Neşelendirmek. Cesaretlendirmek. Alkışlamak. Şenlendirmek. Teşvik etmek. Destekleyici şekilde bağırmak. Keyif. Yardım etmek.

Proteose ingilizce tanımı, definition of Proteose

Proteose kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One of a class of soluble products formed in the digestion of proteids with gastric and pancreatic juice, and also by the hydrolytic action of boiling dilute acids on proteids. Proteoses are divided into the two groups, the primary and secondary proteoses.