Advance türkçesi Advance nedir

  • Geliştirmek.
  • Ödenmesi gerekli bir paranın ödeme gününden evvel verilen bir bölümü. borç olarak ödenen para. karşılıklı ya da karşılıksız borç olarak ödenen para. yapılacak bir hizmet ya da satın alınacak bir mal karşılığı gerçekleşecek borçtan öncelikle ödenen bir bolümü.
  • Terfi ettirmek.
  • Motorda ateşleme, püskürtme ve kapaç açılmalarının erken olması.
  • Gelişme.
  • İleri gitme.
  • Atamak.
  • Artmak.
  • Terfi.
  • İleri sürmek.
  • İlerleme.
  • İlerletmek.
  • Peşinat vermek.
  • Öndelik.
  • İlerlemek.
  • Yükseltmek.
  • Alacağına sayılmak üzere önceden yapılan ödeme.
  • İleri gitmek.
  • Yürümek.
  • Avans.
  • Öne almak (tarih terimi).
  • Daha önceki bir tarihe almak.
  • Gelişmek.
  • Öne almak.
  • Avans vermek.
  • Öne sürmek.
  • İleri almak.
  • Öndeleme.
  • Bilgisayar, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır.

Advance ile ilgili cümleler

English: I would like to thank you in advance for any help that you are able to give her.
Turkish: Ona yapabileceğin herhangi bir yardım için şimdiden size teşekkür etmek istiyorum.

English: I thank you in advance for your assistance.
Turkish: Yardımın için sana şimdiden teşekkür ederim.

English: Do you sell advance tickets here?
Turkish: Burada önceden bilet satıyor musunuz?

English: I apologize in advance for his behaviour.
Turkish: Onun davranışları için şimdiden özür dilerim.

 

English: He decided neither to advance nor to retreat.
Turkish: O ne ilerlemeye ne de geri çekilmeye karar verdi.

Advance ingilizcede ne demek, Advance nerede nasıl kullanılır?

Advance angle : Avans açısı.

Advance bill : Peşin çekilen poliçe. Malın şevkinden önce keşide edilen poliçe. Malı sevk etmeden önce ihracatçı tarafından düzenlenen poliçe. Avans poliçesi. Önden çekilen ödek. Malın sevkinden önce keşide edilen poliçe. Malın yüklenmesinden ve gönderilmesinden daha önce gönderenince düzenlenen ödek. Malı alıcıya göndermeden önce çekilen poliçe.

Advance booking : Yer ayırtnm. Tiyatroda önceden yer ayırtma işlemi. Önceden yer ayırtma.

Advance booking charter : Rezervasyon yaptırılabilir uçuş. Rezervasyon yaptırılabilir carter. Önceden yer ayırtılmış charter.

Advance canvass : Üreticinin, satışları artırmak amacıyla kampanya yapacağı bölgedeki perakendecileri kampanya öncesinde ziyaret ederek desteklerini sağlamaya yönelik perakende reklamcılığında kullanılan etkinliği artırma tekniği. Önyoklama.

Advance note : Kaptan tarafından acenteye çekilen poliçe.

Advance notes : Kaptan tarafından acenteye çekilen poliçe.

Advance notice : Önceden bildirilen duyuru. Önceden bildirme.

Advance factory : Onaylı üretim bölgesi. İlerleme fabrikası. Ruhsatlı fabrika.

Advance money : Avans vermek.

İngilizce Advance Türkçe anlamı, Advance eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Advance ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Accruing : Meydana gelme. Tahakkuk etmek. Payına düşmek. Gerçekleşme. Büyümek. Çoğalmak.

 

Evolution : Basamak basamak oluşan ya da art arda ve sürekli olarak gerçekleşen değişme. bir yasaya uygun olarak doğada ya da toplumda görülen dönüşüm. Canlının tür olarak gelişmesi, bir canlıyı diğerlerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları. evolüsyon. Evrim. Canlının tür olarak gelişmesi, bir canlıyı diğerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik faktörlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları, evolüsyon. Verme (ısı vb.). Kök alma (matematik terimi). Değişiklik. Biyoloji, eğitim, fizik, uzay, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Gelişim.

Elevation : Yücelme. Yukarı doğru hareket. Yükseliş. Bayır. Eğim. Dikey kesit. Yükselme. İrtifa.

Put on : Artırmak. Giyinmek. Yapmak (makyaj). Binmek (otobüs veya tren veya uçak). Çalıştırmak. Atfetmek. Sahnelemek. Abartmak. Giymek.

Amelioration : İyileştirme. Düzelme. İyileşme. Tadil. Islah. İmar ve ihya etme. Düzeltme. Anlam yücelmesi. Ameliyorasyon.

Affirm : Tasdik etmek. Söylemek. Beyan etmek. Tekrar söylemek. Doğrulamak. Bildirmek. Söz vermek. Onaylamak. İddia etmek.

Enouncing : İfade etmek. Açıkça belirtmek. Anons. Beyan etme.

Ambulates : Gezmek. Dolaşıp durmak. Dolaşmak.

Encroach : Hakkında tecavüz etmek. Aşmak. Zarar vermek. Tecavüz etmek. Sokulmak. Kötüye kullanmak. (birinin hakkına) tecavüz etmek. El uzatmak. Hakkına tecavüz etmek.

Get about : Oradan oraya koşuşturmak. Oraya buraya gidip gelmek. Yayılmak (haber veya söylenti). Gidip gelmek. Yayılmak. Oradan oraya gidip gelmek. Duyum almak. Seyahat etmek. Gezinmek.

Advance synonyms : glide by, plough on, locomote, ratchet down, impinge, rachet up, advancement, blossom out, advertizing, step up, kick upstairs, advancing, evolvements, enhance, assign, creep up, affirms, commission, pacing, get a long, exceeds, carry forward, alleging, budding, appointing, hiked, carrying forward, alleges, penetrate, payment in advance, exaggerating, move, foot it.

Advance zıt anlamlı kelimeler, Advance kelime anlamı

Recede : Geri çekilmek. Ortadan kaybolmak. Geri gitmek. (fiyat vb) düşmek. Çekilmek. Geri bırakmak. Düşmek. Geri plana geçmek. Düşmek (fiyat). Gerilemek.

Stay in place : Yerinde kalmak.

Decrease : Düşüş göstermek. İnmek. Azalma. Düşüş. Azalmak. İnişe geçmek. Azaltmak. Eksilmek. Eksiltme. Düşmek.

Advance ingilizce tanımı, definition of Advance

Advance kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To move towards the van or front. To bring forward. To proceed. Advance proofs, advance sheets, pages of a forthcoming volume, received in advance of the time of publication. As, an advance guard, or that before the main guard or body of an army. To make to go on. The act of advancing or moving forward or upward. To move or go forward. As, he advanced to greet me. Advance payment, or that made before it is due. Used for advanced. Before in place, or beforehand in time. Progress.