Reciters türkçesi Reciters nedir

  • Ezberden okuyan kimse.
  • Ezberlenecek kitap.

Reciters ingilizcede ne demek, Reciters nerede nasıl kullanılır?

Reciter : Ezberden okuyan kimse. Ezberlenecek kitap.

Recite : Ezbere okumak. Söylemek. Anlatmak. Ders anlatmak (öğrenci). Belgelerle anlatmak. Ezbere söylemek. Sayıp dökmek. Ezberden okumak. Ezbere anlatmak. Nakletmek.

Recited : Ezbere anlatmak. Ders anlatmak (öğrenci). Ezbere okumak. Anlatmak. Belgelerle anlatmak. Ezberden okumak. Söylemek. Sayıp dökmek. Nakletmek. Ezbere söylemek.

Recites : Sayıp dökmek. Ders anlatmak (öğrenci). Ezbere okumak. Anlatmak. Ezbere söylemek. Ezberden okumak. Ezbere anlatmak. Nakletmek. Söylemek. Belgelerle anlatmak.

Aforecited : Daha önce söylenen. Yukarıda adı geçen. Daha önce sözü edilen. Daha önce veya yukarıda bahsedilen veya verilen veya sözü edilen.

Recitals : Öykü. Solist konseri. İfade. Beyan. Hikaye. Resital. Anlatma. Ezberden okuma.

Recitations : Nakletme. Ezberlenen parça. Ezberden okuma. Ezber parçaları. Anlatma.

Recital of fact : İfade. Gerçekleri sergileme.

Reciting : Sayıp dökmek. Ezberden okumak. Ezbere söylemek. Ezbere okumak. Belgelerle anlatmak. Söylemek. Ezbere anlatmak. Nakletmek. Ders anlatmak (öğrenci). Anlatmak.

Recitation : Ezbere okuma. Anlatma. Ezberden okunacak parça. Ezberden okuma. Sözlü yoklama. Ezberlenen parça. Kıraat. Öğrencilerin, işlenen konular ya da üniteler çerçevesinde kazandıkları bilgi ve beceri yönünden durumlarını; düşünme ve kavrayış bakımından olgunluk derecelerini anlamak ve değerlendirmek amacıyla, soru-yanıt yönteminden yararlanarak yapılan küçük sınav. Nakletme.

 

İngilizce Reciters Türkçe anlamı, Reciters eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Reciters ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Talk : Söyleşi. Konuşma biçimi. Boş laf. Konuşmak (bir dili). Konuşmak. Söylemek. Kişiler arasında geçen ve bir kurala bağlı olmayan konuşma. Sohbet. Görüşmek. Laf etmek.

Speak : Haberleşmek. Göstermek (özellik). Konuşma yapmak. Ses çıkarmak. Belirtmek. Söylemek (gerçeği veya sözü). Söylemek. Bilmek. Konuşmak. Bahsetmek.

Declaimers : Söylevci. Söylevci kimse. Konuşma yapan kimse.

Reel off : Ezberden sayıp dökmek. Rolik çözmek. Ezberden okumak. Makaradan ipliği çözmek. Çıkrıktan geçirmek. Makaradan çözmek. Ezberden okuyuvermek. Takır takır tekrarlamak.

Verbalize : Fiile çevirmek. Dile getirmek. Sözle ifade etmek. Sözlü ifade edilmek. Söze dökmek. Açıklamak. İfade etmek. Sözcüklere dökmek. Sözle anlatmak. Sözcüklerle ifade etmek.

Execute : İnfaz etmek (bir yargıyı). Etmek. Çalmak. Sergilemek. İfa etmek. Gerçekleştirmek. İdam etmek. Tatbik etmek. Yürütmek.

Say : Söz. Son söz. Buyurmak. Etmek (dua). Varsaymak. Tekrarlamak. Demek. Laf. Okumak (dua). Okumak.

Scan : Üstünden şöylesine geçmek. Ekranda görüntülemek. Şöyle bir göz gezdirmek. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Görüntülemek. Üstünkörü bakmak. Üstünkörü gözden geçirmek. Vezin analizi yapmak. Vezin ile okumak. İncelemek.

 

Utter : Telaffuz etmek. Sapına kadar. Ses çıkarmak. Söylemek. Basmak. Çıkarmak (inilti veya ses). Kesin. Bütün. Tam. Açığa vurmak.

Perorate : Uzun konuşmanın sonunu getirmek. Konuşma yapmak. Nutuk çekmek. Uzun ve sıkıcı konuşma yapmak.

Reciters synonyms : elocute, rattle down, spiel off, roll off, echo, declaimer, spell out, declaim, count, do, spell, mouth, verbalise, reciter, repeat, rattle off, perform.