Referring türkçesi Referring nedir

  • İlgili olmak.
  • İzafeten.
  • İstinaden.
  • Bakmak.
  • Yararlanmak.
  • Başvurma.
  • Başvurmak.
  • Dosyanın başka mahkemeye gönderilmesi.
  • Atfetmek.
  • Bahsetmek.
  • Ait olmak.
  • Sevk.
  • İlgili olarak.
  • İma etmek.
  • Kastetmek.
  • Havale.
  • -e gelince.
  • Göndermek.
  • Ait saymak.
  • Değinmek.
  • Sevketmek.

Referring ile ilgili cümleler

English: I'm aware of the problem you're referring to.
Turkish: Bahsettiğin sorunun farkındayım.

English: Are you referring to me?
Turkish: Bana mı gönderme yapıyorsun?

English: What are you referring to?
Turkish: Neden bahsediyorsunuz?

English: I assume you're referring to Tom's problem.
Turkish: Sanırım Tom'un sorunundan bahsediyorsun.

English: I wonder what you were referring to.
Turkish: Neden bahsettiğini merak ediyorum.

Referring ingilizcede ne demek, Referring nerede nasıl kullanılır?

Referring to : Atfen. Adlandırmak. Atıfta bulunarak. İstinaden. -e ile ilgili olarak. -e istinaden. Rücuen.

Preferring : Öncelik tanımak. Arzetmek. Atamak. Beğenmek. Sunmak. İleri sürmek. Tercih etmek. Yeğlemek. Yeğ tutmak. Tayin etmek.

Referral : Gönderme. Başvuru. Yönlendirme. İntikal ettirme. Sevk.

Referrals : Yönlendirme. İntikal ettirme. Gönderme. Başvuru. Sevk.

Referred : İlgili olmak. Refere edilmiş. Göndermeli. Yararlanmak. İma etmek. Ait saymak. Atfetmek. Başvurmak. Ait olmak. Bakmak.

 

Preferred : Tercihli. İstenen. Tercih nedeni. Tercih edilen. Rüçhanlı. Gözde. Ayrıcalıklı. Tercih edilmiş. İmtiyazlı. Öncelikli.

Referrers : Başvuran.

Referrer : Başvuran.

Preferred device : Tercih edilen aygıt.

Be referred : Değinilmek. Yönlendirilmek.

İngilizce Referring Türkçe anlamı, Referring eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Referring ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

In turn : Sırasıyla. Nöbetleşe. O halde. Kah ... kah. (bu da) dolayısıyla. Ki böylece veya dolayısıyla. Sıra ile. Sırayla.

Discourse : Söylev vermek. Nutuk. Söylem. Konuşma. İşlemek. Üzerinde durmak. Tez. Söylev. Ciddi ve ayrıntılı bir şekilde yazmak. Araştırma.

Make mention of : Zikretmek. Anmak. Sözünü etmek. Söz etmek.

Appertains : Alakadar olmak. Bağlı olmak.

Money order : Posta gönderimi. Banka havalesi. Para gönderimi. Ödeme emri. Belirli bir paranın gönderenince alıcısına ödenebilmesi için posta yönetimince alıcının bulunduğu ptt yönetimine yazılan ödeme emri. Bankanın kendi dalları ya da bir başka banka üzerine gerçek ve tüzel kişi adına düzenlediği ödeme buyruğu. Banka ödeme buyruğu. Havalename.

In connection with : Dolayısıyla. İle bağlantılı olarak. -den ötürü. Baglantılı olarak. -den dolayı. İle ilgili olarak. Münasebetiyle. Bağlantılı olarak. Dolayısı ile.

Be related to : Akrabalık bağı olmak. İlgisi olmak. -e anlatılmak. İlişiği olmak.

Propulsion : İtme. İtici güç. İleriye sürme. Yürütücü güç. İleri itiş. Yürütme. İleriye doğru sürme. Tahrik.

Dealt : Meşgul olmak. Uğraşılan. Uğraşmak. Vurmak. Kağıt dağıtmak. Dağıtmak. İlgilenmek. Alışveriş etmek. Uyuşturucu işi yapmak. Ele almak.

 

Impel : Sürmek. Zorlamak. Harekete geçirmek. Devindirmek. Yöneltmek. Sevk etmek. İtmek.

Referring synonyms : in terms of, adumbrate, implying, money orders, aimed, expedite, concerning, alludes, dispatched, conveyances, be into, applied for, application, attends, pertain, with reference to, in relation to, deciding, capitalize, approached, returning, bring up, with regard to, connotate, benefitted, be in charge of, accounters, pertaining, capitalising, appealed, avail oneself of, carries, guides.

Referring zıt anlamlı kelimeler, Referring kelime anlamı

Progressive : İlerleyen. İlerici. Bir yaşından büyük şarole ırkı sığırlarda vücut kaslarında eş güdüm bozukluğu, baş bölgesinde titreme, saldırgan davranışlar ve ayağa kalkamamayla belirgin kronik seyirli kalıtsal hastalık, şarole sığırlarında ilerleyici ataksi, progresif ataksi. İlerleyici. Derece derece artan. İleri düşünceli kimse. Terakkiperver. İlerleyici ataksi. İleri giden. Yenilikçi.

Sporadic : Sporadik. Seyrek. Düzensiz olarak oluşan veya seyrek olarak görülen, geniş sahalara yayılmayan veya tek tük görülen. Dağınık. Ara sıra görülen. Hastalığın ara sıra, tek tük görülmesi, geniş alanlara yayılmaması.