Runabout türkçesi Runabout nedir

  • İki kişilik araba.
  • Tek kişilik otomobil.
  • Küçük motorlu tekne.
  • Bot.
  • Küçük otomobil.
  • İşsiz.
  • Küçük araba.
  • Aylak.

Runabout ingilizcede ne demek, Runabout nerede nasıl kullanılır?

Runabouts : Küçük motorlu tekne. Küçük araba. Küçük otomobil. Tek kişilik otomobil. İşsiz. Aylak. Bot. İki kişilik araba.

Runagate : Külhanbeyi. Serseri.

Runagates : Serseri. Külhanbeyi.

Runapp : Uygulamaçalıştır.

Runaround : Baştan savma hareket. Oyalama taktiği. Dolama. Kaçamak davranış.

Korunas : Çek cumhuriyeti para birimi.

Koruna : Çek cumhuriyeti para birimi.

Runaway : Kolay kazanılmış. Gizli tutulmuş. Denetimden çıkmış. Denetimsiz. Sızıntı. Kolay zafer. Kaçkın. Kaçan kimse. Kaçak. Gizli.

Runaway inflation : Tehlikeli enflasyon.

Runaways : Denetimsiz. Gizli tutulmuş. Kaçak. Kolay zafer. Kaçkın. Denetimden çıkmış. Sızıntı. Firari. Kaçan kimse. Kontrolden çıkmış.

İngilizce Runabout Türkçe anlamı, Runabout eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Runabout ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Nonemployed : Görevde bulunmayan. Çalışmayan.

Floatage : Yüzebilirlik. Tekne. Suya batmama. Yüzen çer çöp. Yüzen nesne. Yüzme kabiliyeti. Su üstünde yüzen tekne enkazı. Yüzen döküntü.

 

Faineant : Aptal kimse. İşten kaytaran. Tembellik yapan. (fransızca) aylak kimse. Tembel.

Compact : Az yer kaplayan. Antlaşma. Pudriyer. Sıkıca paketlenmiş. Yoğun. Küçük. Sözleşme. Sözleşme yapmak. Sıkıştırmak. Anlaşma yapmak.

Welly : Lastik çizme. Şiddetli vuruş (amerikan argosu). Wellington botu. İvmelenme (amerikan argosu). Hızlanma. Wellington çizmesi. Dizlere kadar çıkan ve hemen diz altında kesilen su geçirmez bir yüksek çizme türü (genellikle çoğul olarak kullanılır: wellingtons {wellington botları}, welly olarak da yazılır). Çizme. Gayret.

Coupe : İki kapılı spor araba. Kup. Spor araba. Kupa. Kupe. Kesme. Çatma durumunda ya da karşı yarışmacının bir çelgi alması sırasında, karşı savutun ucundan bir kesiş devinimi yaparcasına savut ucunu bir öteki doğrultuya geçirme. Tavanı arkaya doğru alçalan ve arkada koltuk alanı sınırlı olan araba.

Bummer : Otlakçı. Serseri. Kötü olay veya deneyim.

Boat : Çeşitli boy ve biçimlerde, kürek, yelken veya motorla hareket eden balık avlamak için veya belirli ağılıkta yük taşımak için kullanılan güvertesin küçük tekne. Boyu 8-10 m, yük taşıma kapasitesi 5-6 ton olan, arkası düz, ortasında küçük bir ambarı bulunan balıkçılıkta ve yük taşımada kullanılan karadeniz bölgesine özgü bir tür kıyı teknesi. Sandalla gezmek. Kayık. Vapur. Sandal. Kayıkla taşımak. Küçük boyda tek ve yekpare direkli, üçgen biçiminde üç yelkeni bulunan ve 200 tona kadar kapasiteli yelkenli gemi. Tekne.

Swagman : Boş gezenin boş kalfası. Serseri. Avare. Ayyaş.

Swaggie : Boş gezenin boş kalfası.

Runabout synonyms : rumble seat, coupes, jobless, auto, two seater, boated, subcompact, idlers, floater, opium, opiums, loafers, buskin, pony, buskins, hobos, dawdler, dawdlers, boot, ponies, machine, motorcar, idler, subcompacts, canoe, off the job, dilatory, do nothing, hobo, hoboing, buggy, drifter, jobless person.