Rungs türkçesi Rungs nedir

  • Sandalye ayak desteği.
  • Portatif merdiven basamağı.
  • Basamak.

Rungs ingilizcede ne demek, Rungs nerede nasıl kullanılır?

One rung above : Bir rütbe yüksekte. Bir kademe üstte.

Bottom rung : Dip basamak. En düşük basamak.

Rung : Demir merdiven basamağı. Sandalye ayak desteği. İskemlenin basamak değneği. Basamak. Çalmak. El merdiveni basamağı. Ayak. Kademe. Merdiven basamağı. Portatif merdiven basamağı.

Runge kutta method : Runge'-kutta yöntemi.

Rungless : Derecesiz veya kademesiz. Basamaksız. Dikey kademesiz.

Grungier : Kirli. Pis. Grunge müziği veya tarzına ait veya ilgili. Temiz olmayan. Dağınık. Pasaklı. İğrenç.

High strung : Gergin (kimse). Gergin. Asabi. Çok sinirli. Sinirleri gergin. Sinirli.

Grunge tone : Genellikle aynı isimli rak müzik tarzında kullanılan özensiz, kaba ve pürüzlü gitar tonu. Pasaklı ton.

Highly strung : Gergin. Sinir küpü. Çok duygusal. Sinirli. Çok sinirli. Hassas. Gergin (kimse).

Hirschprung disease : Hirschprung hastalığı. İnsanlarda, anorektal bölgede veya kolonda myenterik ve submukozal sinir pleksuslarında ganglion hücrelerinin bulunmaması nedeniyle etkilenen bağırsakta normal peristaltik hareketlerin görülmemesiyle belirgin doğuştan görülen bir hastalık.

İngilizce Rungs Türkçe anlamı, Rungs eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Rungs ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Rocker : Kavisli paten. Beşik ayağı. Sallama düzeni. Sallanan at. Ayak. Salıncaklı koltuk. Rock'çı. Sallanan koltuk. Kavisli ayak (beşik veya sallanan sandalye altındaki). Külbütör.

Flighting : Kaçma. Yağmur (kurşun, ok vb). Uçuş. Kuş sürüsü. Böcek sürüsü. Akış. Uçakla seyahat. Sürü. Uçmak.

Digits : Parmak. Hane. Parmaklar. Basamaklar. Tek haneli rakam.

Flight : Yağmur (kurşun, ok vb). Firar. Sürü. Geri çekilme. Böcek sürüsü. Uçmak. Atlama yapan vücudun, ilk sıçramadan konmaya değin havada aldığı yol. Uçakla seyahat. Yağmur (kurşun, ok vb.). Uçma.

Spoke : Parmak (teker). Seyyar merdiven ayağı. Parmak (tekerlek). Jant teli. Dümen dolabı kavelatası. Fren düzeni. At arabası tekerine dönmemesi için sokulan çomak. Tekerleğe çomak sokmak. Tekerlek parmaklığı.

Rocking chair : Salıncaklı sandalye. Salıncaklı koltuk. Sallanan sandalye.

Highchair : Yüksek oturağı olan sandalye (küçük çocuklar için tasarlanmıştır). Yüksek koltuk. Yüksek sandalye. Mama sandalyası. Mama iskemlesi. Bebek sandalyası. Çocuklara yüksek mama iskemlesi.

Rung : Çalmak. Ayak. Merdiven basamağı. Kademe. Demir merdiven basamağı. El merdiveni basamağı. İskemlenin basamak değneği.

Flighted : Uçakla seyahat. Böcek sürüsü. Yağmur (kurşun, ok vb). Kuş sürüsü. Uçuş. Kaçma. Uçmak. Sürü. Akış.

Column : Makale. Sütun. Direk. Kolon. Omurgalılarda kalın bağırsağın rektumdan önce gelen, dışkıdan fazla suyu emen bölgesi. böceklerde bağırsağın ikinci bölgesi. elektron mikroskobunda elektromanyetik merceklerin yerleştirildiği, içinden elektronların geçtiği havası boşaltılmış metal boru. Destek. Takla atarak birbirinin omuzuna, çıkan ve bir «sütun» oluşturulan görünüş bk. dörtlü kolon, üçlü kolon. Köşe.

 

Rungs synonyms : side chair, straight chair, gymnastic apparatus, crosspiece, round, digit, bank, digit position, feeding chair, stave, digit place, doorstep, bench, exerciser, echeloning, doorsteps, spokes, footboard, echelon, folding chair, echelons.