Sürün nedir, Sürün ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Bir çeşit hamur yemeği.

Sürün ile ilgili Cümleler

  • Çitin altından süründüm.
  • Çitin altından sürünmek zorunda kaldım.
  • Bu kesiğe biraz iyot sürün.
  • Sürünebilir misin?
  • Ben sürüngenlerden korkarım.
  • Yanak ve dudağa el atıp sonra da pudra ve parfüm sürünüp evden çıkar.
  • Dikenli telin altından sürünerek geçtiğinde, pantolonuyla takılıp kaldı.
  • Ali çitin altında sürünmeye çalıştı.
  • Dışarıya çıkmadan önce güneş kremi sürün.
  • Konuşma üçe kadar sürüncemede kaldı.
  • “Bana niye bu davayı böyle sürüncemede tuttuğunu izah etsin.”
  • Biz dört ayak üzerinde süründük.
  • Sürüngenlerden nefret ediyorum.

Sürün ile ilgili Atasözü veya Deyim

(bir iş) sürüncemede kalmak : bir iş sonuçlanıncaya kadar boş yere gecikmek, uzamak, askıda kalmak, bir türlü sonuçlanamamak.

(bir işi) sürüncemede bırakmak (veya tutmak) : bir işi sonuçlanıncaya kadar boş yere geciktirmek, uzatmak.

köpek sürünmekle etek kesilmez : “terbiyesiz kimsenin sataşmasıyla temiz kişi lekelenmiş olmaz” anlamında kullanılan bir söz.

yerlerde sürünmek : çok perişan, acınacak bir durumda bulunmak.

Sürün kısaca anlamı, tanımı

Sürü : Evcil hayvanlar topluluğu. Bir insanın bakımı altındaki hayvanların tümü. Birlikte yaşayan hayvan topluluğu. Yönlendirilebilen insan topluluğu

 

Kuş benzeri sürüngenler : Trias'tan Kretase'ye kadar yaşamış, pelvis kemikleri kuşlara benzeyen, diapsit tipte kafatasına sahip sürüngenler.

Pullu sürüngenler : Sürüngenler (Reptilia) sınıfından, derilerinin üzerinde keratinleşmiş pul ya da örtüler bulunan, diapsit tip kafatasları olan, bir çift kopulasyon organları bulunan, kloak açıklıkları enine şekilli, karada ve suda yaşayan hayvanları içine alan kertenkeleler (Lacertilia, Sauna) ve yılanlar (Ophidia, Serpentes) olmak üzere iki alt takımı olan bir takım. (Squamata) takımının öz-kertenkelegiller (Lacertidae) familyasından bir sürüngen türü. Doğu Akdeniz memleketlerinde yaşar.

Sürüncemek : İş sonuçlanıncaya değin boş yere gecikmek.

Sürüncümek : İş sonuçlanıncaya değin boş yere gecikmek.

Sürünen döviz kuru sistemi : Döviz kurunun yıl içinde bir çok kez yurtiçi ve yurtdışı enflasyon farkına göre ayarlandığı döviz kuru sistemi.

Sürünen enflasyon : Enflasyon oranlarının çok düşük olduğu ve fiyat artışlarına ilişkin beklentilerin oluşmadığı enflasyon ortamı. karşılığı dörtnala enflasyon, hiper enflasyon, ılımlı enflasyon.

Sürünge : Fırın süpürmeye yarayan, ucunda paçavra bulunan sırık. [Bakınız: sönge]. Fırın süpürmeye yarayan ucunda bez bulunan sopa.

Sürüngeç : Sürünme durumunda olan : Kızını şurada burada sürüngeç yapacağına aç evini, al kızını yanına.

Sürüngen bilimi : (karşılık: Herpetoloji), : Zoolojinin, sürüngenlerle uğraşan bir dalı.

Sürüngenler bilimi : Zoolojinin sürüngenleri inceleyen dalı. Herpetoloji.

Sürüngü : Fırın süpürmeye yarayan, ucunda paçavra bulunan sırık.

 

Sürünmüş : Kaymış, kaymaya yüz tutmuş, yerler. Kovulmuş, sürülmüş, recmedilmiş, menfur, perişan, zelil.

Sürüntü : Kaymış, kaymaya yüz tutmuş, yerler. Kullanılarak küçülmüş sabun. Yokluk ve sıkıntı nedeniyle ezilen kimse. Sürünen bir şeyin yerde bıraktığı iz. Durmadan yer değiştiren, çok gezen, serseri. Zayıf, cılız, kuru : Sürüntü kalmışsın. Küçük sabun, sabun parçası. Çok gezen kimse. Sürüklenen ağacın, tomruğun açtığı yol, iz. Sonuçlanmamış, sürüncemede kalmış iş. Sürünen.

Sürüntü kili : Buzulun alın kesiminde ya da geri çekilmesi sırasında yolları üzerinde bırakıp yaydığı, az çok kalın kil, kum, buzul taş karışımı birikintilere verilen ad.

Sürünceme : Bir işin sonuçlanıncaya kadar boş yere uğradığı gecikmelerin tümü.

Süründürme : Süründürmek işi.

Süründürmek : Sürünme işini yaptırmak, sürünmesine sebep olmak. Güçlük ve sıkıntıya uğratmak.

Süründürülme : Süründürülmek işi.

Süründürülmek : Süründürme işi yapılmak.

Sürüngen : Sürünerek giden (hayvan). Yere yatay olarak uzanan (sap veya kök).

Sürüngenler : Omurgalıların, suda ve karada yaşayabilen yılan, kertenkele, kaplumbağa, timsah gibi yerde sürünerek veya yürüyerek ilerleyen sınıfı.

Sürünme : Sürünmek işi. Çoğunlukla uzun gövdeli bir hayvanın, bacaklarının yardımı olmaksızın katı bir yüzeyde ilerlemesi.

Sürünmek : Karnı üzerinde sürünerek gitmek. Yoksul ve perişan yaşamak. Bir şeye değerek geçmek, geçerken değmek. Başıboş, sahipsiz kalmak. Kendi üzerine koku, krem vb. sürmek. Sürünme işine konu olmak.

Sürünüş : Sürünme işi.

Diğer dillerde Sürüme çıkarma anlamı nedir?

İngilizce'de Sürüme çıkarma ne demek ? : put into sirculation