Sapla nedir, Sapla ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Saplı su tası, maşrapa.

Sapla ile ilgili Cümleler

  • Bu senin saplantın mı?
  • Onun golfe olan saplantısını anlayamıyorum.
  • Her toplumun derin belleğinde, önyargılara dayalı saplantılı bilgiler vardır.
  • Tom'un arabası çamura saplandı.
  • Saplantılı mıyım?
  • Ali çocukken, onun karşısındaki caddede yaşayan kıza saplantılı oldu.
  • Arabam çamura saplandı.
  • “Uzun yıllardan beri parasal bakımdan tam bir batağa saplanmıştı.”
  • Görüşmeler batağa saplanmıştır.
  • Ali saplantılıydı.
  • “Mistik olmayan felsefe görünüşünde de tamamen H. Spencer'e saplanmış kalmıştı.”
  • Onun sporla ilgili saplantısını anlayamıyorum.
  • Sonra küçük Gerda, onun göğsüne dökülen, oradan kalbine nüfuz edip, buz kalıbını eriten ve orada saplanmış olan küçük cam parçasını alıp götüren sıcacık gözyaşlarını döktü.

Sapla ile ilgili Atasözü veya Deyim

batağa saplanmak : içinden çıkılması güç bir durumda olmak.

bıçak gibi saplanmak : sancı, ağrı birden ve güçlü olarak gelmek.

kalbine saplanmak : yüreğine saplanmak.

sapla samanı karıştırmak : iyi ile kötüyü ayıramamak.

saplanıp kalmak : takılıp kalmak bir konuda yoğunlaşıp başka bir şeyle ilgilenmemek.

yüreğine saplanmak : aşırı derecede acı duymak, içine oturmak.

 

Sapla kısaca anlamı, tanımı

Coşkusal saplanım : Bireyin, türlü kişi, nesne ve düşünülere karşı geliştirdiği ya da kurtulamadığı ve yaşının gerektirdiği olgunluk düzeyiyle bağdaşamayan aşırı duygusal bağlılıklar. (Evlenmiş bir kızın öz ana ve babasına karşı çocuksu bağımlılığını sürdürmesi gibi.)

Dingil saplaması : Ön tekerlek göbeğini dingil başına bağlayan ve yönlenmeye olanak veren saplama.

Genleşmeli saplama : Ortasındaki vidası sıkıştırılınca, gövdesi genleşen ve duvardaki yuvasına sıkıca yerleşen özel saplama.

İki göz saplanımı : Her iki gözü boşlukta tek nokta üzerine ayarlama.

Menteşe saplaması : Panoları açılır kapanır biçimde birleştiren saplama.

Saplacık : İğne.

Saplaç : İki parçayı birleştiren yuvarlak, çelik burmalı çivi.

Saplah : Saplı su tası, maşrapa. Saplı tas. (Gürün Sivas).

Saplak : Saplı su tası, maşrapa. Maşrapa, su tası. Kadınların vücutlarındaki gereksiz kılları yolmak amacıyla şekerden hazırladıkları ağda. (İnönü, Dutluca, Yayla Eskişehir).

Saplam : İğneye takılan bir sap iplik. İğneye takılan iplik parçası.

Saplama kutusu : Sırıkla atlamada, yarışçıların sıçrayıp havalanmak için sırıklarını sapladıkları maden ya da tahtadan yapılmış yamuk kutu.

Saplama menteşe : Panolarda kullanılan kanatları tahtanın içinde olan bir tür menteşe.

Saplamah : Saplamak, batırmak.

Saplanabilme : Saplanabilmek işi.

Saplanabilmek : Saplanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Saplanım yasası : Öğrenme ve alıştırma, yalın anımsama noktasının ötelerine değin götürüldüğünde öğrenmede süreklilik sağlanacağını öne süren bir kural.

 

Saplanıverme : Saplanıvermek işi.

Saplanıvermek : Aniden saplanmak.

Saplantı sinircesi : Hastanın türlü düşünce ve eylem saplantılarına kapıldığı bir tür sinirce.

Saplantısız : Saplantısı olmayan. Saplantısı olmadan.

Saplaşmak : Sataşmak.

Saplatma : Saplatmak işi.

Saplatmak : Saplama işini yaptırmak.

Saplayabilme : Saplayabilmek işi.

Saplayabilmek : Saplama imkânı veya olasılığı bulunmak.

Saplayak : Saplı su tası, maşrapa.

Saplayıverme : Saplayıvermek işi.

Saplayıvermek : Çabucak saplamak.

Tokaç saplaması : Tokacı tokaç koluna bağlayan küçük dingil.

U saplacı : Biçimi U harfine benzeyen, iki ucuna diş açılmış bağlantı öğesi.

Zehni saplanmak : Bir konu üstünde sürekli düşünmek.

Saplama : Saplamak işi. Bir menteşenin iki oynak parçasını birleştirmeye yarayan küçük, ince metal mil. İç içe geçen veya başka bir parça üzerine eklenen parçaların bağlantısı için kullanılan, türlü kalınlık ve uzunlukta, bir yanı yivli, yuvarlak metal kama.

Saplamak : Hızla batırmak.

Saplanış : Saplanma işi.

Saplanma : Saplanmak işi.

Saplanmak : Hızla batmak. Batma sonucu hareket edemez olmak, batıp kalmak.

Saplantı : Kişinin, etkisinden kendini kurtaramadığı yersiz saçma düşünce, sabit fikir, fikrisabit, idefiks.

Saplantılı : Saplantısı olan, sabit fikirli.

Saplayış : Saplama işi.

Diğer dillerde Sapkıntaşlar anlamı nedir?

İngilizce'de Sapkıntaşlar ne demek ? : erratic blocks