Schoolteacher türkçesi Schoolteacher nedir

Schoolteacher ile ilgili cümleler

English: Tom's dream is to be a schoolteacher.
Turkish: Tom'un hayali bir öğretmen olmak.

Schoolteacher ingilizcede ne demek, Schoolteacher nerede nasıl kullanılır?

Schoolteachers : Öğretmen.

Schoolteaching : Öğretmenlik. Öğretim. Okul öğretmenliği.

İngilizce Schoolteacher Türkçe anlamı, Schoolteacher eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Schoolteacher ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Donned : Giyinmek. Don. Giymek. Öğretim görevlisi. Giydirmek. İspanyol efendisi. Bey. Uzman. Kuşanmak veya giyinmek.

Don : Kuşanmak veya giyinmek. İspanyol efendisi. Uzman. Öğretim görevlisi. Giydirmek. Tekbiçimli hızlanıra. Hızını her zaman, biriminde eşit tutarda arttığı devinim; değişmez ivmeli devinim. Giyinmek. Giymek.

School : Ders vermek. Türlü bilgi, beceri ve alışkanlıkların belli amaçlara göre düzenli bir biçimde öğretildiği ve kazandırıldığı eğitim kurumu. öğrenci, öğretmen ve yöneticilerden oluşan eğitim topluluğu. bir bilim, felsefe ve sanat kolunda belirli nitelik ve özellikleri bulunan akım, biçim ve görüşe verilen ad. Terbiye etmek. Öğretmek. Mektep. Okutmak. Eğitim, tiyatro alanlarında kullanılır. Tiyatroda yeni bir görüş, başka bir duyuş, anlayış ve heyecan getiren ve bunları birtakım kurallara bağlayan çığır. Okula göndermek. Okul binası.

 

Games mistress : Beden eğitimi öğretmeni (bayan).

Games master : Beden eğitimi öğretmeni (erkek). Spor öğretmeni.

Indoctrinator : Beyi yıkayıcı. Doktrinci.

Teacher : Muallim. Resmi ya da özel bir eğitim kurumunda çocukların, gençlerin ya da yetişkinlerin istenilen öğrenme yaşantıları kazanmalarına kılavuzluk etmek ve yön vermekle görevlendirilmiş kimse. bilgi, görgü ve yaşantısı ile belli dal ve alanlarda başkalarının yetişme ve gelişmesine yardım eden kimse. 3-öğretmenlik mesleğinin gerektirdiği öğrenimi bitirerek ya da yeterlikleri kazanarak öğretmenlik yapma yetkisini elde etmiş olan kimse. Hoca.

Instructor : Öğretim elemanı. Üniversitelerde öğretim üyesi bulunmayan dersler için geçici olarak görevlendirilen kimse. Okutman. Eğitici. Resmi ya da özel bir eğitim kurumunda çocukların, gençlerin ya da yetişkinlerin istenilen öğrenme yaşantıları kazanmalarına kılavuzluk etmek ve yön vermekle görevlendirilmiş kimse. bilgi, görgü ve yaşantısı ile belli dal ve alanlarda başkalarının yetişme ve gelişmesine yardım eden kimse. 3-öğretmenlik mesleğinin gerektirdiği öğrenimi bitirerek ya da yeterlikleri kazanarak öğretmenlik yapma yetkisini elde etmiş olan kimse. Öğretim görevlisi. Arıcılık eğitimcisi. Doçent (amerikan ingilizcesi). Eğitmen.

Preceptor : Okul müdürü. Hoca.

Mistresses : Metresler. Sahip. Kaptan. Kalıp. Ağa. Efendi. Üstad. Usta. Akıl hocası.

Schoolteacher synonyms : schoolma'am, indoctrinators, instructors, school teacher, mistress, educationist, educator, schoolmistress, preceptors, dominie, bhagwan, dons, educationists, schoolmarm.

Schoolteacher ingilizce tanımı, definition of Schoolteacher

Schoolteacher kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who teaches or instructs a school.