Eğitmen nedir, Eğitmen ne demek

  • Eğitim işiyle uğraşan kimse.
  • Kurs görerek köyde öğretmenlik yapan kimse, köy öğretmeni

Eğitim alanındaki sözlük anlamı:

Küçük çocukların eğitimi ve öğretimiyle uğraşanlara verilen ad.

Nüfusu az olan köylerin öğretmen gereksinmesini karşılamak amacıyla açılan kısa süreli özel kurslarda yetiştirilen köy öğretmeni.

Eğitme işiyle uğraşan kimse.

İngilizce'de Eğitmen ne demek? Eğitmen ingilizcesi nedir?:

educator

Eğitmen hakkında bilgiler

Eğitmen (ing. educator), Türkiye'de eğitim işiyle uğraşan kişiler ya da kurs görmek kaydıyla köyde/köylerde öğretmenlik yapan kişiler için kullanılan tanımdır. Nüfusu az olan köylerin öğretmen gereksinmelerini karşılamak maksadıyla açılan kısa süreli özel kurslarda yetiştirilen köy öğretmenleri için de aynı tabir kullanılır. Özellikle küçük çocukların eğitimi ve öğretimiyle uğraşanlara verilen adlandırmadır.

Kimi çocuklar yaşadıkları ortama uymakta güçlük çekerler. Özel eğitmenlerin görevi, işte bu çocukları dengeli bir hayata hazırlayıp toplum içine girebilmelerini sağlamaktır.

Kör, sakat, felçli, dilsiz, sağır ve akıl dengesi bozuk çocuklar da aynen normal çocuklar gibi eğitim görerek yetiştirilmelidirler. Özel ya da resmi kurumlarda çalışan hekimler ve eğitimcilerin görevi bu çocuklarla yakından ilgilenmektir. Ders saatlerinin dışında ise özel eğitmenler, belli sürelerle, sakat çocuklarla uğraşmalı, onların gelişmesine ve de normale doğru gitmelerine katkıda bulunacak birtakım meşgaleler bulmaya çalışmalıdırlar. Öte yandan aynı yöntem, suçlu çocukların doğru yola dönmelerinde de uygulanmaktadır. Bilindiği gibi suçlu çocukların hayata kazandırılması sorunu hemen her ülkede dikkatle incelenmektedir. Bu nedenle,bu alanda da özel eğitmenlere düşen görev oldukça büyüktür.

 

Eğitmen ile ilgili Cümleler

  • Ali bir köpek eğitmenidir.
  • Sizde benim otoriter bir eğitmen olduğumu bilseniz iyi olur.
  • Eğitmen onun sağlığını düşünmeli.
  • Kim eğitmenleri eğitti?
  • Ali serbest paraşütçü eğitmeni.
  • O yirmili yaşlarda bir aerobik eğitmeni olarak çalıştı.
  • Tom'da iyi bir eğitmen.
  • Ali iyi bir eğitmendir.

Eğitmen tanımı, anlamı:

Eğitim : Eğitim bilimi. Çocukların ve gençlerin toplum yaşayışında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine okul içinde veya dışında, doğrudan veya dolaylı yardım etme, terbiye.

Uğraş : Bir kimsenin kendi isteğiyle seçerek ve zevk alarak yaptığı iş, iş güç, meşguliyet. Bir insanın yaptığı iş veya meslek, iş güç, meşguliyet. Bir güçlüğü yenmek için gösterilen sürekli çaba, mücadele.

Kurs : Ağırşak. Resmî ve özel kuruluşlarca ilgililere belirli bir konuda bilgi, beceri ve davranış kazandırmak amacıyla düzenlenen derslere dayanan ve belli bir süresi olan eğitim etkinliği. Bir gök cisminin teker biçimde görülen yüzü, çörek.

 

Öğretmenlik : Öğretmenin görevi.

Öğretmen : Mesleği bilgi öğretmek olan kimse, hoca, muallim, muallime.

Eğitme : Eğitmek işi, terbiye etme, oryantasyon.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Türki : Türkle ilgili. Türkçe.

Kişi : Eş, koca. Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse. Erkek. Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs. Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer.

Görmek : Saymak, herhangi bir şey gibi görmek. Vermek. Almak. Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak. Yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak. Göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek. Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak. Karşılaşmak, rastlaşmak. Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek. Takım arkadaşlarından en uygun olanına pas atmak. Çok değer vermek. Yapmak, etmek. Bir işleme uğramak. Anlamak, kavramak, sezmek. Sahne olmak, geçirmek. Gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak. Ziyaret etmek. Bir şeye erişmek. Yanına gidip konuşmak. Gezmek.

Tanım : Bir kavramın niteliklerini eksiksiz olarak belirtme veya açıklama, tarif.

Nüfus : Kişi. Bir ülkede, bir bölgede, bir evde belirli bir anda yaşayanların oluşturduğu toplam sayı, popülasyon. Ortak bir özellik gösteren kimselerin bütünü.

Gerek : Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım. İcap.

Eğitmenlik : Eğitmenin işi. İlgili cümle: "“Neden bir de onların eğitmenliğini yükleniyoruz?”" A. Ağaoğlu.

Diğer dillerde Eğitmen anlamı nedir?

İngilizce'de Eğitmen ne demek? : n. instructor, instructress, educationalist, educationist, educator

Fransızca'da Eğitmen : éducateur/trice [le][la], précépteur/trice [le][la]

Almanca'da Eğitmen : n. Instrukteur

Rusça'da Eğitmen : n. воспитатель (M), воспитательница (F)