Sdif türkçesi Sdif nedir
- İktisat alanında kullanılır.
- Türkiyede mevduat ve katılım fonlarını, geri ödenmeme riskine karşı belli bir tutara kadar güvence altına alan ve bankaların yönetilmesi, mali bünyelerinin güçlendirilmesi, yeniden yapılandırılması, devri, birleştirilmesi, satışı, tasfiyesi gibi yasayla verilen görevleri yerine getirmek için 2001 yılında çıkarılan yasayla kurulan, idari ve mali özerkliğe sahip kamu tüzel kurumu.
- Tasarruf mevduatı sigorta fonu.
Sdif ingilizcede ne demek, Sdif nerede nasıl kullanılır?
Transdifferentiation : Transdiferansiyon. Bir hücrenin şeklini tamamıyla başka bir şekle değiştirmesi. metaplazya. Bir dokuya ait kök hücrenin uygun şartlar altında farklı bir dokuya ait hücreleri oluşturması. Transdifferansiyasyon.
Sdi : Bir bilgi yayım dizgesinde, abonelerin tanımladıkları kişisel ilgi örüntülerine göre, onlara yeni yayınlanmış belgelere ilişkin sürekli biçimde bilgi göndermeyi amaçlayan kamu hizmeti. Yaklaşan nükleer füzeleri hala havadalarken yok etmek üzerine amerikan askeri planı (ilk kez eski başkan ronald reagan tarafından duyurulan). Yıldız savaşları. Seçimli bilgi dağıtım.
Area of jurisdiction : Kaza dairesi. Bir yargıcın çalışmaya yetkili olduğu bölge. Yetki alanı. Yetki bölgesi.
Asdic : Sualtında denizaltı tespiti için kullanılan cihaz.
Commercial jurisdiction : Tecim yargı yöntemi. Tecim yargı yerlerinde uygulanan yöntem.
Jurisdical : Adli.
Criminal jurisdiction : Cezai yargı yetkisi. Ceza davaları yargı yetkisi. Yargılama yetkisi.
Financial jurisdiction : Mali kaza.
Court of jurisdictional disputes : Uyuşmazlık mahkemesi.
Esdi : Hard diskleri kontrol etmek için eski ara yüz (bilgisayar). Esdı.
İngilizce Sdif Türkçe anlamı, Sdif eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Sdif ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
A shift in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.
A shift in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.
Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.
A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.
A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.
A group shares : Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü. A grubu hisse senedi.
Abnormal budget : Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe. Olağanüstü bütçe.
Ability to pay principle : Ödeme gücü ilkesi. Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi.
A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.
Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe geliri. Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir.
Sdif synonyms : a type mutual funds, abnormal budget expenditures, a change in demand, ability rent, ability to pay approach, a pass through certificate.

Bu kısımda Sdif kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Sdif ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Sdif anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Sdif ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.