Season türkçesi Season nedir

  • Mevsim.
  • Uzay alanında kullanılır.
  • Güneş'in yıllık devinmesinde eşlek ile dönenceler (yaz ve kış dönenceleri) arasında geçirdiği zaman aralıklarının her biri . bir yılda dört mevsim vardır: ilkbahar, yaz, sonbahar, kış.

Season ile ilgili cümleler

English: According to the weather forecast, the rainy season will set in next week.
Turkish: Hava tahmini göre, yağışlı mevsim önümüzdeki hafta başlayacak.

English: Autumn is the best season for going on hikes.
Turkish: Yürüyüşe çıkmak için en iyi mevsim sonbahardır.

English: According to the weather report, the rainy season will start next week.
Turkish: Hava durumu raporuna göre, yağış mevsimi gelecek hafta başlayacak.

English: According to the weather forecast, the rainy season will set in before long.
Turkish: Hava tahmini göre, yağışlı mevsim çok geçmeden başlayacak.

English: Autumn is the best season for reading.
Turkish: Okumak için en iyi mevsim sonbahardır.

Season ingilizcede ne demek, Season nerede nasıl kullanılır?

Season ticket : Mevsimlik bilet. Abone kartı. Kesene kartı. Seyahat kartı. Kesenelere ilişkin işlemlerin düzenli yürütülmesi amacıyla, bu yöndeki koşulları tümüyle kapsayan ve uygulamaları sonuçlarıyla gösteren bilgi verici kart. Sezonluk bilet. Abonman bileti. Abonman kartı. Abonman.

 

End of season sale : Sezon satışları sonu. Bir sezon veya mevsimin sonunda gerçekleştirilen fiyat indirimi. Sezon sonu indirimi.

In season and out of season : Sürekli. Yerli yersiz. Daimi. Sabah akşam. Her zaman. Yaz kış. İyi ve kötü zamanda. Olur olmadık. Ne zaman olursa olsun. Devamlı.

Warm season plant : İlkbahar ve yaz aylarında gelişebilen bitki. Sıcak iklim bitkisi.

A word in season : Yerinde söz.

Breeding season : Çiftleşme mevsimi. Üreme sezonu. Üreme mevsimi. Aşım mevsimi. Kısrak, koyun ve keçilerde cinsel aktivenin sürdüğü çiftleşme mevsimi, aşım sezonu, çiftleşme mevsimi, çiftleşme sezonu, üreme sezonu. yasal olarak kısraklarda tohumlamanın kabul edildiği mevsim. Aşım sezonu. Çiftleşme sezonu.

Be out of season : Mevsimi bitmiş olmak.

Basketball season : Basketbol sezonu.

Busy season : Yılın popüler zamanı. Çalışma sezonu. Yapılacak çok işin olduğu zaman periyodu.

Closed season : Av yasağı mevsimi. Av yasağı dönemi. Avlanma yasağı dönemi. Avlanmanın yasak olduğu mevsim. Kapalı sezon.

İngilizce Season Türkçe anlamı, Season eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Season ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Harvest : Vericiden (donörden) nakledilecek iliği veya organı toplamak veya almak. Biçmek. Rekolte. Hayvansal ürünün veya bitkisel ürünlerin bir bölgeden toplanması. Ekin toplama. Tarım kesiminde bir üretim döneminde üretilen ürün miktarı. İktisat, veterinerlik alanlarında kullanılır. Saklamak. Ekin biçme, ürün kaldırma işi. Hasat zamanı.

Absolute orbit : Salt yörünge. İki cisimden her birinin kütle merkezine göre çizdiği yörünge.

 

Albedo : Kendi ışık yaymayan göcisimlerinin yansıttığı ışık oranı. Işınım yapmayan bir gökcisminin yansıttığı ışığın aldığı ışığa oranı. Turunçgillerde kabuğun beyaz iç bölümü. Albedo. Beyazlık derecesi. Aklık. Aklık dercesi. Aklık derecesi (astronomi terimi). Aklık (astronomi terimi).

Holiday season : En az iki tatil içeren zaman dilimi. Tatil mevsimi. Tatil sezonu.

Acceleration due to gravity : Yerçekimi ivmesi. Yerçekiminin etkileri nedeniyle yolun artışı. Serbest düşen bir cismin kazandığı ivme.

Seedtime : Büyüme periyodu. Yeni gelişim dönemi. Ekim mevsimi. Ekim sezonu. Ekin vakti.

Preseason : Sezon öncesi.

Basketball season : Basketbol sezonu.

Accuracy : Doğruluk. Bir bilginin, gerçekleşebilir çıkarımlarda bulunma yeteneği. Kesinlik. Titizlik. Dikkat. Bir ölçünün, gözlemin gerçeğe yakın olma derecesi. Yanlış yapmamaya özen gösterme. Tamlık. Sağıllık.

Spring : Yaylı. Mart, nisan ve mayıs aylarını içine alan zaman aralığı (kuzey yarımküre için). gökbilimde 21 mart ile 22 haziran arası. Kışı yaza bağlayan ara mevsim, bk. mevsimler. Yay. İlkbahar. Hareketli köprüye sahip gitarlarda, esnekliğiyle köprünün iki yönlü hareket ettirilmesini sağlamak amacıyla köprü yuvası içerisine yerleştirilen ve sayısı köprü sertliği ile doğru orantılı, bir ucu pençeye diğeri bloğa tutturulmuş metal nesne. Tuzlu su kaynağı. Bahar. Yeraltı sularının kendiliğinden yeryüzüne çıktığı yer. Köprü yayı.

Season synonyms : period of time, haying time, whitweek, whitsuntide, growing season, time period, hockey season, high season, harvest time, social season, exhibition season, baseball season, winter, football season, absolute parallax, accidental error, absorption line, haying, autumn, aerolite, summertime, theatrical season, whitsun, time of year, fishing season, etesian, springtime, summer, hunting season, period, fall, airglow, tided.

Season zıt anlamlı kelimeler, Season kelime anlamı

Off season : Ölü sezon. Sezon dışı. Durgun sezon.

Rainy season : Yağmur mevsimi. Yağmurlu mevsim.

Dry season : Kuru mevsim. Yaz. Yılın çok az veya sıfır yağmur düşen zamanı. Yaz mevsimi. Sıcak günler. Kurak mevsim.

Season antonyms : high season.

Season ingilizce tanımı, definition of Season

Season kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To fit. To prepare. To render suitable or appropriate. One of the divisions of the year, marked by alterations in the length of day and night, or by distinct conditions of temperature, moisture, etc., caused mainly by the relative position of the earth with respect to the sun. In the north temperate zone, four seasons, namely, spring, summer, autumn, and winter, are generally recognized. Some parts of the world have three seasons, the dry, the rainy, and the cold. To grow fit for use. To become mature. To become adapted to a climate. Other parts have but two, the dry and the rainy.