Seders türkçesi Seders nedir

  • Fısıh bayramı tatili esnasında yahudiler tarafından kutlanan şenlikli dini tören ve yemek (mısır'dan toplu göçün anısına).
  • (yahudilere ait) hamursuz bayramı yemeği.

Seders ingilizcede ne demek, Seders nerede nasıl kullanılır?

Passover seder plate : Fısıh tatili süresince kullanılan geleneksel tabak (geleneksel fısıh yemeği). Yahudi hamursuz bayramı akşam yemek tabağı.

Passover seder : Ailelerin haggadah okuduğu ve özel yiyecekler yediği fısıh tatilinin ilk gecesi. Yahudi hamursuz bayramı ilk akşamı.

Seder : (yahudilere ait) hamursuz bayramı yemeği. Fısıh bayramı tatili esnasında yahudiler tarafından kutlanan şenlikli dini tören ve yemek (mısır'dan toplu göçün anısına).

Sederunt : Kilisede oturma bölümü. Uzatılmış tartışma ya da tartışma toplantısı.

Sedentariness : Küçük derecede fiziksel egzersiz yapma özelliği. Durağanlık. Yerleşiklik. Pasiflik. Küçük derecede fiziksel egzersiz yapma eğilimi. Bir yerde yerleşmişlik.

Supersedeas : Tehiri icra. Engel. Yürütmenin durdurulması. Temyiz. Üst mahkeme emri. İnfazın geciktirilmesi.

Be superseded by : Ayağını kaydırılmak.

Supersedence : Yerine geçme.

Superseded : Yerine geçti. Ayağını kaydırmak. Yerini almak. Yerine geçmek.

Sedan : Kansas eyaletinde şehir. Aile arabası. Binek otomobili. Binek arabası (körüksüz). Dört kapılı büyük araba. Sedye. Ulaşım amaçlı olarak iki hamalca taşınan koltuk. Tahtırevan. Minnesota eyaletinde şehir.

 

İngilizce Seders Türkçe anlamı, Seders eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Seders ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

High command : Üst komuta. Baş kumandanlık. Bir askeri veya başkaca bir otoritenin üst komutası.

Supreme headquarters : Üst komuta. En önemli karargah. Başkomutanlık karargahı.

Rome : Roma.

Terrible : Çok kötü. Rezil. Sunturlu. Müthiş. Berbat. Dehşet verici. Feci. Korkunç. Çok.

Leadership : Liderlik. Öncülük. Bir toplumsal kümede üyelerce gönüllü olarak izlenen bir kişinin ünü, gücü ya da toplumsal yeri dolayısıyla öncülük etmesi, toplumsal davranış başlatabilmesi, başkalarının çabalarını yönetmesi, örgütlemesi, denetlemesi durumu ya da süreci. Liderler. Önderlik. Başkanlık. Önde gelenler. Reislik. Lidere yakışan vasıflar.

Intense : İstekli. Koyu. Keskin. Yoğun. Şiddetli. Ölçülebilir bir büyüklüğün, özellikle bir alanın, bir kuvvetin ve bir erkenin, duyu organlarının etkilenmesi ile algılanır durumda olması. Çarpıcı. Etkileyici. Güçlü. Dikkatli.

Wicked : Kötü. Fena. Aşağılık. Hınzır. Günahkar. Ahlaksız. Kötü huylu. Yaramaz. Hain. Ruhunda kötülük besleyen.

Body : Kasa. Heyet. Bilgisayar, gitar, iktisat alanlarında kullanılır. Büyük kısım. Miktar. Öz yankılı telli çalgıların içi boş geniş bölümü. Kuruluş. Nesne. Cüsse. Grup.

Seders zıt anlamlı kelimeler, Seders kelime anlamı

Mild : Halim. Ilıman. Ilık. Nazik. Yavaş. Hafif. Yumuşak. Kibar. Küçük yumru. Ilımlı.

Weak : Hastalıklı. Cılız. Sulu. Cansız. Zayıf. Halsiz. Açık. Sertliği az olan, karanlık bölümleriyle aydınlık bölümleri arasında kesin ayırım bulunmayan (görüntü). İradesiz. Aciz.