Selective türkçesi Selective nedir

Selective ile ilgili cümleler

English: The way to protect yourself and your family from being adversely affected by television is to be more selective of the programmes you watch.
Turkish: Kendinizi ve ailenizi televizyonun ters etkilerinden korumanın yolu, izlediğiniz programlar için daha seçici olmaktır.

Selective ingilizcede ne demek, Selective nerede nasıl kullanılır?

Selective advantage : Bir organizmaya yaşama ve üreme şansı veren herhangi bir karakter. Seçilme avantajı.

Selective advertising : Seçici reklam. Bir ürüne seçici istem yaratmak amacıyla yapılan her türlü reklam.

Selective breeding : Seçici çiftleşme. Seçici üretme. Seleksiyona dayalı ıslah. İnsanların, bitki ve hayvanlardan üretim yolu ile kendileri için faydalı (fazla meyve, süt vb.) olan genetik soyları yetiştirmeleri. Daha iyi bir ırk yaratacak şekilde üretme. Seçmeli üretim. Seçici yetiştirme. Seçici çoğaltma. Yetiştirme.

Selective call processing : Seçici çağrı hizmeti.

Selective call service : Seçici çağrı hizmeti.

Selective demand : Seçici istem. Seçici talep. Belli bir ürün grubu içerisindeki belli bir markaya yönelik bilinçli istem.

Selective dissemination of information : Bir bilgi yayım dizgesinde, abonelerin tanımladıkları kişisel ilgi örüntülerine göre, onlara yeni yayınlanmış belgelere ilişkin sürekli biçimde bilgi göndermeyi amaçlayan kamu hizmeti. Seçimli bilgi dağıtım.

 

Selective distribution : Bir firmanın, ürününü yalnızca önceden belirlediği ölçütlere uyan toptancı ve perakendecilere dağıtması. Seçimli dağıtım. Seçici dağıtım.

Selective coating : Seçkili örtme. Seçkili kaplama.

Selective credit fund : Selektif kredi fonu. Kredi maliyetinin düşürülmesi ve dışsatımın özendirilmesi için borçlulara faiz farkı ödemesi amacıyla 1967 yılında kurulan ve kaynağı fona katılma payı olarak bütçeye konulan ödeneklerden oluşan, 2000 yılında kaldırılan bütçe içi fon.

İngilizce Selective Türkçe anlamı, Selective eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Selective ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Careful : Düşünen. Dikkatle yapılmış. Tutumlu (aşırı). İtinalı. Ölçülü. Cimri. Onat. Tedbirli. Özenli. İdareli.

Differentiator : Türev alıcı. Ayrıştıran. (elektronik) çıktı voltajının girdi voltajı değişimine orantılı olduğu devre. (bilgisayar) çıktı sinyali girdi sinyalinin değişimine orantılı olan elektronik bir alet. Farklılaştıran. Ayrımcılık yapan.

Picky : Titiz. Zor beğenir. Müşkülpesent. Mızmız. İnce eleyip sık dokuyan.

Discriminators : Diskriminatör. Sezgi gösteren kimse veya şey. Ayıklayıcı. Ayrıştırıcı. Ayırtaç. Diskriminatörü. Farklılıkları görebilen kimse veya şey. Ayırtaç devresi. Ayrımcılık uygulayan.

 

Delimiters : Ayraçlar. Sınırlayan. Sınırlayıcı. Ayırıcılar. Limit veya sınırları belirleyen.

Optional : Opsiyonel. İhtiyari. İsteğe bağlı. Opsiyonlu. Seçimlik. Seçenekli. İstemli. Zorunlu olmayan. Seçime bağlı. Tercihe göre.

Choosiest : Detaycı. En seçici. İnce eleyip sık dokuyan. Müşkülpesent. Zor beğenen.

Distinguisher : Farkına varan. Tanıyan. Farklılığı göre. Seçen. Fark eden. Anlam ayırıcı.

Bournes : Ülke. Gaye. Memleket. Sınır. Çay. Diyar. Su. Hedef. Dere.

Absolute device : Salt aygıt. Mutlak aygıt.

Selective synonyms : conscientious, accelerator key, accent char, cannier, acception, delimiter, pickier, pickers, overfastidious, destinations, elisor, attentive, cautious, optionals, abnormal end, electives, facultative, end, discriminator, goaling, abort, destination, grader, selector, selecting, distinctive, elective, accent bar, dividing, cause, directing, canny, access mechanism.

Selective zıt anlamlı kelimeler, Selective kelime anlamı

Undiscriminating : Farkı farkedemeyen. Görüşü olmayan.

Inclusive : Dahil. Her şey dahil. Şümulu olan. İçine alan. Kapsayan. İçeren. Kapsayıcı. Kucaklayıcı. İçlemci.

Selective ingilizce tanımı, definition of Selective

Selective kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Tending to select. Selecting.