Selective breeding türkçesi Selective breeding nedir

  • Seleksiyona dayalı ıslah.
  • Seçmeli üretim.
  • Daha iyi bir ırk yaratacak şekilde üretme.
  • Seçici çoğaltma.
  • İnsanların, bitki ve hayvanlardan üretim yolu ile kendileri için faydalı (fazla meyve, süt vb.) olan genetik soyları yetiştirmeleri.
  • Yetiştirme.
  • Seçici çiftleşme.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Seçici üretme.
  • Seçici yetiştirme.

Selective breeding ingilizcede ne demek, Selective breeding nerede nasıl kullanılır?

Selective : Seçkili. Seçimli. Ayıran. Amaç. Dikkatli. Seçimsel. Seçici. Seçmeli. Selektif.

Breeding : Evcil hayvanlar yetiştirerek onların her çeşit ürünlerinden, kimilerinin de güçlerinden yararlanmayı amaçlayan ve geniş anlamda tarımsal yaşamın bir kolu sayılan etkinlik. Edep. Görgü kuralları. Yetiştirme. Üreme. Yavrulama. Erkek hayvanın dişiyle çiftleşmesi, çiftleştirme. Kesit. Üretme. Islah.

Selective advantage : Seçilme avantajı. Bir organizmaya yaşama ve üreme şansı veren herhangi bir karakter.

Selective advertising : Bir ürüne seçici istem yaratmak amacıyla yapılan her türlü reklam. Seçici reklam.

Selective call processing : Seçici çağrı hizmeti.

Selective call service : Seçici çağrı hizmeti.

İngilizce Selective breeding Türkçe anlamı, Selective breeding eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Selective breeding ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Acacia : Akasya. Akasya sakızı. Salkım ağacı. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Arap zamkı. Mimoza.

A cell : Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi.

Abiotic environment : Cansız çevre. Abiyotik çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik ortam. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi.

Culture : Bireyin üyesi olduğu toplumdan öğrendiği bilgi, gelenek, görenek, davranış, yasa, sanat, uygulayım, zanaat gibi özdeksel ve tinsel ürünlerden oluşan bütün. bk. kültür kalıtı, kültür alanı, altkültür, çevresel kültür, uygarlık, krş. halk kültürü, halkbilim. Geliştirme. Terbiye. Üretme. Biyoloji, eğitim, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Ekim. Bir halkın ya da bir toplumun özdeksel ve tinsel alanlarda oluşturduğu ürünlerin tümü : yiyecek, giyecek, barınak, korunak gibi temel gereksemelerin elde edilmesi için kullanılan her türlü araç gereç; uygulanan teknikler; düşünceler, beceriler, inançlar, geleneksel, dinsel, toplumsal, politik düzen ve kurumlar; düşünce, duyuş, tutum, davranış ve yaşama biçimlerinin topu. Zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenim ve yaşantılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi. Medeniyet. Bir toplumun tüm yaşam tasarımı ya da geçmişten aktardığı ve yeniden biçimleyerek geleceğe taşıdığı kalıt.

 

Raisings : Kaldırma. Zam. İlave. Kendini bilen. Kabartma. Yükseltme. Tüylendirme. Yükselen. Şardonlama.

Educating : Öğrenim gördürmek. Okutma. Eğitme. Öğrenim yaptırma. Okutmak. Yetiştirmek. Talim etme. Eğitmek. Terbiye etmek.

Abambulacral area : Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi. Abambulakral bölge.

Edification : Öğretme. Ahlakını yükseltme. Ahlakını düzeltme. Bilgi verme. Terbiye etme. Aydınlatma.

Bringing up : Çocuk terbiyesi. Çocuk bakımı ve terbiyesi. Terbiye. Çocuk yetiştirme. Büyütme.

Abramis zone : Akarsuların durgun akan bölgeleri. Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi. Abramis zonu.

Selective breeding synonyms : aardwolf, abiotic factor, a protein, a chromosome, raising, cultivations, cultivation, a cells, a site, breedings, aardvark, rearing, growing, aardvarks, cultures, abacus bodies, abo blood groups system, breeding, education, abductor muscle, nurturing.