Breeding türkçesi Breeding nedir
- Yavrulama.
- Hayvancılık.
- Coğrafya, kimya, nükleer enerji, veterinerlik alanlarında kullanılır.
- Aşım.
- Üreme.
- Görgü kuralları.
- Terbiye.
- Islah.
- Edep.
- Kesit.
- Evcil hayvanlar yetiştirerek onların her çeşit ürünlerinden, kimilerinin de güçlerinden yararlanmayı amaçlayan ve geniş anlamda tarımsal yaşamın bir kolu sayılan etkinlik.
- Dönüşüm oranı 1 'den büyük olan işlem.
- Erkek hayvanın dişiyle çiftleşmesi, çiftleştirme.
- Soy.
- Yetiştirme.
- Kimi ışınetkin özdeklerin zincir tepkimeleri sonunda, kendilerinden daha çok bölünür özdekler üretmeleri.
- Üretme.
- Kuluçka.
- Özellikle tırıs ve dörtnal koşma sırasında ve konkur atlarında daha çok görülen, atın yürürken arka ayak nalının ön kısmıyla ön bacağa vurmasıyla meydana gelen, atlarda görülen bir yürüyüş kusuru.
- Görgü.
- Doğurma.
Breeding ile ilgili cümleler
English: He is breeding cattle on his farm.
Turkish: Çiftliğinde sığır besliyor.
English: This chemical will prevent germs from breeding.
Turkish: Bu kimyasal mikropların üremesini engeller.
Breeding ingilizcede ne demek, Breeding nerede nasıl kullanılır?
Breeding cattle : Damızlık sığır.
Breeding gain : Kuluçka oranının 1den küçük olması. Kuluçka kazancı.
Breeding ground : Yeşerme alanı. Gelişme alanı. Üreme alanı.
Breeding parasitism : Kuluçka paraziti. Bazı arılar (chrysididae, mutillidae vb.), bazı kın kanatlılar (meloidae) ve bazı kuşların (guguk kuşu) bir başka türün kuluçka odalarına ya da yuvalarına girip yumurtalarını, larvalarını ya da besinlerini yemeleri ya da kendi yavrularını baktırıp büyütmeleri durumu. Kimi arılar (chrysididae, multillidae vb.), kimi kın kanatlılar (meloidae) ve kimi kuşların (guguk kuşu) bir başka türün kuluçka odalarına veya yuvalarına girip yumurtalarını, larvalarını veya besinlerini yemeleri veya kendi yavrularını bırakıp büyütmeleri durumu. Kuluçka parazitizmi. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.
Breeding range : Türlerin yetiştirildiği bölge veya coğrafi bölgeler. Yetiştirme bölgesi.
Breeding unit : Yetiştiricilik ünitesi. Yetiştiricilik programı planında kullanılan, yaklaşık olarak 1 boğaya 3045 inekten veya her 100 koyuna 2, 5 koçtan oluşan dişi ve erkek hayvanlar.
Breeding ratio : Fizik, nükleer enerji alanlarında kullanılır. Üretim oranı. Reaktörde üretilen etkin nötron sayısının, tüketilen nötron sayışma oranı. Bir üretken tepkileşimlikte, üretilen yeni çekirdeksel yakıt tutarının, bölünme sürecinde harcanan yakıt tutarına oranı. Kuluçka oranı. Üreme oranı. Üretim oram.
Breeding season : Aşım sezonu. Kısrak, koyun ve keçilerde cinsel aktivenin sürdüğü çiftleşme mevsimi, aşım sezonu, çiftleşme mevsimi, çiftleşme sezonu, üreme sezonu. yasal olarak kısraklarda tohumlamanın kabul edildiği mevsim. Çiftleşme mevsimi. Aşım mevsimi. Üreme sezonu. Üreme mevsimi. Çiftleşme sezonu.
Breeding size : Üreme büyüklüğü. Bir populasyondaki bir döl sırasında çoğalmaya giren birey sayısı.
Animal breeding : Hayvancılık. Hayvan besleme. Hayvan yetiştirme. Hayvan ıslahı.
İngilizce Breeding Türkçe anlamı, Breeding eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Breeding ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Transection : Enlemesine kesme. Enlemesine kesme veya bölme. Çapraz kesit. Transeksiyon.
Sections : Kesim. Bölüm. Bölge. Profiller. Aksam. Bölme. Kompartıman. Bölümler. Kesme. Manga.
Birth : Veladet. Doğma. Doğuş. Tevellüt. Dünyaya getirme. Köken. Sop. Nesil.
Calving : Parçalamak (buzdağı vb.). Yavrulamak (inek). Gebelik süresi sonunda ineğin doğurması. Buzağılamak. Buzağılama.
Education : Yeni kuşakların, toplum yaşayışında yerlerini almak için hazırlanırken, gerekli bilgi, beceri ve anlayışlar elde etmelerine ve kişiliklerini geliştirmelerine yardım etme etkinliği. önceden saptanmış amaçlara göre insanların davranımlarında belli gelişmeler sağlamaya yarayan planlı etkiler dizgesi. belli bir konuda, bir bilgi ya da bilim dalında yetiştirme ve geliştirme. her kuşağa, geçmişin bilgi ve deneylerini düzenli bir biçimde aktarma ya da kazandırma işi. eğitim ruhbilimi, eğitim felsefesi, eğitim tarihi, öğretim programları, özel ve genel öğretim yöntemleri, öğretim teknikleri, yönetim, denetim vb. eğitim ' ve öğretim alanlarını kapsamak üzere öğretmen, yönetici ve eğitim uzmanı yetiştirmek amacıyla ilgililer için düzenlenen bütün kurslara ve bu kurslarla ilgili bilimsel çalışmalara verilen genel ad. eğitbilim. Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Öğrenim. Eğitim ve öğretim. Eğitim. Tahsil. Eğitme. Eğitimbilim.
Amendment : Tadilat. Değişiklik. Değiştirme (kuralı veya tasarıyı). Değişme. Tadil. Yasayı değiştirme. Değiştirme. Düzeltme. İyileştirme.
Husbandry : Ziraat. Çiftçilik. İdareli kullanma. Tarım. İdarecilik. Tutumlu olma. İdare etme. Ziraatçilik.
Reclamations : İadesini isteme. Tarıma elverişli duruma getirme. Geri isteme. Geri istenme. Değerlendirme. Tarıma uygunlaştırma. Arazi ıslahı. İyileştirme. Yeniden kullanma. Geri alma.
Blood : Kan. Hayvanlarda vücut boşluğu içinde ya da kapalı damarlar içerisinde dolaşan hücreler ile oksijen, karbondioksit, hormonlar, besin, boşaltım ve bağışıklık maddelerini taşıyan sıvı. omurgalılarda oksijenin ve karbondioksitin taşınmasında görev yapan kırmızı kan hücreleri ile organizmanın savunmasında görev yapan beyaz kan hücreleri ve kanın pıhtılaşmasında görevli olan kan pulcukları ve serumdan oluşur. Akrabalık. Kan bağı. Huy. Omurgalılarda oksijenin ve karbondioksitin taşınmasında görevli kırmızı kan hücreleri, organizmanın savunmasında görevli beyaz kan hücreleri ve kanın pıhtılaşmasında görevli olan kan pulcukları ve plazmadan oluşan sıvısal doku. kan proteini, kıl, mide içeriği ve idrar vb. yabancı maddeden arındırılmış temiz, taze, bütün veya suyu alınmış hayvan kanının hızlı bir biçimde dondurulması veya soğutulmasıyla elde edilen ürün, hayvan kanı. Yapı. Adam öldürme. Asalet. İlkellere göre insana güç ve dirim veren, ruhu barındıran, kötülüğü uzaklaştıran, pisliği arıtan erginleme törenlerinde, kan kardeşliğinde, büyücülükte, beslenmede önemli yeri olan sıvı.
Nurturing : Anaç. Bakım veya besin sağlama. Gelişmesine yardım etme. Korumacı. Besleme. Büyütme.
Breeding synonyms : labour, respectabilities, seminal, reproductions, fruitful, etiquette, dressages, bloodline, progeneration, livestock, give birth, elegance, cultivation, rearing, parturitions, amends, breedings, broods, convenances, animal husbandry, delivery, civility, cultures, amelioration, ameliorations, effectuating, ascendance, politeness, culture, proliferations, nests, decorum, brooded.
Breeding zıt anlamlı kelimeler, Breeding kelime anlamı
Inelegance : Çirkinlik. İnce olmama. Zarafetsizlik. Kabalık. Terbiyesizlik.
Unfruitful : Başarısız. Verimsiz. Kısır. Meyvesiz. Bereketsiz. Meyvesız.
Breeding ingilizce tanımı, definition of Breeding
Breeding kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act or process of generating or bearing.

Bu kısımda Breeding kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Breeding ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Breeding anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Breeding ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.