Bringing up türkçesi Bringing up nedir

Bringing up ile ilgili cümleler

English: Their manner of bringing up their children is extremely unusual.
Turkish: Çocuklarını yetiştirme tarzları oldukça farklı.

English: Bringing up a baby is hard work.
Turkish: Bir bebek yetiştirmek zordur.

Bringing up ingilizcede ne demek, Bringing up nerede nasıl kullanılır?

Bringing : - ile gitme. Sebebiyet verme. Getiren. Yanına alıp beraber götürme. Getirme. Getiri. Getirmek.

Bringing up the rear : Arkada olma. Son noktada veya yerde olma. Sonda olma.

Bringing down : Bir arızaya sebep olma. Birşeylerin başarısızlığa uğramasına sebep olma.

Bringing to life : Canlandırma.

A bite and a sup : İki yudum bir şey. İki lokma yemek.

İngilizce Bringing up Türkçe anlamı, Bringing up eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bringing up ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Exaggeration : Aşırılık. Abartma. Abartı. Mübalağa. İzam. İfrat. Şişirme.

Amplification : Gürleştirme. Hacmini büyütme. Bir nükleik asit parçasının kopya sayısının in vitro veya konak hücre içinde fazla üretilerek artırılması. mikroskopta görüş sahasının genişletilmesi. Sesi artırma. Yükseltim. Genişletme. Amplifikasyon. Abartma. Bir ses sinyalinin güçlendirilerek hoparlör için hazır hale getirilmesi süreci.

 

Civilities : Kibarlık. Edep. Nezaket. İncelik.

Aggrandizements : Abartma. Yükseltme. Çoğaltma. Agrandisman.

Expansion : Genişletme. Yayılma. Genişlik. Gelişme. Açılım. Genleştirme. İlerleme. Günlük sıcaklık ayrımlarının büyük olduğu karasal iklimlerde görülen, kayaçların oylum değiştirmeleriyle ilgili fiziksel olay. bk. büzülme, mekanik parçalanma. Coğrafya, fizik, iktisat, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bir kentin nüfusunun ve ekonomik etkinliklerinin bir ya da birkaç özekte yoğunlaşmayıp, kentin her yanına ve çevresine doğru yerleşime eğilimi göstermesi.

Decencies : İncelik. İtidal. Namus. Ahlaklılık. Ilımlılık. Ilım. Uygunluk. Nezaket. Edep.

Cultivation : Kültür. İşleme (toprağı). İşleme. Tarım. Yetişme. Görgü. Ziraat. Belirli bir amaç için yetiştirmek.

Dressages : At terbiyesi. Engel atlama (binicilik). Koşum bağlama. Hayvan terbiyesi. Atın terbiyesi ve binicisiyle uyumu.

Rearing : Yetiştirmek. Şah. Kaldırma. Şahlanmak. Dikmek. İnşa etmek. Yukarı kaldırmak. Şahlanma. Kaldırmak.

Enlargement : Büyüme. Yayılma. Agrandisman. Genişleme. Genişletme. Artma. Çoğalma. Büyültme.

Bringing up synonyms : foster child, bristliest, educating, selective breeding, raising, culture, extension, breedings, aggrandizement, child rearing, raisings, augmentation, nurturing, decency, brought up, growing, aug, breeding, bristly, cultures, enlargements, civility, bristlier, dressage, cultivations, aggrandisement, dressing, amplifications, exaggerations, education, edification.