Büyütme nedir, Büyütme ne demek
- Büyütmek işi.
- Birisi tarafından yetiştirilmiş kimse

- Uzakta duran cisimlere dürbün vb. bir araçla bakıldığında cismi gören açının çıplak gözle bakıldığı zamanki açıya oranı.
"Büyütme" ile ilgili cümle örnekleri
- "Mesele biraz serinkanlı düşünülürse pek fazla büyütmeye de değmezdi." - K. Korcan
- "O, filancanın büyütmesidir."
Biyoloji'deki anlamı:
İncelenen örnek olarak büyüklüğü ile mikroskopta elde edilen görüntünün büyüklüğü arasındaki oran. Magnifikasyon.
Gök bilimleri ve Uzay alanındaki anlamı:
Uzakta duran cisimlere ırakgörür ya da benzeri bir araçla bakıldığında cismi gören açının çıplak gözle bakıldığı zamanki açıya oranı.
Tarım alanında kullanılan kelime anlamı:
[Bakınız: yetiştirme]
İngilizce'de Büyütme ne demek? Büyütme ingilizcesi nedir?:
magnification, upsizing, magnifying power
Büyütme anlamı, kısaca tanımı:
Büyü : Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad, afsun, efsun, sihir, füsun, bağı. Karşı durulamaz güçlü etki.
Büyütmek : Yetiştirmek, bakmak. Büyük duruma getirmek, genişletmek. Abartmak, mübalağa etmek.
Gözünde büyütmek : Bir kimseyi, olayı veya şeyi abartmak.
Vites büyütmek : Aracın hızını artırmak için daha yüksek vitese geçmek. işleri hızlandırmak.
Taraf : İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Yön, yan, doğrultu. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi. Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Yöre, yer.
Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.
Uzak : Yakın olmayan yer. Gidilmesi çok süren, çok ötelerde bulunan, ırak, yakın karşıtı. Arada çok zaman bulunan. Ayrı, birbiriyle yakın ilgisi olmayan. Eli, gücü veya hükmü yetişmez. İhtimali az olan.
Cisim : Gövde, beden, vücut. Doğada element, bileşik veya bunların karışımları hâlinde bulunan, kütlesi ve ağırlığı olan, duyularla algılanabilen şey.
Dürbün : Gözetleme deliği. Uzaktaki cisimlerin görüntülerini büyütmeye veya yaklaştırmaya yarayan, objektif ve oküler adlı iki mercekten oluşan optik alet, bakaç.
Araç : Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta. Taşıt.
Çıplak : Üstünde bulunması gereken giysi, örtü vb. bulunmayan, üryan, nü, cıbıl, cıbıldak. Üzerinde yaprak olmayan. Yalın, süssüz. İçinde gerekli eşya bulunmayan. Yoksul (kimse). Saçsız (baş). Soyunmuş durumda olan vücudun resmi, nü.
Birisi : Herhangi bir kimse.
Büyütme faktörleri : Besi sırasında canlı ağırlık artışı ve yemden yararlanmayı iyileştirmek için yemlere katılan maddeler.
Büyütme yemi : Başlatma yeminden sonra hayvanların belirli büyüklüğe ulaşıncaya kadar beslenmelerinde kullanılan rasyon.
Büyütme ile ilgili Cümleler
- Etki küresini büyütmeye çalıştı.
- Bekar bir anne için iki işte çalışmak ve 5 çocuk büyütmekten daha ne zor olabilir?
- Onu büyütmeme yardım et.
- Bu çocukları tek başına büyütmeyi gerçekten istiyor musun?
- Sen hapishanedeydin bu yüzden çocuklarımızı kendim büyütmek zorunda kaldım.
- Babam seni bu kadar aptal olasın diye büyütmedi, Tom.
Diğer dillerde Büyütme anlamı nedir?
İngilizce'de Büyütme ne demek? : n. enlargement, exaggeration, making big, aggrandizement, amplification, magnification, parlay
Fransızca'da Büyütme : grossissement [le]
Almanca'da Büyütme : n. Erweiterung, Vergrößerung
Rusça'da Büyütme : n. увеличение (N), преувеличение (N), выращивание (N)

Bu kısımda Büyütme nedir? Büyütme ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Büyütme tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Büyütme hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.