Shivers türkçesi Shivers nedir

  • Titreme ya da ürperme nöbeti.
  • Titreme atakları.
  • Ani titreme saldırıları.

Shivers ile ilgili cümleler

English: The terrible scene sent shivers down his spine.
Turkish: Korkunç sahne onun tüylerini diken diken etti.

Shivers ingilizcede ne demek, Shivers nerede nasıl kullanılır?

Gives the shivers : Birine korku veya dehşet hissettiriyor. Tüylerini ürpertiyor.

Had the shivers : Titremeye başladı (soğuktan, korkudan, şoktan, vs.). Korkudan titredi.

The shivers : Ürperme. Heyecan. Humma. Titreme.

Shiver with cold : Soğuktan titremek.

Shiver with fear : Korkudan titremek.

Shivered : Parçalanmış. Dalgalanmış. Ürpermiş. Titremiş. Parça parça olmuş. Titremek. Dalgalanmak. Parçalamak. Ürpermek. Rüzgardan kıpırdamak.

Shiverers : Sallanan kimse. Daha titremiş. Daha ürpermiş. Daha parçalanmış. Titreyen kimse.

Shiva : Hindu yıkım ve yeniden inşa tanrısı. Yokedici. Şiva. Bir hindu tanrısı. Brahma ve vishnu ile birlikte üç hindu tanrısından biri (hinduizm).

Shivering : Titreme. Titretici. Ürperme. Tufan.

Shiv : Silah olarak kullanılan bıçak. (argo) silah olarak kullanılan bıçak (özellikle bir sustalı).

İngilizce Shivers Türkçe anlamı, Shivers eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Shivers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Shudder : Tüyleri ürpermek. Ürperti. Tüylerin ürpermesi. Zangırdamak. İrkilmek. Ürperme. Ürpermek. Titremek. Titreyiş. Titreme.

Thrill : Büyük heyecan duymak. Heyecan. Heyecan verici şey. Korku. Etkilemek. Çok heyecanlandırmak. Titreme. Heyecanlandırmak. Heyecanlanmak. Titremek.

Tremble : Ürperti. Sakırdamak. Titreme. Zangırdamak. Titreşmek. Ürpermek. Titremek. Ürperme.

Throb : Titremek. Çarpmak (kalp). Titreşmek. Nabız gibi atmak. Hafif bir hırıltıyla durmadan işlemek (makine). Hızla vurmak. Hafif bir hırıltıyla çalışmak (makine). Zonklamak. Zonklmak. Kalbi çarpmak.

Shivers synonyms : move involuntarily, move reflexively.

Shivers zıt anlamlı kelimeler, Shivers kelime anlamı

Hot : Baharatlı. Çalıntı. Acılı. Yeni. Acı. Isınmak. Biberli. Heyecanlı. İletken.

Adult : Normal olarak seyahat hizmetlerine tam ücret ödemesi gereken kişi. Yetişkin. Oluşmuş, gelişimini tamamlamış. bir böceğin olgun, seksüel olarak etkin, genellikle kanatlı son gelişim evresi. Erin. Biyoloji, eğitim, veterinerlik alanlarında kullanılır. Organizmaların eşeysel olgunluğa erişmiş olması; eşey organlarında eşey hücrelerinin olgunlaşarak çalışmaya başlaması. Büyümüş. Bedensel, ruhsal ve duygusal bakımdan olgunluğa erişmiş olan kimse. yasaların belirttiği belli bir yaşı aşmış olup toplumsal sorumluluklarını bilme durumunda olan genç insan. Erişkin. Yetişkin kişi.