Sirens türkçesi Sirens nedir

  • Semender.
  • Büyüleyici kadın.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Denizkızı semendergiller.
  • Siren.
  • Deniz kızı.
  • Baştan çıkarıcı kadın.
  • İki yaşamlılar (amphibia) sınıfının, kuyruklu iki yaşamlılar (urodela) takımından, hem solungaçları hem de akciğerleri olan, art bacakları olmayan türlere sahip bir familya.

Sirens ile ilgili cümleler

English: The sirens went off.
Turkish: Sirenler kesildi.

English: We could hear sirens outside.
Turkish: Dışarıda sirenler duyabiliriz.

English: Ali heard sirens approaching and ran off.
Turkish: Ali sirenlerin yaklaştığını duydu ve kaçtı.

English: I could hear sirens in the distance.
Turkish: Uzaktaki sirenleri duyabiliyordum.

English: We could hear sirens approaching.
Turkish: Yaklaşan sirenleri duyabiliyorduk.

Sirens ingilizcede ne demek, Sirens nerede nasıl kullanılır?

Wailing of sirens : Sirenleri çalması. Alarm uyarısı. Sirenlerin çığlığı. Sirenlerin uyarısı. Sirenleri inlemesi.

Siren suit : Tulum.

Air raid siren : Hava saldırısı sireni.

Siren : Siren. Deniz kızı. Alarm. Çekici ve tehlikeli kadın. Canavar düdüğü. Büyüleyici güzellikte bir kadın. Büyüleyici kadın. Denizkızı. Baştan çıkarıcı kadın. Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri.

Sirene : Siren.

Siree : (gayrı resmi) efendi (evet veya hayır' kelimelerinden sonra evet efendim olarak söylenmesi için kullanılan terim).

 

Sirenomelia : Sirenomeli. İki bacağın birleşmesiyle belirgin yapılış bozukluğu. sadece insanlarda rastlanan yapılış bozukluğu olup idrar torbası ve üreme organları bulunmaz.

Sireless : Erkek ebeveyni olmayan. Babasız. Yetim.

Sired : Babası olmak.

Sire : Peder. Baba olmak. Efendimiz. Baba. Özellikle dört ayaklı hayvanlar için kullanılan, bir hayvanın ebeveynlerinden erkek olanına verilen ad. Efendim. Babası olmak. Majesteleri. Bir hayvanın babası.

İngilizce Sirens Türkçe anlamı, Sirens eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sirens ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Femme fatale : Baştan çıkaran kadın. Ölümcül veya baştan çıkartıp ayartan kadın. Kadın baştan çıkarıcılığı (fransızca). Vamp kadın.

Mermaid : Denizkızı.

Abramis zone : Akarsuların durgun akan bölgeleri. Abramis zonu. Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi.

Evince : Belirtmek. Göstermek. Açığa vurmak. Açığa çıkarmak. Belli etmek. Açıkça göstermek.

Nixie : Su perisi (dişi). Su perisi.

Aardwolf : Yeleli sırtlan. Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli. Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür.

Drive home : Eve arabayla gitmek. Eve doğru sürmek. Arabayla eve götürmek. Anlamasını sağlamak. Arabayla eve dönmek. İkna etmek. Eve gitmek (araba ile). Görmesini sağlamak. Aklını başına getirmek.

 

Sentence stress : Tümce vurgusu. Cümle vurgusu.

Emphasise : Daha belirgin bir şekilde ortaya çıkarmak (örneğin, the skirt she is wearing emphasises her waist {giydiği etek belini ortaya çıkarıyor}) (emphasize olarak da yazılır). Belirtmek. Üstünde durmak. (britanya ingilizcesi) vurgulamak. Önemle belirtmek. Önemini belirtmek. Üstüne basmak. Önemine vurgu yapmak. Vurgulamak. Daha açık bir şekilde açıklamak.

Newt : Su keleri. Sukeleri.

Sirens synonyms : pitch accent, re emphasise, point up, press home, re emphasize, tonic accent, ram home, topicalize, abambulacral area, hooter, abiotic factor, enchantress, acacia, tritons, prosody, enchantresses, abiotic environment, a cell, set off, nixies, underscore, accentuate, aardvark, triton, abacus bodies, underline, salamander, emphasize, a cells, mermaids, inflection, siren, salamanders.

Sirens zıt anlamlı kelimeler, Sirens kelime anlamı

Play up : Oyun oynamak. Belirtmek. Üzerinde durmak. Daha sesli çalmak. Yaramazlık etmek. Abartmak. Vurgulamak. Daha yüksek sesle çalmak. Sorun çıkarmak. Elinden gelenin en iyisini oynamak (spor terimi).

Foreground : Ön. Ön plan. Görünçlüğün önündeki bölüm; öne düşen yerler. dip karşıtı. bazı ikinci, üçüncü sınıf sinemalarda görüntülüğe en yakın sıralar. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Önalan. Önplan. Ön plana almak. En öndeki görüntü.

Noisy : Yaygaracı. Farfara. Patırtılı. Göze batan. Şamatacı. Velveleci. Rahatsız edici. Gürültücü. Gürültülü. Sesli.