Small screen türkçesi Small screen nedir

  • Televizyon.
  • Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Sinemanın büyük görüntülüğü karşısında televizyonun küçük görüntülüğünü anlatan ve mecazi anlamda televizyonu belirten terim.
  • Küçük görüntülük.

Small screen ingilizcede ne demek, Small screen nerede nasıl kullanılır?

Small : Az. Zayıf. Ufak. Ufak ufak. Hafif. Minik. Mütevazı. Küçücük. Önemsiz. Fakir.

Screen : Üzerine görüntü düşürmeye yarayan kumaş, cam ya da ışılışıldar düzlem gereç. bir aygıtı ya da bir yeri mıknatıssal ve elektriksel alanlardan yalıtmak için kullanılan demir engel. Beyazperde. Bilgisayar, eğitim, fizik, basketbol, sinema, televizyon, tiyatro, voleybol alanlarında kullanılır. Göstermek. Perde. daha çok sahne dibinde geriki alan projeksiyon perdesi için kullanılır bk. ekran. Örtmek. Taramak (iyiyi kötüden ayırt etmek amacıyla). Perdeleme. Bir filmi gösterici yardımıyla görüntülük üzerine yansıtarak izlenmesini sağlamak; gösterimi gerçekleştirmek. Ekran.

Small adds : Küçük ilanlar.

Small ads : Küçük ilanlar.

Small amount : Küçük meblağ. Küçük miktar.

Small and medium scale business enterprises : Küçük ve orta boy işletmeler. Türkiye mevzuatına göre, çalışan sayısı iki yüz elli kişiden az ve yıllık net satış hasılatı ya da mali bilançosu yirmi beş milyon yeni türk lirası arasında olan işletmeler.

 

İngilizce Small screen Türkçe anlamı, Small screen eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Small screen ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Televisions : Televizyon seti. Sınalgı.

Television receiver : Sınalgı alıcısı. Televizyon alıcısı.

Tv set : Televizyon takımı.

Tubes : Borular. Tüp. Katot lambası. Tüpler. Metro. Tünel. Boru. İç lastik.

Television : Elektromanyetik dalgaları canlı resim haline getiren ve eğitim alanında kendisinden etkili biçimde yararlanılan araç. Televizyon seti. Eğitim, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sınalgı. Devinimli görüntülerin kablolar ya da telsiz bağlantısıyla çok uzaklardaki yerlere ulaştırılması ve buralarda izlenebilmesi. (bunu gerçekleştirmek için gerekli başlıca aygıt ve donanımlar alıcı, kablolar, verici, verici dalgalık, alıcı dalgalık, almaçtır. alıcı, aktarılacak konuyu satır satır, nokta nokta tarayarak çözümler. bu çözümlemeye uygun biçimde oluşan televizyon imleri, eşeksenli kablolar ya da verici yayacın verici dalgalığı yoluyla almaca doğru yola çıkarılır. bu ikinci durumda, televizyon imlerini bir taşıyıcı dalga, dalgalığa ulaştırır. bu dalgalığın almaca verdiği televizyon imleri almacın çeşitli katlarından geçerek bir elektron topundan çıkan elektron demeti yardımıyla almacın görüntülüğünde konuyu yeniden kurar. görüntülükteki bu resim, alıcının ereğindeki resmin tıpkısıdır). bir ülkede televizyonu oluşturmak için gerekli kuruluşların tümü, televizyon işleyimi. güzel sanatların bir kolu olarak televizyon sanatı. televizyonu gerçekleştirmek için yapılan çalışmaların tümü, televizyonculuk. bir ülkenin kendine özgü nitelikler taşıyan ulusal televizyonu.

 

Television set : Televizyon alıcısı. Televizyon seti.

Picture transmission : Devinimli görüntülerin kablolar ya da telsiz bağlantısıyla çok uzaklardaki yerlere ulaştırılması ve buralarda izlenebilmesi. (bunu gerçekleştirmek için gerekli başlıca aygıt ve donanımlar alıcı, kablolar, verici, verici dalgalık, alıcı dalgalık, almaçtır. alıcı, aktarılacak konuyu satır satır, nokta nokta tarayarak çözümler. bu çözümlemeye uygun biçimde oluşan televizyon imleri, eşeksenli kablolar ya da verici yayacın verici dalgalığı yoluyla almaca doğru yola çıkarılır. bu ikinci durumda, televizyon imlerini bir taşıyıcı dalga, dalgalığa ulaştırır. bu dalgalığın almaca verdiği televizyon imleri almacın çeşitli katlarından geçerek bir elektron topundan çıkan elektron demeti yardımıyla almacın görüntülüğünde konuyu yeniden kurar. görüntülükteki bu resim, alıcının ereğindeki resmin tıpkısıdır). bir ülkede televizyonu oluşturmak için gerekli kuruluşların tümü, televizyon işleyimi. güzel sanatların bir kolu olarak televizyon sanatı. televizyonu gerçekleştirmek için yapılan çalışmaların tümü, televizyonculuk. bir ülkenin kendine özgü nitelikler taşıyan ulusal televizyonu. Televizyon yayını. Resim nakli. Görüntü iletimi. Görüntü nakli.

Tele : Televizyonun, konuşma dilinde kısaltılmışı. Uzak. Sınalgı. Tele.

Tv : Travesti. Devinimli görüntülerin kablolar ya da telsiz bağlantısıyla çok uzaklardaki yerlere ulaştırılması ve buralarda izlenebilmesi. (bunu gerçekleştirmek için gerekli başlıca aygıt ve donanımlar alıcı, kablolar, verici, verici dalgalık, alıcı dalgalık, almaçtır. alıcı, aktarılacak konuyu satır satır, nokta nokta tarayarak çözümler. bu çözümlemeye uygun biçimde oluşan televizyon imleri, eşeksenli kablolar ya da verici yayacın verici dalgalığı yoluyla almaca doğru yola çıkarılır. bu ikinci durumda, televizyon imlerini bir taşıyıcı dalga, dalgalığa ulaştırır. bu dalgalığın almaca verdiği televizyon imleri almacın çeşitli katlarından geçerek bir elektron topundan çıkan elektron demeti yardımıyla almacın görüntülüğünde konuyu yeniden kurar. görüntülükteki bu resim, alıcının ereğindeki resmin tıpkısıdır). bir ülkede televizyonu oluşturmak için gerekli kuruluşların tümü, televizyon işleyimi. güzel sanatların bir kolu olarak televizyon sanatı. televizyonu gerçekleştirmek için yapılan çalışmaların tümü, televizyonculuk. bir ülkenin kendine özgü nitelikler taşıyan ulusal televizyonu.

Telly : Sınalgı. Televizyon alıcısı.

Small screen synonyms : boob tube, broadcast television, tellies, the tube, boxes.