Snooze türkçesi Snooze nedir

Snooze ile ilgili cümleler

English: Mary hit the snooze button.
Turkish: Meryem alarm erteleme düğmesine hiddetle bastı.

English: Ali snoozed quietly in front of the TV.
Turkish: Ali TV'nin önünde sessizce kestirdi.

English: I think I'll snooze for a while.
Turkish: Sanırım bir süre uyuyacağım.

English: Ali usually takes a short snooze after lunch.
Turkish: Ali genellikle öğle yemeğinden sonra kısa bir şekerleme yapar.

English: I want to snooze some more.
Turkish: Biraz daha kestirmek istiyorum.

Snooze ingilizcede ne demek, Snooze nerede nasıl kullanılır?

Snooze away : Uyuklayarak geçirmek.

Have a snooze : Kestirmek. Şekerleme yapmak.

Snoozed : Ertele. Şekerleme. Kısa uyku. Uyumak. Uyku. Yeniden anımsat. Uyuklama. Şekerleme yapmak. Kestirmek. Uyuklamak.

Snoozer : Uyuklayan. Kısa uyku uyuyan. Kestiren. Hafif uykuya dalan. Şekerleme yapan.

Snoozers : Kestiren. Hafif uykuya dalan. Uyuklayan. Kısa uyku uyuyan. Şekerleme yapan.

Snooker : Değişik renkli topla delikli masada oynanan bir tür bilardo oyunu. Kırmızı. Bilardo. Zor duruma sokmak. Bir tür bilardo. Bir çeşit bilardo. Belaya sokmak.

Snooker pool : Bir tür bilardo.

Snoods : Kurdele. Saç filesi. Saç kurdelesi.

 

Snookers : Bir çeşit bilardo. Bir tür bilardo. Bilardo.

Snoozes : Uyumak. Yeniden anımsat. Uyuklama. Uyuklamak. Şekerleme yapmak. Ertele. Uyku. Kısa uyku. Şekerleme. Kestirmek.

İngilizce Snooze Türkçe anlamı, Snooze eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Snooze ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Brittles : Nazik. İnce. Bonbon. Gevrek. Kolayca kırılan. Kırılgan. Kıtır kıtır. Narin. Hassas.

Siesta : Öğle uykusu. Kaylule.

Conjecturing : Tahmine dayalı fikir. Sanmak. Kestirim. Hipotez. Varsaymak. Varsayı. Tahmin etmek. Sanı. Zannetmek.

Nod : Kafa sallamak (olumlu). Başını eğmek. Evet anlamında başını sallamak. Başını sallamak. Başıyla selam vermek. Kafa sallamak (olumlu anlamda). Uyuklarken başı öne düşmek. Dikkatsiz davranmak. Başı öne düşmek.

Candies : Karamela. Bonbon. Şeker. Şekerler.

Gone off : Sönmek (ışıklar veya kalorifer). Geçmek (bir olay belirli bir şekilde). Çoğalmak. Ekşimek. Ateş almak. Kesilmek. Patlamak. Çıkıp gitmek. Çürümek.

Drowsiness : Sersemlik. Uyku sersemliği. Mahmurluk. Ayakta uyuma. Rehavet. Uykulu olma. Ağırlık. Baş dönmesi. Uyuşukluk.

Lie down : Kestirmek (uyku). Yatmak. Uzanmak. Sere serpe yatmak. Serilip yatmak. Boylu boyunca yatmak. Boylu boyunca uzanmak.

Peeps : Görünüvermek. Dikizlemek. Gözetlemek. Kaçamak bakmak. Çıkmak. Röntgencilik yapmak.

Snooze synonyms : cat sleep, catch a wink, eye gum, be somnolent, sleepings, fall asleep, have a nap, shuteyes, catnap, have forty winks, bonbons, listlessness, forty winks, catnaps, doss down, brittle, dossing, drowsed, lethargy, bed down, dozes, candying, bonbon, be inactive, rest, bunk down, doze, go off, lethargies, snoozed, confection, naps, get to sleep.

Snooze ingilizce tanımı, definition of Snooze

Snooze kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To slumber. To drowse. To doze. To take a short nap. A nap. A short sleep.