Soku nedir, Soku ne demek
"Soku" ile ilgili cümle
- "Evlerinin önü bulgur sokusu / Yel estikçe gelir yârin kokusu" - Halk türküsü
Yerel Türkçe anlamı:
Dut, bulgur dövülen çukur taş, büyük havan
Kuyruksokumundaki kemik.
Kısa boyunlu (kimse).
Havanda ya da dibekte tahıl dövmekte kullanılan tokmak.
Tahıl dövmeye yarayan taş dibek.
Tahıl ezmeye yarayan taş dibek
Ceket.
1.Tahıl dövmeye yarayan büyük taş dibek. 2.Dibekte, havanda dövme işini yapan tokmak.
İçinde bulgur kuru dut vs. dövülen, büyük oyuk taş
Kapı sürgüsü.
Tahıl dövmeye yarayan taş dibek
Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:
(I) [sohu -1, sohu -2]:
Bulgur yapılmak üzere taş dibeğe konmuş buğdayı dövmeye yarayan ağaç tokmak. (Yeşilköy *Gelendost, Gönenköy -Isparta; *Güdül -Ankara) sohu -2 : (Adalıkuzu *Güdül -Ankara)
İçi çukur bulgur dövme taşı. (Küplüce *Gümüşhacıköy -Amasya) sohu -1 : (Güllüce *Gümüşhacıköy -Amasya)
Diğer sözlük anlamları:
Taş dibeğin tokmağı.
Havan, büyük taş dibek.
Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:
Kahramanmaraş şehrinde, Pazarcık ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Amasya kenti, Suluova ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
Soku kısaca anlamı, tanımı:
Sokucu : Sokma özelliği olan.
Sokulgan : Kısa sürede insanlarla kaynaşıp dost olabilen, kendini çabucak sevdiren.
Sokulganlık : Sokulgan olma durumu.
Sokulma : Sokulmak işi.
Sokulmak : Yanaşmak, yaklaşmak. Sokma işine konu olmak. Girmek.
Sokulu : Sokulmuş olarak. Sokulmuş olan.
Sokuluş : Sokulma işi.
Sokum : Yufka ekmeğinden yapılmış olan dürüm. Lokma.
Sokur : Köstebek. İçeriye batmış. Bir gözü kör.
Sokuş : Sokma işi.
Sokuşmak : Dar bir yere sokulmak. Usulcacık araya girmek.
Sokuşturma : Sokuşturmak işi.
Sokuşturmak : Dar bir yere zorla veya iterek sokmak. Belli etmeden kötü bir malı vermek. Bir sözü kırıcı olmak amacıyla tekrar tekrar söylemek.
Burnunun dibine sokulmak : Çok yaklaşmak, iyice yaklaşmak.
Kuyruk sokumu : İnsanda omurganın alt ucunun bitim yeri.
Kuyruk sokumu kemiği : Omurganın bitiminde, beş kuyruk omurunun kaynaşmasından oluşan, üçgen biçiminde kemik, uca, pöç.
Dibek : Taştan veya ağaçtan yapılmış büyük havan.
Havan : İçinde bir şey dövüp ufalamaya yarayan, tahta, taş, maden veya plastikten yapılmış olan kap. Havan topu. Tütün kıyma makinesi.
Tahıl : Buğday, arpa, mısır, yulaf, çavdar, pirinç vb. hasat edilen ürünler ile tohumlarının genel adı, hububat.
Dövme : Kızgın durumdayken dövülerek biçim verilmiş (metal eşya). Dövmek işi. Dövülerek kabuğu çıkarılmış buğday, yarma. Dövülerek yapılan. Vücut derisi üzerine iğne vb. sivri bir araçla çizilmek ve içine renk veren maddeler konulmak yoluyla yapılmış olan yazı veya resim.
Tokmak : Davul vb. vurmalı çalgıları çalmakta kullanılan ve çalgının bir parçası olan araç. Kapı kolu yerinde bulunan ve kapıyı açmaya yarayan topuz. Dibekte dövme işi için kullanılan ağaçtan araç. Kapıya asılı duran ve kapıyı çalmaya yarayan, türlü biçimlerde metal parça. Ağaçtan yapılmış iri çekiç.
Taş : Genellikle içine sulu şeyler konulan metal vb.nden yapılmış kap. Başa giyilen metal koruyucu. Bu kabın alacağı miktarda olan.
Sokuculuk : Çamaşır yıkayanın yanına az çamaşırla giderek, onun sıcak suyundan yararlanma.
Sokueli : Dibekte, havanda dövme işini yapan tokmak.
Sokuk : Ağılı hayvanın soktuğu yerde oluşan şişlik.
Sokuk boyun : Kısa boyunlu kimse.
Sokulabilme : Sokulabilmek işi.
Sokulabilmek : Sokulma imkânı veya olasılığı bulunmak. İlgili cümle: "Böylece dil, evreni insana açar, insanın evren içine sokulabilmesini gerçekleştirir." N. Uygur.
Sokuldamak : Yara zonklamak. Zonklamak.
Sokulma başkalaşımı : Derinliklerdeki kayaçların içine, magmanın içitimiyle magmasal kayaç oluşunu sonuçlayan olay.
Sokulma davranışı : Merak, öykünme ve saldırganlık gibi davranışlarda görüldüğü üzere bireyin karşılaştığı uyaranla ilişkilerini sürdürme çabası.
Sokulma kayaçları : Yerkabuğu içine içitimle sokulmuş olan magmanın katılaşmasından oluşan kayaçlar.
Soku ile ilgili Cümleler
- Babam her zaman burnunu özel hayatıma sokuyor.
- Ali bir deniz anası tarafından sokuldu.
- Sen sokulgansın.
- İyi ki bir araba almış. Artık sürekli gözümüze sokup durur.
- Sadece sokulmak istiyorum.
- Penguenler sıcak kalmak için birbirlerine sokuldu.
- Ali her zaman başını belaya sokuyor.
- Sokulgan davranış gerçekten can sıkıcı olabilir.
Diğer dillerde Soku anlamı nedir?
İngilizce'de Soku ne demek? : [Soku] n. shock, trauma, concussion, impact, blow, jar, jolt, jounce


Bu kısımda Soku nedir? Soku ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Soku tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Soku hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.