Taş nedir, Taş ne demek

Taş; Coğrafya, Kimya, Edebiyat, Jeoloji alanlarında kullanılan bir terimdir. Dil bilgisi yönünden Türkçe'de isimsıfat olarak kullanılır.

  • Kimyasal veya fiziksel durumu değişiklikler gösteren, rengini içindeki maden, tuz ve oksitlerden alan sert ve katı madde
  • Bu maddeden yapılmış, bu maddeden oluşmuş.
  • Bazı yerlerde ve işlerde kullanılmak için bu maddeden özel olarak hazırlanmış malzeme.
  • Yapı işlerinde kullanılmak için bu maddeden hazırlanmış malzeme.
  • Mücevherlerde kullanılan yüksek değerli cevher.
  • Dama, domino ve benzerleri oyunlarda kullanılan metal, kemik, plastik veya tahta parçalardan her biri. 7. tıp Bazı organların içinde, özellikle idrar kesesi vb.nde oluşan, türlü biçim ve hacimdeki katı madde. 8. jeol. Bazı kütlelerden kopan veya koparılan parça. 9. mec. Üstü kapalı bir biçimde söylenen iğneleyici söz.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Gönü işlemekte kullanılan bir araç.

Coğrafya'daki terim anlamı:

[Bakınız: kayaç].

Kimya'da terim anlamı:

Kimyasal veya fiziksel özellikleri değişiklikler gösteren, rengini içindeki maden, tuz ve oksitlerden alan, sert ve katı madde. Çeşitli biçim ve büyüklükte her türlü kaya parçası.

Edebi anlamı:

(Söz sanatı terimi) Kapalıca yapılan sitem veya takışma.

Jeoloji'deki terim anlamı:

 

Kimi kütlelerden kopan ya da koparılan parça.

Teknik terim anlamı:

Değirmen taşı. (Bünyan Kayseri).

[Bakınız: daş].

Taş ile ilgili Cümleler

  • “Bütün galeyanı, bu taş gibi karşısında oturan, her an fırlayacak adam önünde tavsadı.”
  • “Taş çatlasa otuz yaşlarında görünen genç kadın yanındaki boş yere oturmuştu.”
  • “Çirkefe taş atma, hikmetini mırıldanarak kaçar gibi uzaklaştı.”
  • “Kırıp geçirmeye niyet etmişti ama ah bu kadın, gene tekerine taş koymuştu.”
  • “Zaten yol boyunca hem lezzetli hem de buzdolabına taş çıkartacak sulardan geçeceğiz.”
  • “Taş atıp kolunuz yorulmadan üstüne konduğunuz paranın nasıl kazanıldığını bir yazarsak görürsünüz.”
  • Biri onlara taş attı.
  • Nehre taş atmayın.
  • Taş oyununda yüz bir, okeyden daha zordur.
  • “Bunlardan en iyisini taş çatlasa konakta iki aydan fazla tutamazdı.”
  • Bu küpenin taşları o kadar temiz değil.
  • “Salonun içinde kimse kımıldayamadı. Hepsi olduğu yerde dondu. Taş kesildi.”
  • Taş üzerinde yazılı bir şey vardı ve onlar bunun ne olduğunu çözmeye çalıştılar.
  • Uzaktan bakıldığında taş bir insan yüzü gibi görünüyor.
  • “Damadım hakkında kötü şeyler düşünmeni, bu işe taş koymanı istemiyorum.”
  • Ben kargalara taş atıyorum.
  • “Acı çekerdim ama makul bir çocuktum. Bağrıma taş bastım.”
  • Taş Devri kalıntıları keşfedildi.
  • Taş kalpli olduğunu düşünüyorum.
  • Taş kalpliler bile gözyaşlarına boğulabilirler.
  • “İkide birde bana bunun için taş atıyordu.”
  • “Kaçsan da kaç para eder? Sana, köyde taş taş üstünde bırakmayacak, diyorum.”
  • “Tophane yukarılarında taştan bir binada oturuyordu.”
  • Onlar korkudan taş kesilmişlerdi.
  • Ali eğildi ve bir taş aldı.
  • Taş ağırdır.
  • Kireç taşı. Oltu taşı.
  • Taş o kadar ağırdı ki hiç kimse onu kaldıramadı.
 

Taş ile ilgili Atasözü veya Deyim

ağır taş yerinden oynamaz : “ağırbaşlı insan kimsenin oyuncağı olmaz, onu yıpratmaya kimsenin gücü yetmez” anlamında kullanılan bir söz.

ağzına taş almak : söze karışmayıp susmak.

al elmaya taş atan çok olur : “değerli kimselere sataşan çok olur” anlamında kullanılan bir söz.

altın yerde paslanmaz, taş yağmurdan ıslanmaz : “değerli kişi veya nesneler, ne türlü uygunsuz koşullar içinde bulunurlarsa bulunsunlar değerlerini ve niteliklerini yitirmezler” anlamında kullanılan bir söz.

arabanın tekerine taş koymak : güçlük çıkarmak.

ayak almadık taş olmaz, başa gelmedik iş olmaz : “insan, yaşamı boyunca çeşitli engellerle ve güçlüklerle karşılaşır” anlamında kullanılan bir söz.

bağrına taş basmak : sesini çıkarmaksızın her türlü acıya katlanmak.

(birine veya bir şeye) taş çıkarmak (veya çıkartmak) : biri ötekinden özellik, yetenek ve benzerleri bakımından üstün olmak.

çamura taş atmak : çirkefe taş atmak.

çirkefe taş atmak (veya çirkefi üzerine sıçratmak) : edepsiz bir kimsenin tepkisine yol açacak bir davranışta bulunmak.

deliye taş atma, başını yarar : “davranışlarında çılgınlık bulunan kimseye dokunma yoksa sana öyle çılgınca saldırır ki yaptığına pişman olursun” anlamında kullanılan bir söz.

dostun attığı taş baş yarmaz : “dostun acı sözü veya sert davranışı insana ağır gelmez” anlamında kullanılan bir söz.

erdiğine erer, ermediğine taş atar : “amacına ulaşamadığında her türlü kötülüğü yapar” anlamında kullanılan bir söz.

gerize taş atmak : edepsiz bir kimseye edepsizliğini göstermeye fırsat vermek.

gezen ayağa taş değer (veya dolar) : “gereksiz yere gezen kişi, kendisine zararı dokunacak şeylerle karşılaşır” anlamında kullanılan bir söz.

hangi taş pekse (veya katıysa), başını ona vur : “kendi kusurun yüzünden zor bir duruma düştüğünde kendini suçla ve başkalarından yardım isteme” anlamında kullanılan bir söz.

her taş baş yarmaz : “korkulan her şey tehlikeli değildir” anlamında kullanılan bir söz.

pabucuna taş kaçmak : ortaya çıkan durum karşısında tedirgin olmak.

sırça köşkte oturan komşusuna taş atmamalı : “insan kendinde herhangi bir kusur varken başkalarını aynı kusurla suçlamamalıdır” anlamında kullanılan bir söz.

taş atıp kolu yorulmamak : bir kazancı hiç yorulmadan sağlamak.

taş atmak : birine dolaylı olarak iğneleyici, dokunacak bir söz söylemek.

taş attın da kolun mu yoruldu : “bu kazancı hiç yorulmadan elde ettin” anlamında kullanılan bir söz.

taş bebek gibi : çok güzel fakat genellikle soğuk ve donuk (kadın).

taş çatlasa : bütün olanakların kullanılmış olmasına karşın ne olursa olsun en fazla.

taş düşürmek : böbrekte oluşan kum ve taşları vücuttan atmak.

taş gibi : çok sert, çok katı çok sağlam hareketsiz vücudu diri, taze (kadın).

taş kesilmek : çok şaşırıp ne yapacağını, ne söyleyeceğini bilememek, sesini çıkaramaz olmak.

taş kırdırmak : böbrek taşlarını çeşitli yollarla parçalara ayırarak vücuttan atmak.

taş koymak : engelleyecek biçimde davranmak.

taş sürmek : satranç, dama, domino ve benzerleri oyunlarda taşlardan birini oynatmak.

taş taş üstünde bırakmamak : baştan başa yıkıp yerle bir etmek.

taş yağar kıyamet koparken : telaşlı ve tehlikeli zamanları anlatan bir söz.

taş yerinde ağırdır : herkesin, her şeyin kendi çevresinde önem taşıdığını anlatan bir söz.

tekerine (veya tekerinin önüne) taş koymak : tekere çomak sokmak.

ummadığın taş baş yarar : “küçük veya önemsiz şeyler de çoğu kez büyük etkiler yapabilir” anlamında kullanılan bir söz “elinden bir şey gelmez sanılan kişi kendisinden beklenilmeyen önemli işler yapabilir” anlamında kullanılan bir söz.

yuvarlanan taş yosun tutmaz : “sürekli olarak iş değiştiren bir kimse başarı kazanamaz” anlamında kullanılan bir söz.

Taş tanımı, anlamı

Buzul taş gölü : Açık yanı buzul taşlarla tıkanıp kapanan çukurlarda oluşan göl. bk. set gölleri

Cilalı taş çağı : Dördüncü zamanın son bölümünde, tarihten önce yaşamış insanların taşı cilalayarak araçlarını, süs ve güzel sanat eserlerini yaptıkları çağ.

Çayır taş kuşu : Ötücü kuşlar (Passeriformes) takımının, ardıç kuşugiller (Turdidae) familyasından, Türkiye'de göç esnasında görülen, 1. 5 cm kadar uzunlukta, erkekte çene, gerdan ve baş yanları siyah, boyun yanları beyaz, kursak bölgesi, göğüs ve karın, bölgesi kırmızımsı renkte olan bir tür: Vınlayan kuyrukkakan.

Çizikli taş : Üzerinden geçen sert ve ağır buzullarla çizilmiş yerlikaya ve buzultaşlar. bk. parlatılmış kayaç.

Deniz taş emeni : (Petromyzon marinus) Omurgalı hayvanlardan yuvarlak-ağızlılar (Cyclostomata) sınıfının taş-emengiller (Petromyzontidae) familyasından bir tür. Uzunluğu 90 cm. Birkaç kilo ağırlığındandır. Dişleri ikişer uçlu olup bu uçların üzerinde de tekrar birçok dişçikleri taşır. Denizde yaşar. İlkbaharda yumurtlamak için ırmaklara geçer. Atlantik Okyanusu kıyılarında bulunur.

Düzme taş : Temel üstüne konulan yontulmuş taş, çap taşı.

Eli taş altında kalmak : Zarurete düşmek, ihtiyaç içinde kalmak.

Irmak taş emeni : (Lampetra fluviatilis) Omurgalı hayvanlardan yuvarlak-ağızlılar.(Cyclostomata) sınıfının taş-emengiller (Petromyzontidae) familyasından bir tür. Uzunluğu 50 cm. Dişleri içice 2 çember üzerine dizili olup dış sıra daha küçüktür. Yumurtlamak için toplu halde ırmaklara geçerler ve avlanarak yenilirler. Avrupa, Kuzey Amerika ve Japonya kıyılarında yaşarlar.

Katı taş : Mermer.

Kevet taş : İçi delikli, hafif, çabuk kınlabilen, yumuşak (taş ve benzerleri için).

Küncülü taş : Üzerinde susam gibi taneler olan ve özellikle değirmen taşı yapılan bir çeşit taş.

Mılık taş : Su kıyılarında olan parlak ve cilalı taş.

Oluklu taş : Karşıt bölgelerinde, özellikle az eğimli yamaçlarda yaygın olan, oluk biçimli ince, uzun çukurlar ve bunları ayıran sivri, dik yanlı sırtcıklarla pürüzlenımiş yüzeylere verilen ad. Yağmur sularının kireçtaşları üzerindeki eritme etkisiyle oluşmuş, aralarında dar, keskin kabarcıklar bulunan, oluk biçimindeki çukurluk.

Somruklu taş : Üstü küçük küçük delikli taş.

Soslan taş : Gök mavisi sutaşı.

Tağ taş : Her taraf, dağ taş.

Taş akıntısı : Fiziksel yolla parçalanan irili ufaklı taşların, sarp yamaçlarda, yerçekiminin etkisiyle kayması, bk. döküntü, döküntü yelpazesi.

Taş avuşlamak : Hayvan taşa takılıp düşmek : Bu hayvan çok taş avuşlar.

Taş bağır : Katı yürekli.

Taş bülbülü : Ötücü kuşlar (Passeriformes) takımının, ardıç kuşugiller (Turdidae) familyasından, 16.5 cm kadar uzunlukta, Türkiye'de Trakya ve Anadolu'nun kuzey tarafları hariç diğer bölgelerde yazın kuluçkaya yatan, böceklerle beslenen, göçmen bir kuş türü. Akgerdan.

Taş çölü : Kum ve öteki ince öğelerin rüzgârla süpürülüp başka yerlere taşınması sonunda, köşeli taşlar ve yerli kayalarla kaplı duruma dönüşmüş çöl. Tabanı taş parçaları ve çakıllarla örtülü, tek tük aşınma biçimleri olan çöl.

Taş demirli göktaşı : İçindeki demir ve taş nicelikleri hemen hemen eşit olan göktaşı türü.

Taş döğen : Taş kıran. Sağlam, kuvvetli.

Taş elinde olmak : Hazırcevap olmak.

Taş emengiller : (Petromyzontidae), ırmak taş-emeni (Lampetra fluviatilis) iyi bilinen türleridir.

Taş enek : Taş bilye.

Taş evlemek : Taş kırmak için çivi yeri açmak.

Taş hücresi : Hücreleri ligninleşrniş, kalın sekonder çeperli, çok sayıda basit ya da dallanmış geçitlere sahip, eni boyuna hemen hemen eşit olan sert hücreler.

Taş ısıran : (Cobitis taenia) Kemikli-balıklar (Teleostei) takımının dikenliyüzgeçligiller (Acanthopsidae) familyasından bir balık türü Uzunluğu 8-1O cm. Geceleri balçığa gömülür.

Taş kanalı : Derisi dikenlilerde, su kanal sisteminin dışarı ile bağlantısını sağlayan ağzın kenarına doğru uzanan S biçiminde bir kanal. Madrepor kanalı. Derisi dikenlilerde, su kanal sisteminin dışarıyla bağlantısını sağlayan ağzın kenarına doğru uzanan “S” biçiminde bir kanal, madrepor kanalı. (karşılık: madrepor kanal),: Derisi dikenlilerde ağızın kenarına doğru uzanan S biçimi bir kanal olup su kanal sisteminin dışarısı ile bağlılığını sağlar.

Taş kapak : Tandırın ağzına kapanan ince taş.

Taş koparmak : İtaatsizlik etmek, sözünden çıkmak.

Taş kömür : Isıtıldığında katran çıkaran kömür. (Alevli yanıp gaz çıkaran, gazlı ve alevli yanan, duman çıkaran kömür bu çeşit kömürdür.).

Taş kuşu : Kuşlar (Aves) sınıfının, ötücü kuşlar (Passeriformes) takımının, ardıç kuşugiller (Turdidae) familyasından, 12.5 cm kadar uzunlukta, Türkiye'de Trakya, Batı Anadolu, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde her mevsim görülen, böcek ve böcek larvaları ile beslenen yerli bir tür. Takırdayan kuyrukkakan.

Taş mercanlar : Haşlamlılar (Cnidaria) şubesinden, kalkerli kalın dış iskeletleri olan bir takım.

Taş muska : Üzerinde bulundukları canlı ve cansız varlıkları yersel, özdeksel özellikleri nedeniyle, her türlü dokuncadan koruyacaklarına inanılan her biri küçük bir tek taştan oluşan muska türü. bk. muska. karşılığı insan muskası, hayvansal muska, bitkisel muska, yapımsal muska, yazılı muska.

Taş sarımsağı : Genç yaprakları soğan yerine kullanılan bir bitki türü (Allium scorodoprasum)..

Taş tahtacı : Uzun yol yarışlarında, önde giden koşucuların numaralarını, kovalayan yarışçılarla aralarındaki zaman ayırımını ve ortaya çıkan değişiklikleri, sırtındaki taş tahtaya yazarak gerideki koşucu ve yöneticilere, sürekli olarak bildirmekle görevli motosikletçi.

Taş toprah : Her yer, taş toprak// taş toli: taş kaya, bk. taş kaya.

Taş tutunmak : Taşla taharet yapmak, istinca etmek.

Taş yatur : Korkudan hareketsiz, taş gibi duran.

Taş yatur kalmak : Korkudan, hayretten taş gibi dona kalmak, harekete mecali olmamak.

Taş yiyen : Kemikli balıklardan taş yiyenler (Cobitidae) familyasından, boyu 14 cm olabilen, genellikle akarsu ve göllerin temiz ve serin sularında yaşayan bir tür.

Yonu taş : Yapı yapmada kullanılan ve yontulması kolay iri taş.

Buzul taş : Buzulların taşıyıp biriktirdikleri, üzerleri çok kez parıltılı veya çizikli taşlar, moren.

Cilalı taş devri : Tarihten önceki zamanların ayrıldığı üç devirden biri.

Dağ taş : Her yer, her taraf.

Damla taş : Tıraş edilmeyerek yuvarlak ve cilalı bırakılmış, değerli veya yarı değerli taş. Sarkıt.

Dikili taş : Önemli bir olayın durumu veya bir zaferin anısı için dikilmiş tek parça yüksek taş, obelisk.

Kayağan taş : Killerin başkalaşımı ile oluşmuş, yaprak biçiminde ayrılabilen, mavimsi bir taş, kayrak, arduvaz.

Kesme taş : Yola dizilmek amacıyla veya bir yapı için biçimlendirilmiş taş.

Moloz taş : Kaba, pürüzlü taş.

Püskürük taş : Püskürük külte.

Sesli taş : Vurulduğunda çınlama sesi veren, gri veya yeşil renkli, ortoklazlı yanardağ kayası, fonolit.

Taş arabası : Aptal, sersem.

Taş bademi : Kabuğu çok sert bir tür badem.

Taş balığı : Gölge balığıgillerden, Akdeniz'de yaşayan, vücudu yassı, pullu, eti lezzetli bir balık, işkine (Sciaena umbra).

Taş baskı : Taş basması.

Taş basmacı : Taş basması ile uğraşan kimse.

Taş basmacılık : Taş basmacının yaptığı iş.

Taş basması : Kalkerli taş yüzeyine sert bir cisimle kazındıktan sonra basılmış olan yazı, resim, taş baskı, litografya. Bu basım yöntemi, taş baskı.

Taş bebek : Genellikle alçı vb.nden yapılmış oyuncak bebek. Yaşı ilerlemiş olmasına karşın genç görünen kimse.

Taş bilimi : Taşların yapısını inceleyen bilim, litoloji, petrografi.

Taş bilimsel : Taş bilimi ile ilgili, litolojik.

Taş böceği : Kabuğu katır boncuğuna benzeyen bir yumuşakça (Cypraea).

Taş devri : İnsanın ortaya çıkışı ve taştan araçlar yapmasından başlayarak kalkolitiğin sonuna kadar geçen tarih öncesi dönem.

Taş dolgu : Taş ile yapılmış dolgu.

Taş döşeme : Geniş yüzeyli taşlarla yapılmış döşeme.

Taş ekmek : İçi taş döşeli fırında pişmiş olan ekmek.

Taş fırın : Kara fırın.

Taş iliği : Taşların yapraklar durumunda ayrılmasını sağlayan ara katmanı.

Taş kafa : Kafası sağlam, dayanıklı kimse. Kalın kafalı olan kimse.

Taş kalpli : Merhametsiz.

Taş kalplilik : Merhametsizlik.

Taş kömürü : Jeolojik dönemler boyunca dönüşüme uğrayarak büyük bir kalori gücü kazanan, bitki fosillerinden oluşan doğal yakıt, maden kömürü.

Taş küre : Taş yuvarı.

Taş levreği : Gölge balığı.

Taş mantarı : Bir tür mantar.

Taş nanesi : Yüksekliği 10-50 santimetre olan, tüylü ve çok yıllık bir bitki (Micromeria fruticosa).

Taş ocağı : Yapı işlerinde kullanılacak taşların çıkarıldığı yer.

Taş pamuğu : Asbest.

Taş plak : Bakalitten imal edilen gramofon plağı.

Taş pudra : Süslenmek için kullanılan pudra ve krem karışımı katı madde.

Taş tahta : Kayağan taştan yapılmış hesap tahtası.

Taş toprak : Yüzeyi taş ve toprakla kaplı alan.

Taş uykusu : Derin uyku.

Taş yağı : Gaz yağı.

Taş yuvarı : Yer kabuğunu oluşturan ve yer yuvarlağının merkez çekirdeği çevresinde bulunan katı yuvar, taş küre, litosfer.

Taş yürekli : Merhametsiz.

Taş yüreklilik : Merhametsizlik.

Yalancı taş : Değerli taşların camdan yapılmış taklidi.

Yaprak taş : İçinde mika parçacıkları bulunan, değişime uğramış şist.

Yontma taş çağı : Yontma Taş Devri.

Yontma taş devri : Tarihten önceki zamanların en eski devri, Yontma Taş Çağı.

Diğer dillerde Taş anlamı nedir?

İngilizce'de Taş ne demek ? : stone

Osmanlıca Taş : tariz