Dövme nedir, Dövme ne demek
- Dövmek işi.
- Dövülerek kabuğu çıkarılmış buğday, yarma.
- Dövülerek yapılan.
- Kızgın durumdayken dövülerek biçim verilmiş (metal eşya)

- Vücut derisi üzerine iğne vb. sivri bir araçla çizilmek ve içine renk veren maddeler konulmak yoluyla yapılmış olan yazı veya resim.
"Dövme" ile ilgili cümleler
- "Sanırım, yazılarımdan ötürü beni pohpohlayanlardan çok beni dövmeye kalkanlar haklıydı." - A. Ağaoğlu
- "Dövme dondurma."
Yerel Türkçe anlamı:
Ahlat, armut, üvez unu
Dövülmüş buğdaydan yapılmış olan yemek.
Döğülüp kabuğu çıkartılmış buğday, yarma
Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:
Büyük yuvarlak değirmen taşı. (-Maraş)
Bilimsel terim anlamı:
Metalleri, dövmeç kullanarak, sıcak bozunuma uğratma, biçimleme işlemi.
İngilizce'de Dövme ne demek? Dövme ingilizcesi nedir?:
forging
Dövme hakkında bilgiler
Dövme, insan derisi üzerine yapılmış olan işaret ve desenlerin genel adıdır.
Hintler, Japonlar, Amerika Yerlileri ve Afrika'daki bazı kabileler dövmeyi bir süs olarak yaparlarsa da pek çok toplumda dövmenin hastalıklara ve kötü ruhlara karşı koruyucu bir tılsım (nazarlık) olarak uygulandığı, bireyin toplumdaki konumunu (köle, efendi, ergen, işçi, asker) vurgulamak için kullanıldığı bilinmektedir.
Dövme yapma geleneği hayli eskidir. MÖ 2000'lerde Eski Mısır toplumunda dövmenin yapıldığı mumyalardan anlaşılmıştır. Mısırlıların dışında Britonların, Galyalıların ve Trakların da dövmeleri vardı. Eski Yunanlar ve Romalılar, "barbarlara özgü bir uğraş" saydıkları dövmeyi suçlulara ile kölelere yaparlardı. Hıristiyanlık inancında dövme yasaklanmıştı. Buna karşın ilk Hıristiyanlar, bedenlerine İsa'nın adını ya da haç desenleri taşıyan dövmeler yaptırmışlardır. Aradan yüzyıllar geçince Avrupalılar dövmeyi unuttular. 18. yüzyıl sonlarında denizaşırı gezilerde Amerika Yerlilerinde ve Polinezyalılarda dövmeyle yeniden karşılaştılar. Avrupa dilleri, dövme karşılığı olan tattoo sözcüğünü Tahiti dilindeki tautau kelimesinden almıştır. Dövme 20. yüzyılın başlarından sonra, özellikle denizciler arasında yaygınlık kazandı. Romantik duyguları, yurtseverliği ya da dindarlığı belirtmek amacıyla dövme yaygın olarak kullanıldı ve günümüzde de kullanılmaktadır. Ama hijyene önem verilmediği ve AIDS gibi bazı hastalıkları bulaştırdığı gerekçesiyle lisanssız dövme yapmaya yasal sınırlamalar getirilmesi için çalışmalar yapılmaktadır.
Dövme yapımında değişik yöntemler kullanılır. Bir tür dövmede sivri uçlu kemik, boynuz ya da çelik iğne deriye hafifçe batırılır ve açılan delikler boyayla doldurulur. Açılan deliklerden boyaya batırılmış iplik geçirilerek de dövme yapılabilir.
Dövme ile ilgili Cümleler
- Ali bir dövme sanatçısı olmak istiyor.
- Hiç böyle bir dövme görmedim.
- Dövmem yok.
- Dövme yaptırmaya kararlı mısın?
- O beni dövmekten vazgeçmeyecek.
- Dövmemi görmek ister misin?
- Bak, bir çiçek dövmesi yaptırdım. İşte, göbeğimin üzerinde.
- Dövme yaptırmak aptalca bir fikir.
- O, dövmeleriyle kaplıydı.
- Geçen hafta yeni bir dövme yaptırdım.
- Dövmemi çıkartmak zorunda kaldım.
- O, onu bağladı ve onun ağzını tıkadı, sonra onu vahşice dövmeye başladı.
Dövme tanımı, anlamı:
Deri : İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan tüy, kıl veya pulla kaplı tabaka, cilt, ten. Bu tabakadan yapılmış. Pazar veya panayır kurulan gün, dernek. İşlenerek kullanılır duruma getirilmiş hayvan postu. Toplantı, düğün.
İğne : Dokunaklı söz. İki şeyi birbirine tutturmaya yarar ince, uzun, ucu sivri, metal araç. Bazı böceklerin kendilerini savunmak için kullandıkları organ. Dikiş dikmeye yarayan, ince, ucu sivri, bir ucunda iplik geçecek deliği bulunan çelik araç. Bazı araçların ucu sivri parçaları. Oltanın ucundaki küçük çengel. Bitkilerde yumurtacıkla tepecik arasındaki sapçık. Kas veya damar yoluyla vücuda sıvı bir ilacı basınçla vermek amacıyla enjektör ucuna takılan, boru biçiminde, ucu keskin metal araç. Genellikle kadınların süs olarak elbiselerinin göğüs, yaka vb. yerlerine taktıkları süs eşyası. Toplu iğnenin süs olarak kullanılan, iri başlı, renkli bir türü.
Sivri : Palamut. Ucuna doğru gittikçe incelen. Ucu keskin ve batıcı olan. Genel tutumun veya geleneklerin dışında kalan, göze batıcı özelliği olan, aşırı.
Dövme yapmak : Vücuda dövme işlemek.
Dövmeci : Vücuda dövme yapan kimse. Kullanılmadan önce dövülmesi gereken maden filizlerini veya diğer maddeleri döven işçi.
Dövmecilik : Dövmecinin yaptığı iş.
Dövmek : Davul vb. çalmak, vurmak. Tokat, yumruk, tekme vurarak canını acıtmak. Ezmek. Ateşte ısıtılarak yumuşatılmış bir madeni, vurarak istenilen biçime getirmek. Çarpmak, sertçe dokunmak. Çırpmak. Topa tutmak. Bir şeyi toz durumuna getirmek için ezmek. Çamaşır, halı vb.ni tokaç, sopa gibi şeylerle vurarak temizlemek.
Dövmelik : Mısır ve buğday dövmeye yarayan, yarma buğday yapan bir araç.
Dizini dövmek : Pişmanlık duymak.
Eşeğe gücü yetmeyip semerini dövmek : Güçlü birine kızıp da ondan alamadığı hıncını çevresindekilerden çıkarmak.
Eşek sudan gelinceye kadar dövmek : Adamakıllı dövmek.
Harman dövmek : Ekin tanelerini saptan ayırma işini yapmak.
Harman dövmek keçinin işi değil : "önemli işler herkese yaptırılmaz" anlamında kullanılan bir söz.
Havanda su dövmek : Boşuna uğraşmak.
Kızını dövmeyen dizini döver : "çocuğunu gerektiği gibi eğitmeyen, ileride çok pişman olur" anlamında kullanılan bir söz.
Tepesinde havan dövmek : Üst katta oturan biri, gürültü yaparak alt kattakini rahatsız etmek.
Yayık dövmek : Yayık yaymak.
Vücut : Var olma, varlık. İnsan veya hayvan gövdesi, beden.
Araç : Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta. Taşıt.
Çizilmek : Çizme işine konu olmak.
Renk : Çeşitlilik. Nitelik. Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum.
Madde : Duyularla algılanabilen nesne. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Molekül. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Bir cismi oluşturan öge, öz. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Para, mal vb. ile ilgili şey.
Konulmak : Koyma veya konma işi yapılmak.
Resim : Fotoğraf. Varlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, fırça gibi araçlarla kâğıt, bez vb. üzerinde yapılmış olan biçimleri. Tören. Bazı eşyadan ve işlerden alınan vergi veya harç. Açık gösterge, kesin sonuç. Bunu yapmak için gerekli yöntemleri öğreten sanat.
İnsan : Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı. Âdemoğlu, âdem evladı.
Buğday : Buğdaygillerin örnek bitkisi (Triticum). Bu bitkinin başaktan ayrılıp öğütülmesiyle elde edilen tanesi.
Yarma : Engebeli bir yerde, herhangi bir yolu geçirmek için açılmış yer. Kaba saba, görgüsüz (kimse). Gelişigüzel kırılmış buğday, dövme. Gelişigüzel kırılmış buğdaydan yapılmış olan bir çorba türü. Yarmak işi. Kolay yarılan ve çekirdeğinden ayrılan.
Dövme alaşım : Dövme işlemi ile biçimlendirilmiş alaşım.
Dövme altunu : Kuyumcuların bir iki altını birleştirip mecidiye büyüklüğünde yaptıkları üzeri nakışlı süs altını.
Dövme aralığı : Sıcak dövme işleminin yapılabildiği üst dönüşüm sıcaklığı ile bunun 300°C-400°C üstüne dek uzanan sıcaklık aralığı.
Dövme çelik : Dövme işlemi ile biçimlendirilmiş çelik.
Dövme demir : Dövme işlemi ile biçimlendirilmiş demir.
Dövme deneyi : Gizli kalmış yapısal kusurları bulmak ereğiyle, haddelenmiş parçaları, dövme sıcaklığına dek ısıtıp yeğince dövme.
Dövme kaynağı : Dövme kaynağı yapma işlemi sonucunda oluşan kaynak.
Dövme kaynağı yapma : Yüksek sıcaklıklarda ısıtılmış parçaları döverek kaynak yapma temeline dayanan, bir tür yoğruk kaynak yapma yöntemi.
Dövme pekmez : Bulama.
Dövmeç : Ceviz, dut kurusu, fındık, pestil, şekeri birlikte döğerek yapılan yiyecek 1. Peynir, ekmek ve soğanı doğrayıp yoğurarak yapılan bir çeşit yemek. 2.bk. döymeç. Taze ekmeği tereyağına doğrayıp bal ve yumurta ile pişirerek yapılan bir çeşit yemek. Üzerinde dövme işlemi yapılan aygıt.
Diğer dillerde Dövme anlamı nedir?
İngilizce'de Dövme ne demek? : adj. beaten, wrought, hammered, forged
n. beating, battering, basting, pounding, pound, tanning, hammering, tattoo, dressing down, hiding
Fransızca'da Dövme : (tende) tatouage [le]
Almanca'da Dövme : n. Abreibung, Mahlung
Rusça'da Dövme : n. избиение (N), трепка (F), взбивание (N), ковка (F), артобстрел (M), татуировка (F), тавро (N)
adj. кованый

Bu kısımda Dövme nedir? Dövme ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Dövme tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Dövme hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.