Soleless türkçesi Soleless nedir

Soleless ingilizcede ne demek, Soleless nerede nasıl kullanılır?

Solely : Yalnız. Sadece. Bir tek. Ancak. Salt. Münferiden. Sırf. Yalnızca.

We are solely to blame : Tek suçlu biziz. Tek suçlanacak olan biziz.

Sole agency : Genel acentelik. Tek acente.

Sole agent : Tek mümessil. Genel acente. Tek yetkili mümessil. Yegane temsilci. Umumi acente. Tek temsilci.

Sole bill : Tek nüshalı bono. Tek nüsha düzenlenen bono.

Sole proprietorship : Tek sahiplik. Tek sahipli şirket. Tek kişinin kontrolü. Tek kişilik şahıs işletmesi. Tek maliklik. Şahıs şirketi. Şahıs işletmesi. Tek mülkiyet.

Sole right : Tek hak. İmtiyaz.

Sole heir : Yegane mirasçı. Umumi mirasçı. Tek mirasçı.

Bruised sole : Ökçelerin alt kısmında koryum paryetis (canlı tırnağın ön ve yan kısımları) ve koryum zoleanın (canlı tırnağın taban kısmı) kontüzyonundan ileri gelen hemorajik yangı, blem. Ökçe eziği.

Feme sole : Evli olmayan kadın. Dul kadın. Boşanmış kadın. Evlenmemiş kadın.

İngilizce Soleless Türkçe anlamı, Soleless eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Soleless ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Chickenhearted : Yüreksiz. Korkak.

Poltroon : Ödlek. Alçaklık. Namert. Namertlik. Korkak adam. Korkak.

 

Poltroons : Ödlek. Namert. Korkak. Namertlik. Alçaklık.

Yellowbellies : Tırsak. Ödlek. Cesaretsiz. Korkak.

Coward : Alçaklık. Güney carolina eyaletinde yerleşim yeri. Yüreksiz. Ödlek kimse (argo terim). Korkak. Ödlek. Alçak.

Lily livered : Yüreksiz. Ödlek. Korkak. Tavşan yürekli. Alçak.

Yellowbelly : Korkak. Tırsak. Cesaretsiz. Ödlek.

Yellow belly : Tırsak. Korkak. Ödlek. Tırsık. Lincolnshire'lı kimse.

Cowardly : Alçak. Korkakça. Alçakça. Korkak. Kansız. Yüreksizce. Namert. Ödlek. Cesaretsiz.

Pusillanimous : Korkak. Yüreksiz. Alçaklık. Pısırık. Ödlek.

Soleless zıt anlamlı kelimeler, Soleless kelime anlamı

Soled : Ayak tabanı. Yegane. Tabanlı. Pençesi olan. Ayakkabıya pençe vurmak. Ayakkabıyı pençelemek. Pençeli. Ayakkabıya taban koymak. Taban koymak. Pençe vurmak.