Soled türkçesi Soled nedir

  • Taban koymak.
  • Pençesi olan.
  • Yegane.
  • Pençelemek (ayakkabıyı).
  • Ayak tabanı.
  • Taban.
  • Ayakkabıya taban koymak.
  • Ayakkabıyı pençelemek.
  • Ayakkabıya pençe vurmak.
  • Tabanı olan.
  • Tabanlı.
  • Özel bir pençeye sahip olan (lastik pençe deri pençe vs gibi).
  • Pençeli.
  • Tek.
  • Pençe vurmak.

Soled ile ilgili cümleler

English: I consoled him with his favorite food.
Turkish: Onu en sevdiği yemekle teselli ettim.

English: My shoes need to be resoled.
Turkish: Ayakkabılarıma pençe vurulmalı.

English: Have you ever consoled a friend?
Turkish: Hiç bir arkadaşı teselli ettin mi?

English: We consoled each other.
Turkish: Biz birbirimizi teselli ettik.

Soled ingilizcede ne demek, Soled nerede nasıl kullanılır?

Be consoled : Avunmak. Avutulmak.

Consoled : Avutmak. Teselli etmek. Avunmak.

Resoled : Pençe yapılmış. Pençe yapılmış (ayakkabı).

Unconsoled : Not consoled. Uncomforted.

Sole agency : Genel acentelik. Tek acente.

Sole proprietorship : Şahıs işletmesi. Tek mülkiyet. Tek maliklik. Şahıs şirketi. Tek kişinin kontrolü. Tek sahipli şirket. Tek sahiplik. Tek kişilik şahıs işletmesi.

Bruised sole : Ökçe eziği. Ökçelerin alt kısmında koryum paryetis (canlı tırnağın ön ve yan kısımları) ve koryum zoleanın (canlı tırnağın taban kısmı) kontüzyonundan ileri gelen hemorajik yangı, blem.

 

Sole agent : Tek yetkili mümessil. Genel acente. Tek mümessil. Umumi acente. Tek temsilci. Yegane temsilci.

Sole on credit : Malın belirli ya da belirsiz bir önel sonunda ödenmesi koşulu ile yapılan saycalı satışlarda kullanılan deyim. Sayca ile.

Sole heir : Yegane mirasçı. Umumi mirasçı. Tek mirasçı.

İngilizce Soled Türkçe anlamı, Soled eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Soled ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Alone : Yalnız. Kimsesiz. Bir. Bir başına. Tek başına. Bikes. Sadece. Yalnızca. Yalnız başına.

Architraves : Baştaban. Sütun baş tabanı. Sütun baştabanı. Arşitrav. (sütun) baştaban.

Architrave : Baştaban. Arşitrav. Döşem sanatında pencere ve kapı çerçevesine verilen ad. sahne çerçevesinin üst parçası. Sütun baştabanı. Sütun baş tabanı. Çerçeve. (sütun) baştaban.

Floor : Afallatmak. Taş döşemek. Düzlük. Kat. Tam gaz vermek. Yere yıkmak. Döşemek. Zemin. İşliklerde film çevirmekte kullanılan uzun, geniş, yüksek, hangar biçiminde, içinde aydınlatmayı, alıcı devinimlerini, bezem kurmayı kolaylaştıracak düzeni bulunan yapı. tv. bir yayının hazırlandığı işlik ya da işliğin bir bölümü. Jimnastik, madencilik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Plantar : Tabana ait.

Individuated : Bireysel bir karakter verilmiş. Bireyleştirmek. Şahsi veya ayrı bir hale getirilmiş. Ayırt edilmiş. Özgünleştirmek. Eşsiz. Ayırt etmek. Birey olmak. Bireyselleştirilmiş.

Claw : Makas. Sağım pençesi. Pençe. Alıcı ve göstericide filmin aralı devinimine bağlı olarak çalışan, filmdeki deliklere girerek ya filmin pencere önünde düzgün durmasını ya da aralı devinim düzeneğine bağlı olarak bir resim boyu ilerlemesini sağlayan madenden çıkıntılar. (buna göre tutucu ve yürütücü tırnak çeşitleri vardır.). El uzatmak. Cırmalamak (kedi vb). Çekmek (zorlukla). El atmak. Kapışmak.

 

Resole : Tabanını değiştirmek. Yeni taban koymak. Pençe yapmak. Pençe vurmak (ayakkabıya). Pençelemek (ayakkabı).

Girder : Potrel. Hatıl. Kiriş. Ana kiriş. Putrel. Direk. Mertek. Yollama.

Footplate : Taşıt basamağı. Taban levhası. Taban plakası. Makinayı çalıştırırken çalışanın üzerinde durduğu özel platform veya alan. Ayaklık.

Soled synonyms : merely, odder, cobbling, fellows, bear claw, paw, girders, basal, baseplate, fundament, ground row, in a class by itself, basements, pawed, the only, oddest, unique, monos, unguiculated, one and only, cobble, beyond example, resoling, bases, taloned, base, clawing, unguiculate, isolated, one, basis, odd, clawed.

Soled zıt anlamlı kelimeler, Soled kelime anlamı

Soleless : Tek olmayan. Tabansız.