Something türkçesi Something nedir

  • Falan.
  • Bir şey.
  • Birşey.
  • Önemli bir şey.

Something ile ilgili cümleler

English: "Do you want something to eat?" "Sorry, I just ate."
Turkish: "Yiyecek bir şey ister misin?" "Üzgünüm, az önce yedim."

English: "Please forgive my intrusion, but this is something that you're going to want to hear."
Turkish: "Lütfen izinsiz girmemi affedin ama bu duymak isteyeceğiniz bir şey.

English: "Tom likes Mary." "Tell me something I don't know."
Turkish: "Tom Mary'yi seviyor." " Bana bilmediğim bir şey söyle."

English: "Give me something to write with." "Will this do?" "Yes, it will do."
Turkish: “Yazmak için bana bir şey ver.” “Bu olur mu?” “Evet, olur.”

English: "I'm tired of watching TV. Let's do something else." "Like what?"
Turkish: "TV izlemekten usandım. Başka bir şey yapalım." "Ne gibi?"

Something ingilizcede ne demek, Something nerede nasıl kullanılır?

Something better : Arzulanan bir şey. İyi bir şey. Olumlu bir şey. Pozitif bir şey. İstene bir şey.

Something else : Bir şeyin en iyisi. Başka bir şey. Sıra dışı bir şey. Olağanüstü bir şey.

Something in the air : Ortada bir şeyler dönüyor.

Something is making a noise : Bir şey ses çıkartıyor.

Something like : Yaklaşık olarak. Kadar. Aşağı yukarı. Gibisi. Kabilinden. Gibi bir şey. Gibi. Yaklaşık. Civarında. İhtimal ki.

 

Are you looking for something special : Özel bir şey mi arıyorsunuz.

Something wrong : Bir sorun mu var.

Await something impatiently : Merakla beklemek.

Bring something in its wake : Peşisıra getirmek. Beraberinde getirmek.

Be something of : -a benzemek. -a çalmak. Gibi bir şey olmak.

İngilizce Something Türkçe anlamı, Something eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Something ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Or something : Ya da öyle bir şey.

Anythings : (herhangi) bir şey. Herhangi birşey. Ne olsa. Herhangi bir şey. Hepsi. Her şey. Hiçbir şey.

So and so : Vesaire. Filan adam veya şey. Keza falan. Filan filan adam veya şey. Nitekim. Filan. Keza.

Whatsit : Zımbırtı. Zamazingo. Şey. Adı her ne ise. Ivır zıvır. Adı unutulan şey.

Thingamabob : Onun adı neydi. Zımbırtı. Adı anımsanmayan şey. Ivır zıvır. Adı unutulan şey. Şey. Zamazingo. ¨... neydi. Bkz.thingamajig.

Time of life : Yaşam süresi. Ömür. Yaş.

Maturity : Anaçlık. Pişkinlik. Erişkinlik. Kemal. Olgunluk. Matürite. Erginlik. Hücreler, örgenler, beden ve zihnin görevleri bakımından gelişmenin en üst sınıra ulaştığı ve büyümenin son bulduğu evre. yetişkinlik. Vade.

Such and such : Filan. Falanıncı. Falan şey. Falan filan. Filanca. Filan şey.

Anything : Herhangi bir şey. (herhangi) bir şey. Herhangi birşey. Hepsi. Her şey. Hiçbir şey. Ne olsa.

Or so : Civarında. Kadar. Veya takriben. Veya şöyle. Yaklaşık. Öyle bir şey. Filan.

Something synonyms : thirties, mid thirties, whatsis, thingy, and so forth, adulthood, thingamajig.

Something ingilizce tanımı, definition of Something

Something kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Anything unknown, undetermined, or not specifically designated. In some degree. At some distance. An indeterminate or unknown event. To some extent. An unspecified task, work, or thing. Somewhat. A certain indefinite thing.