So and so türkçesi So and so nedir

So and so ingilizcede ne demek, So and so nerede nasıl kullanılır?

So : Bu kadar. Güya. Yeter. Bu yüzden. Sol notası. Standart damga takımının çizisel damgaları yerine, üzerinde uzlaşma sağlanmış başka bir damga takımına geçiş için kullanılan bir düğüm genişletme damgası. Öyle. Demek ki. Öyle mi.

And : Hem... hem de. Ayrıca. Ve bu yüzden. Üstelik. Ma. İle. -bundan dolayı. Ve. De. Da.

And so : O halde. Ve böylece. Ve dahası. Ve de bu nedenle ve dahası o halde. Ve de. Bu nedenle.

And so forth : Filan. Ve benzerleri. Bu tarzda vesaire. Vesaire vesaire. Filan fıstık. Ve saire. Ve benzeri şeyler. Vesaire. Ve benzeri gibi. Ve benzeri.

And so on : Ve saire. Filan. Vesaire. Ve benzeri. Ve benzeri gibi. Buna benzer. Falan filan. Ve benzerleri. Ve diğerleri. Vs.

Economic and social equity : İktisadi ve toplumsal eşitlik. Toplumsal sınıf farklılıklarını ortadan kaldırıp üretim araçlarından ortaklaşa yararlanmayı gerçekleştirerek insanlara eşit üretim ve gelişme olanakları sağlamayı amaçlayan marksist bir iktisat görüşü.

And so on and so forth : Falan filan. Vesaire. Ve diğer.

Heart and soul : Tamamen. Seve seve. Canı gönülden.

Ball and socket joint : Mafsal. Bilyalı eklem. Küre biçiminde eklem. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Başlığın her yana kolaylıkla döndürülmesini sağlamak üzere, birbirinin içine iyice yerleşmiş dişi ve erkek yuvarlardan oluşan yuvarsal eklem. Bilya başlı mafsal.

 

Body and soul : Canla başla. Bir kimsenin fiziksel ve ruhsal yönleri. Bütün benliğiyle. Tüm benliğiyle. Tüm varlığıyla. Bütün kalbiyle. Vücut ve ruh. Bütün varlığıyla.

İngilizce So and so Türkçe anlamı, So and so eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak So and so ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Therewithal : Aynı zamanda. Bununla beraber.

And what not : Ve benzeri şeyler. Üstelik.

Etceteras : İlaveten. Ve bunun gibi. Detaylandırılmayan ilave insanlar veya şeyler. Tanımlanmamış kişi ya da şeyler.

Something : Önemli bir şey. Birşey. Bir şey.

So on : Falan filan. Buna benzer.

And so on : Buna benzer. Ve benzerleri. Ve benzeri şeyler. Falan filan. Ve benzeri gibi. Ve diğerleri. Ve saire. Vb.

Or so : Kadar. Öyle bir şey. Veya şöyle. Civarında. Veya takriben. Yaklaşık.

Et cetera : Ve benzerleri. Vb. Ve benzeri. Vs. Ve saire. Ve bunun gibi. Ve benzeri gibi.

Thusly : Böyle bir yolla. Böylece. Şöylesine. Mesela. Gösterildiği şekilde. Örneğin. Belirtildiği gibi. Bu nedenle. Belirtilen şekilde.

Thus : Bu cihetle. Bu ölçüde. Bu sayede. Şöyle. Öyle. Böylece. Şöylelikle. Bu nedenle. O şekilde. Böyle.

So and so synonyms : such and such, and so on and so forth, or something, also, as a matter of fact, et alii, asf, and so forth.