Ball and socket joint türkçesi Ball and socket joint nedir

  • Mafsal.
  • Bilyalı eklem.
  • Küre biçiminde eklem.
  • Başlığın her yana kolaylıkla döndürülmesini sağlamak üzere, birbirinin içine iyice yerleşmiş dişi ve erkek yuvarlardan oluşan yuvarsal eklem.
  • Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Bilya başlı mafsal.

Ball and socket joint ingilizcede ne demek, Ball and socket joint nerede nasıl kullanılır?

Ball : Küre. Bilye. Yumak yapmak. Fişek atmak. Alantopu. Gülle. İlaç (at). Devinimli iki yüzey arasındaki sürtünmeyi azaltmak için kullanılan küçük top. Yuvarcık. Masatopuna özgü, sellüloitten yapılmış, donuk ak renkte, çevresi 11,43 -12,06 cm. arasında, ağırlığı 2,40-2,53 gr. arasında olan yuvarlak.

And : Ve bu yüzden. Da. Hem... hem de. İle. Ma. Üstelik. Bir de. Sonra. Daha sonra. De.

Socket : Elektrik akımını almak için fişin sokulduğu yuva; fiş yuvası. Şilifli. Priz. İçine bir şey geçirilen delik. Duy. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kovan. Reze yuvası. Ek bileziği. Soket.

Joint : Ortak. Eklem. Birleşme yeri. Ek veya oynak yeri yapmak. Bilgisayar, jeoloji alanlarında kullanılır. Ek yeri. Birleşmiş. Ek. Birleştirmek. İki borunun birbirine birleştirildiği yer.

Ball and socket : Küresel mafsal. Bilyalı mafsal.

Ball and socket head : Üçayağın başlıkla birleştiği yerde bilyalı eklem bulunan başlık. Bir üçayağın yuvar biçimindeki ucunun buna uygun bir dişli yuva içinde her yöne döndürülebilen başlığı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bilyalı başlık. Eklemli başlık.

 

Ball and chain : Ayak bağı. Kaşık düşmanı. Pranga. Ayak kösteği. Eş veya kız arkadaş. Bir adamın karısı.

Ball and socket clamping screw : Bilya başlı mafsal sıkıştırma vidası.

İngilizce Ball and socket joint Türkçe anlamı, Ball and socket joint eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ball and socket joint ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Articulation : Net telaffuz. Eklemleme. Söyleme. Telaffuz. Boğumlanma. Temiz ifade. Gramer, tiyatro alanlarında kullanılır. Heceleme. Eklemlenme. Tiyatro konuşmasının temel öğelerinden biridir. konuşma organlarımızın (damak, dil, damak eteği, yanaklar, alt çene ve dudaklar) gırtlaktan gelen sese biçim vermek için topluca çalışması demektir.

Bell crank : Kol. Manivela. Hareketin yönünü değiştirmek için kullanılan manivela. Dirsekli mafsal. Hareketin yönünü değiştirmek için kullanılan kol. Dirsekli krank. Mafsallı levye.

Trunnion : Koşum takımı somunu. El fren mili somunu. Burç. Tıkaç. Silindir yatağı. Tapa. Top muylusu. Muylu.

Junctures : Birleştirme. Zaman. Nazik durum. Dikiş yeri. Bağlantı. Önemli an. Durum. Bitişme. Birleşme yeri. Birleşme.

Articulations : Temiz ifade. Berrak söyleyiş. Söyleme. Bitiştirme. Telaffuz. Boğum. Eklemleme. Eklem.

Joints : Eklem. Birleşme yeri. Ek yeri. Esrarlı sigara. Bağlantılar. Eklemler. İki parçanın birleşme ya da ayrılma bölgesi; kemikler arasındaki birleşme yerleri. kafatasındaki gibi hareketsiz, oynamaz eklemler (fibröz eklemler), boyun, göğüs ve bel omurlarındaki gibi yarı oynar eklemler ve bilek, dirsek, diz, alt çenedeki gibi oynar eklemlere (sinoviyal eklemler) rastlanır. Esrar.

 

Enarthrosis : Enartroz. Enartrozis. Yuvarlak eklem. Yuva eklemi (anatomi terimi). Oynak eklemlerin bir cinsi.

Shank : Piston kolu uçları arasında bulunan gövde. El yapımı bıçak. Baldır. İncik. Cıvata sapı. Çiçek sapı. Gövde (direk vb.). Civata sapi.

Arthrosis : Artroz. Eklem. Artroriz. Eklemce.

Knuckle : Bir eksen çevresinde hareketli mafsal. Menteşe. Eklem. Bilek eklemi (hayvan). Parmak eklemi. Parmağın oynak yeri. Düğüm. Boğum.

Ball and socket joint synonyms : ball joint, juncture, bearings.